Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
Patronlar Dünyası’nda bu sabah okuduğum, Ertuğrul Özkök’ün “yaşlılık” ile ilgili ilginç yazısı, bende topa girme isteği yarattı.
Nedeni şu…
Yaşlılık meselesini konuşurken hâlâ biraz savunmada kalıyoruz. “Yıkılmadık, ayaktayız” diyor; adeta hayatta kaldığımızı ispatlamaya çalışıyoruz.
Oysa mesele yalnızca ayakta kalmak değil. Dimdik hayatta olmak! Yaşını saklamadan, hayattan çekilmeden, öğrenmekten ve üretmekten vazgeçmeden yaşamaya devam etmek…
Çünkü iyi yaşlanmak sadece kişisel bir başarı değildir. Aileye, ekonomiye, kültüre ve topluma yapılmış önemli bir yatırımdır.
YAŞLILIK BİR KENARA ÇEKİLME PROJESİ DEĞİLDİR
Dünya Sağlık Örgütü “sağlıklı yaşlanmayı”, yalnızca hastalıksız yaşamak şeklinde tanımlamıyor. Asıl ölçüt, ileri yaşlarda da insanın değer verdiği şeyleri yapabilmesini sağlayan işlevsel kapasitesini koruması.
Yani tansiyonunuzun 12/8 olması elbette güzel. Ama torununuzla yürüyemiyor, dostunuzla buluşamıyor, sofraya katkı sunamıyor, yeni bir şey öğrenemiyor ve kararlarınızı kendiniz veremiyorsanız o rakam tek başına yetmiyor.
İyi yaşlanmak; yürüyebilmek, düşünebilmek, ilişki kurabilmek, üretebilmek ve mümkün olduğunca bağımsız kalabilmektir.
Kısacası mesele yalnızca kaç yıl yaşadığımız değil, o yılların içinde ne kadar “hayat” bulunduğudur.
İYİ BİR YAŞLI, TOPLUMUN HAFIZASIDIR
Gençliğin güçlü yanı hızı, ileri yaşın güçlü yanı ise birikimidir.
İyi yaşlanmış bir insan, yalnızca geçmişi hatırlayan biri değildir. Yaşanmışlıkları bugünün sorunlarını çözmekte kullanabilen kişidir. Hangi yolun çıkmaz olduğunu, hangi krizin geçeceğini, hangi öfkenin ertesi sabah küçüleceğini bilir.
Tecrübe, Google’da aratılıp beş dakikada indirilebilen bir uygulama değildir!
Her kuşağın dünyayı yeniden keşfetmesi gerekmez. Önceki kuşakların bilgi ve deneyimleri doğru aktarılabilirse toplumlar aynı hataların faturasını tekrar tekrar ödemez.
Bu nedenle yaşlıların sesini kısmak, aslında toplumun hafızasını silmektir.
BİLGELİK NASİHAT VERMEK DEĞİLDİR
Yaş almak herkesi otomatik olarak bilgeleştirmiyor. Doğum günü pastasındaki mum sayısı arttıkça bilgelik kendiliğinden yüklenmiyor.
Bilgelik; bildiğini dayatmak değil, gerektiğinde susabilmek; gençlere yol göstermek ama yollarına el koymamaktır.
İyi bir yaşlı, “Bizim zamanımızda…” diye başlayan uzun konferanslar vermek yerine “Sen ne düşünüyorsun?” diye sorabilendir. Genç kuşağa yalnızca bilgi değil, güven de aktarır.
İyi yaşlanmanın en önemli faziletlerinden biri budur: Gençlerin önünü kapatmadan arkalarında durabilmek.
AİLENİN GÖRÜNMEZ TAŞIYICI KOLONLARI
Aktif ve sağlıklı yaşlılar ailelerin yalnızca bakım verilen üyeleri değildir. Çocukların yetişmesine yardım eder, aile içi krizleri yatıştırır, çalışan anne ve babalara destek olur, kültürel değerleri ve aile hafızasını yeni kuşaklara taşırlar.
Birçok evde büyükanne ve büyükbabaların katkısı çekildiğinde yalnızca duygusal değil, ekonomik ve sosyal dengeler de sarsılır.
Bu emek çoğu zaman maaş bordrosunda görünmez. Gayrisafi millî hasılaya yazılmaz. Ama hayatın gerçek bilançosunda değeri büyüktür.
Yaşlılığın yalnızca “bakım maliyeti” üzerinden değerlendirilmesi bu nedenle hem yanlış hem de haksızdır. Sağlıklı ve aktif yaşlılık, topluma yük olmak bir yana, toplumun yükünü hafifletebilir.
ÜRETMEK İÇİN MUTLAKA MESAİ KARTI BASMAK GEREKMEZ
Üretkenlik sadece bir iş yerinde çalışmak değildir. Gönüllülük yapmak, bir çocuğa ders vermek, komşuya destek olmak, bir dernekte sorumluluk almak, deneyim paylaşmak, sanatla uğraşmak ve toplumsal projelere katılmak da üretmektir.
Dünya Sağlık Örgütü, sağlıklı yaşlıların gönüllülük, bakım desteği, bilgi aktarımı ve çalışma hayatına katılımlarıyla önemli sosyal ve ekonomik değer oluşturduğunu özellikle vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü Bilimsel araştırmalar da gönüllü faaliyetlere katılan ileri yaştaki kişilerde daha güçlü sosyal bağlar, daha yüksek yaşam doyumu ve daha iyi bilişsel işlevler arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor. Bazı çalışmalarda yılda en az 100 saat gönüllü olanlarda ölüm riskinin daha düşük olduğu da gözleniyor. Ancak burada kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için daha güçlü araştırmalara ihtiyaç var. American Journal of Preventive Medicine araştırması
Yine de mesaj açık: Başkasının hayatına dokunmak, insanın kendi hayatına da iyi geliyor.
AMA ÖNCE İYİ YAŞLANMAYI MÜMKÜN KILMALIYIZ
Yaşlılardan üretken, hareketli ve sosyal olmalarını isteyip sonra kaldırımları yürünmez, merdivenleri korkutucu, toplu taşımayı erişilmez bırakmak büyük bir çelişkidir.
İyi yaşlanma yalnızca bireyin sorumluluğu değildir. Yaş dostu şehirler, koruyucu sağlık hizmetleri, erişilebilir ulaşım, yaşam boyu öğrenme imkânları ve yaş ayrımcılığından uzak çalışma ortamları gerekir.
Bir de dilimizi değiştirmeliyiz.
“Bu yaştan sonra ne yapacaksın?” cümlesi masum değildir. İnsanı hayattan emekliye ayırır. Oysa emeklilik işten olabilir; meraktan, üretmekten, sevgiden ve hayattan emeklilik olmaz.
İYİ YAŞLI OLMANIN KÜÇÜK ANAYASASI
İyi bir yaşlı olmak için yalnızca uzun yaşamak yetmez:
●Bedenini mümkün olduğunca güçlü ve bağımsız tutacaksın.
●Merakını ve öğrenme isteğini emekli etmeyeceksin.
●Gençleri küçümsemeyecek, onlardan da öğrenebileceksin.
●Deneyimini dayatmadan paylaşacaksın.
●Dostluklarını koruyacak, yalnızlığın kabuğuna çekilmeyeceksin.
●Üretecek, paylaşacak ve birilerine fayda sağlayacaksın.
●Geçmişe saygı duyacak ama geleceğe sırtını dönmeyeceksin.
●Yardıma ihtiyaç duyduğunda bunu bir yenilgi saymayacaksın.
SON SÖZ
İyi yaşlanmış insanlar bir toplumun yükü değil; hafızası, vicdanı, denge unsuru ve görünmez sermayesidir.
Onların yavaşlığı bazen acelemizi frenler. Tecrübeleri hatalarımızı azaltır. Sakinlikleri krizleri küçültür. Hikâyeleri nereden geldiğimizi hatırlatır.
Bu yüzden hedefimiz yalnızca “yıkılmamak” olamaz.
Yıkılmadık, ayaktayız demek yetmez.
Biz hâlâ merak ediyor, öğreniyor, seviyor, üretiyor, paylaşıyor ve geleceğe hazırlanıyorsak…
DİMDİK HAYATTAYIZ!
patronlardunyasi.com
İLGİLİ HABER
