Patronlar


Burak ARTUNER

İzmir'de başlayan bir yolculuk 97 yıl sonra Fransa'da sona erdi. Geride okunması gereken bir hikâye bırakarak... O hikâyeyi sadece PD okuyucuları okusun diye kaleme aldım. 

Fransa eski Başbakanı Edouard Balladur artık tarihin sayfalarında.

Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, 1993-1995 yılları arasında başbakanlık yapan Balladur’un 31 Ağustos’ta 97 yaşında hayatını kaybettiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise onu Fransa’nın büyük devlet hizmetkârlarından biri olarak andı.
Ama Balladur’un hikâyesinin Fransa’dan çok daha geriye, İzmir’e uzanan bir tarafı vardı.

İZMİR'DEN PARİS’E

Edouard Balladur, 2 Mayıs 1929’da o dönemde Smyrna adıyla bilinen İzmir’de dünyaya geldi.
Balladur Ailesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren İzmir’de yaşayan Fransız-Levanten ailelerden biriydi. Ailenin İzmir geçmişi 18'inci yüzyıla kadar uzanıyordu.

BABASI OSMANLI BANKASI YÖNETİCİSİYDİ

Babası Pierre Balladur, Osmanlı Bankası’nın İzmir şubesinin yöneticilerinden biriydi.
Ancak küçük Edouard’ın İzmir günleri uzun sürmedi. Aile 1935’te Fransa’ya gitti ve Balladur çocukluğunu Marsilya’da geçirdi.
Belki de İzmir’de başlayan bu hayat, onu yıllar sonra Fransa’nın en güçlü makamlarından birine taşıyacak uzun yolculuğun ilk adımıydı.

PATRONLARIN DÜNYASINDAN GELEN DEVLET ADAMI

Balladur’u yalnızca “başbakan” olarak okumak bizim için epey yüzeysel olur. 
Çünkü onun asıl uzmanlık alanı ekonomi ve devlet ile büyük sermaye arasındaki ilişkilerdi.

Sciences Po ve ENA eğitiminin ardından Conseil d'État’da görev yapan Balladur, Georges Pompidou’nun çevresinde yükseldi. 1964’te Pompidou’nun başbakanlık ekibine katıldı; 1969’da Pompidou Cumhurbaşkanı olduğunda Élysée Sarayı’na geçti ve bir dönem cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği görevini yürüttü.

PATRON OLARAK DA ÇALIŞTI

Edouard Balladur’u yalnızca bir siyasetçi olarak tanımlamak haksızlık olur.

Çünkü Balladur, siyasetten uzak kaldığı 1970’li ve 1980’li yılların ilk yarısında Fransız özel sektörünün içinde gerçek bir patron olarak çalıştı.

Onu iş dünyasına sokan isim ise dönemin Fransız sanayisinin en güçlü figürlerinden biri olan Ambroise Roux oldu.

Balladur, Roux'nun etkisiyle Compagnie Générale d'Electricie'nin iki şirketinin başına geçti. Önce bilgisayar şirketi Générale de Service Informatique'nin, ardından Compagnie Europeenne d'Accumulateurs'un yönetimini üstlendi.

İkinci şirkette yaklaşık 10 fabrika ve 6 bin çalışan vardı. Kriz içindeki şirketi yeniden yapılandırdı, çalışan sayısını yaklaşık yarıya indirdi ve şirketi toparladı. Böylece Balladur, bürokrasiden gelen bir teknokrat olmaktan çıkıp maliyet, verimlilik, işgücü ve şirket yönetimi konusunda gerçek bir patron deneyimi kazandı.

SİYASETİN EKONOMİ KOLTUĞU ONUNDU 

1986’da ise siyasette ekonominin patronu oldu. 
Jacques Chirac’ın başbakanlığında Ekonomi, Maliye ve Özelleştirme Bakanı görevini üstlendi. 
Ve Fransa ekonomisinin çehresini değiştiren operasyon başladı.

DEVLETİN ŞİRKETLERİNİ PATRONLARA AÇTI

Balladur’un ekonomi bakanlığı döneminde Fransa, büyük bir özelleştirme dalgasına girdi.
Saint-Gobain, Paribas, Suez, Société Générale, TF1 gibi dev şirketlerin kamu mülkiyetinden çıkarılması bu dönemin en önemli adımlarındandı. Fiyatların serbestleştirilmesi, sermaye hareketlerinin önündeki bazı kontrollerin kaldırılması ve rekabet hukukunun yeniden düzenlenmesi de Balladur döneminin ekonomi politikalarının parçalarıydı.
Üstelik Balladur yalnızca şirketleri satmak istemiyordu. 

'FRANSIZ PATRONLUĞU'NUN ÖNÜNÜ AÇAN İSİMDİ

Fransızları da patron yapmak istiyordu.

Popüler hissedarlık” fikrini savunuyor, milyonlarca küçük yatırımcının özelleştirilen şirketlere ortak olmasını teşvik ediyordu. Saint-Gobain, Paribas ve Société Générale gibi şirketlerin halka arzlarında milyonlarca küçük yatırımcı hisse talebinde bulundu.

Fakat sistem tartışmasız değildi.

Özelleştirilen şirketlerde “noyau dur” adı verilen, yani şirketin kontrolünü istikrarlı biçimde elinde tutması amaçlanan çekirdek hissedar grupları oluşturulması, Balladur’un büyük şirket patronlarına fazla yakın olduğu eleştirilerini de beraberinde getirdi.
Bu nedenle Balladur için “devlet adamı mı, büyük sermayenin mimarı mı?” tartışması hiçbir zaman tamamen bitmedi.

EMEKLİLİK REFORMU İKİNCİ BÜYÜK ESERİYDİ 

1993’te bu kez Başbakan olarak ekonomi masasının başına geçti.

Fransa yeni bir “cohabitation”, yani Cumhurbaşkanı François Mitterrand ile siyasi olarak farklı bir hükümetin birlikte çalıştığı döneme girmişti. Sağ koalisyonun 1993 seçimlerini kazanmasının ardından Mitterrand, Balladur’u başbakan atadı.

Balladur hükümetinin en kritik kararlarından biri emeklilik reformuydu.

Özel sektör çalışanlarının tam emeklilik hakkı için gerekli prim ödeme süresi kademeli olarak 37,5 yıldan 40 yıla çıkarıldı. Emekli aylıklarının hesaplanmasında ücretler yerine fiyat endeksinin esas alınması ve yaşlılık sisteminin finansmanı için yeni bir dayanışma fonunun oluşturulması da reform paketinin parçalarıydı. Fransa’nın bugün hâlâ tartıştığı emeklilik sisteminin tarihinde Balladur reformunun özel bir yeri bulunuyor.

AVRUPA’YA “EVET”, CHIRAC’A “HAYIR”

Balladur’un siyasi kaderini belirleyen en büyük mesele ise Avrupa ve Jacques Chirac oldu.

Balladur, geleneksel Fransız sağının önemli isimlerinden biri olmasına rağmen Avrupa bütünleşmesine destek verdi ve Maastricht Antlaşması konusunda “evet” çizgisinde durdu. Cumhurbaşkanlığı için yarıştığı 1995 seçiminde ise hayatının en büyük siyasi yenilgisini yaşadı.

Üstelik rakibi sıradan biri değildi.

Yıllarca birlikte çalıştığı, kendisini başbakan yapan Jacques Chirac.

1993’te Matignon’a çıkarken Chirac ile aralarında fiilen bir siyasi denge kurulmuştu: Balladur hükümeti yönetecek, Chirac ise 1995 Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanacaktı.

Fakat Balladur’un popülaritesi yükselince dengeler değişti.
Balladur Cumhurbaşkanlığına aday oldu.
Chirac da karşısına geçti.

Sonuç Balladur için ağırdı: İlk turda Chirac ve Lionel Jospin’in gerisinde kaldı ve elendi. Chirac daha sonra Cumhurbaşkanı oldu.

İki eski dostun siyasi rekabeti ise Fransız sağında uzun yıllar sürecek bir kırılma yarattı.

KARİYERİNİN GÖLGESİ: KARACHI DOSYASI

Balladur’un siyasi mirasının üzerinde Karachi dosyasının gölgesi de vardı.

1995 Cumhurbaşkanlığı kampanyasının finansmanına ilişkin yıllar süren soruşturmalarda Balladur’un adı gündeme geldi. Dosya, Pakistan’a yönelik silah satışlarıyla bağlantılı olduğu iddia edilen finansman mekanizmaları üzerinden yürüdü.
Balladur sonunda 2021’de bu davada beraat etti.


 Ballarud'un İzmir Bornova'da hayata gözlerini açtığı köşk.

İZMİR'İN LEVANTEN AİLELERİ: BALLADUR, GİRAUD VE KOÇ

Edouard Balladur ile Caroline Koç arasında doğrudan bir akrabalık olduğuna ilişkin güvenilir bir kayıt bulunmuşor. 

Ancak iki ailenin hikâyesi, yüzyıllar boyunca İzmir'de birbirleriyle ticaret yapan, aynı sosyal çevrelerde yaşayan ve evliliklerle birbirine bağlanan Levanten aileler dünyasında kesişiyor.

Balladur ailesi 18. yüzyılda Nakhitchevan bölgesinden Smyrna'ya geldi. Fransızca konuşan, Katolik ve ticaret-finans dünyasında etkili bir Levanten aile haline geldiler. Ailenin üyeleri arasında tüccarlar, bankacılar ve din adamları çıktı. Edouard Balladur'un babası Pierre Balladur, Osmanlı Bankası'nın yöneticilerindendi.

Caroline Koç'un bağlı olduğu Giraud ailesinin İzmir macerası da 18. yüzyıla uzanıyor. Antibes kökenli Jean-Baptiste Giraud, Smyrna'ya yerleşerek ticaret dünyasında önemli bir aile kurdu. Sonraki kuşaklar tekstil ve sanayide İzmir'in önde gelen ailelerinden oldu.


İzmir Bornova'da Balladur Ailesine ait ev.

İKİ AİLENİN YOLLARI PEK ÇOK KEZ KESİŞTİ

İki aile arasında yalnızca aynı şehir ve ticaret çevresi değil, iş ilişkileri de vardı. Levanten tarihine ilişkin bir sözlü tarih kaydında Hermann Balladur'un Giraud ailesinin pamuk bölümünün başında çalıştığı aktarılıyor. Yani Balladur ve Giraud isimleri İzmir'in Levanten ticaret hayatında gerçekten yan yana geliyordu. İki ailenin arasında evlilikler de olmuştu. 

İZMİR’DEN FRANSA'YA UZANAN BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ 

Edouard Balladur’un hayatı aslında bir göç hikâyesiydi.
Osmanlı İzmir’inde doğan bir bankacı çocuğu...
Marsilya’da büyüyen bir Fransız...
ENA ve devlet bürokrasisinden geçen bir teknokrat...
Fransa ekonomisinin en güçlü isimlerinden biri...
Fransa’nın ekonomi patronlarını şekillendiren maliye bakanı...
Ve sonunda François Mitterrand döneminde Başbakanlık koltuğuna oturan bir siyasetçi.
Cumhurbaşkanı olamadı.
Ama Fransız ekonomisinin dönüşümünde iz bıraktı.
Ve belki de Balladur’un hikâyesinin Türkiye açısından en ilginç tarafı, bütün bu siyasi ve ekonomik gücün başlangıç noktasının İzmir olmasıydı.
Bir zamanlar Osmanlı Bankası yöneticisinin oğlu olarak dünyaya gelen Édouard Balladur, yıllar sonra Fransa’nın devlet ve sermaye ilişkilerini yeniden şekillendiren isimlerden biri haline geldi.

patronlardunyasi.com