Necla DALAN/Elazığ
Türk iş dünyası TÜRKONFED’in Elazığ’da düzenlediği 27. İş Dünyası Zirvesi’nde buluştu. TÜSİAD’ın eski başkanlarından Türkiye’nin dört bir yanından gelen sektörel dernek temsilcilerine geniş bir katılımın olduğu zirvenin en dikkat çeken ismi Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç oldu.
Ömer Koç önce TÜRKONFED ve FIRATSİFED yönetimi ve iş insanları ile Harput Kalesi’nde fotoğraf çektirdi ardından zirvenin açılışında konuştu. Konuşmasının sonunda kendisine Elazığ’a özgü vişne mermerinden bir plaket hediye edildi.
Ömer Koç konuşmasına 1987 yılından sonra ikinci kez Elazığ’a geldiğini söyleyerek başladı. Küresel ekonomiden enflasyon ve ihracatçının üzerindeki kur baskısına, adalet ve hukuktan ABD-Çin arasındaki ticari savaşa, Gazze’deki soykırımdan Avrupa Birliği’ne geniş bir çerçevede görüşlerini dile getiren Koç, iki kez yoğun alkış aldı. Bunlardan biri Gazze’deki soykırımla ilgili bölüm oldu.

GAZZE YORUMU: BATININ YÜZ KARASI SOYKIRIM
“Gazze'de yaşanan soykırım bir insanlık trajedisine dönüşürken, uluslararası hukukun ve bunu korumakla mükellef kurumların içine düştüğü aciziyet de gözler önüne serildi. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin İsrail'i koşulsuz olarak desteklemesi, Batı'nın yüz karası olan bu korkunç soykırımı mümkün kıldı. Maalesef artık Avrupa'nın en ufak bir ahlaki inandırıcılığı kalmamıştır ve bunun hepimizi etkileyen çok vahim neticeleri olacaktır” diyen Koç, salondan büyük alkış aldı.
“LAİK CUMHURİYETİN DEĞERLERİ REHBER OLMAYA DEVAM ETMELİDİR”
Koç’un çok alkış aldığı ikinci bölüm ise Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili sözleri oldu. İşte o sözler:
“Ülkemizin önünde önemli bir fırsat penceresi bulunuyor. En büyük sorumluluğumuz, sahip olduğumuz potansiyelin hızla hayata geçirilmesidir. Laik Cumhuriyet'in değerleri bize bu yolda rehber olmaya devam etmelidir. Dünyaya örnek olan İstiklal Mücadelesi'ne liderlik eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milletimizin kaderini emsalsiz ferasetiyle yeniden yazmış; devleti, Cumhuriyet'i ve medeniyeti bir aydınlanma projesi olarak tasarlamıştır. Cumhuriyetimiz; demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, fırsat eşitliğinin ve özgür yurttaşlık bilincinin en büyük teminatıdır. Bilime, eğitime, nitelikli insan yetiştirmeye yapacağımız yatırım en stratejik yatırımdır. Bu anlayışla çağdaş, demokratik ve laik Cumhuriyet değerlerine bağlı kalarak, hep daha iyisini başarma azmiyle çalışmayı sürdürmemiz gerekir.”

“KURALLARA DAYALI DÜZEN ABD TARAFINDAN KEYFİ BİÇİMDE YIPRATILDI”
Peki Koç’un konuşmasında vurguladığı diğer konular neler oldu? İşte bazı başlıklar:
• Tarihi kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan kurallara dayalı düzen, maalesef büyük ölçüde ABD tarafından keyfi şekilde yıpratıldı. İş yapmaya alıştığımız küresel nizam değişiyor; rehber sayılan uluslararası kurumlar ve kurallar aşınıyor. Daha düne kadar küresel ekonomiye ilişkin kalıplaşmış kabullerimiz vardı. Lakin dünün kabulleri bugünün dünyasını anlamakta artık yetersiz kalıyor. Bugün devletlerin kural, kaide tanımadan münferit çıkarları uğruna dünyayı kolayca ateşe verebildiğini görüyoruz. Bilgiye ve teknolojiye erişim artarken, beklenenin aksine insanlığın akıl ve uzlaşı yolundan uzaklaşmaya başladığına tanık oluyoruz.
• Belirsizlik ortamının bir sebebi de giderek sertleşen teknoloji rekabeti. ABD ile Çin'in teknoloji alanındaki amansız mücadelesi, aralarındaki ticaret, güvenlik ve dış politika esaslarında önemli bir etkiye sahip.
“ARTIK KRİZLER YENİ NORMAL HALİNE GELDİ, BİRİ BİTİYOR BİRİ BAŞLIYOR”
• Yakın zamana kadar krizlerin temel bir nedeni, başlangıcı ve sonu vardı. Oysa bugün kesintisiz krizler yeni normal haline geliyor. Krizler birbirini tetikleyerek yayılıyor. Jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği, kaynak kısıtları ve iktisadi dalgalanmalar birbirini tetikleyen zincirleme tesirler yaratıyor. Dolayısıyla dayanıklılık artık; sürekli belirsizlik ortamında isabetli kararlar alabilme, zor şartlar altında hayatını sürdürebilme ve her şartta istikrarı koruyabilme gücümüzdür.

“AB’NİN TUTUMU KALICI HALE GELİRSE TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK RİSK”
• Türkiye sanayii, pek çok bölgesel rakibinden daha güçlü ve çeşitli bir üretim altyapısına sahip. Potansiyelimizin henüz gerisinde olsak da geleceğe umutla bakmamızı sağlayan bu dinamik yapının gelişiminde Avrupa ile kurduğumuz güçlü iktisadi bağların mühim payı var. Bugün mal ticaretimizin yüzde 40'ı, hizmet ticaretimizin yüzde 30'u Avrupa Birliği ile gerçekleşiyor. Avrupa'nın Amerika ve Çin karşısındaki gerilemesi bizi de kaçınılmaz olarak menfi etkiliyor. Avrupa Birliği'nin bazı politikaları ve akabinde devreye aldığı uygulamalar, Türkiye'yi kendi ekonomik ve stratejik parçası olarak görmekten ziyade dış ortak olarak konumlandırma eğilimine işaret ediyor. Bu tutumun kalıcı hale gelmesi ihtimali Türkiye için çok büyük bir risk teşkil etmektedir. Bu çerçevede Avrupa ile sıkı bağlarımızı korurken, değişen dünyada ekonomik ilişkilerimizi Avrupa dışında da çeşitlendirmemiz ve yeni hareket sahaları oluşturmamız şart.
• Tüm risklere rağmen yakın coğrafyamızda ve özellikle komşu ülkelerde barış ve istikrarın tesis edilmesine yönelik çabalar çok önemli. Ülkemizde terör belasının sona erdirilmesine yönelik gayretleri de bu kapsamda değerlendiriyoruz. Bu süreçler müspet şekilde neticelendiğinde, bir bütün olarak Türkiye'nin ama özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizin iktisadi potansiyeli büyük ölçüde artacaktır.

“CUMHURİYETİMİZE YAKIŞAN DEMOKRASİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜDÜR”
• Kalıcı istikrarın ön koşulu, kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasi ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir yönetim anlayışıdır. Cumhuriyetimize ve milletimize yakışan da budur.
• Türkiye son dönemde fiyat artışlarını geriletmeyi başarmış olsa da enflasyon maalesef hâlâ çok yüksek seviyede. Finansman maliyetleri de reel sektör üzerinde önemli bir yük oluşturmaya devam ediyor. Bu ortam sanayimiz açısından ciddi dezavantaj yaratıyor.
• Ekonomimizin önemli dayanaklarından biri olan ihracatta rekabet şartları giderek ağırlaşıyor. Dünya, Çin'in ölçeği ve maliyet avantajları karşısında zorlanırken Türk lirasının son dönemde reel olarak değer kazanması ihracatçımızın üzerindeki baskıyı artırdı. Uzun vadede bu baskıyı aşmanın yolu, verimlilik ve katma değeri artırarak rekabet gücümüzü daha sağlam temellere taşımaktan geçiyor. Bu geçişi mevcut sanayi altyapımızı ve istihdamımızı koruyan bir anlayışla yönetmek mecburiyetindeyiz. Tüm bu dönüşümleri destekleyecek yapısal adımları atmak, makroekonomik düzeyde dayanıklı bir denge kurabilmek için şart.
• Heyecan, istek ve kararlılık tek başına yeterli değildir. Başarı için yüksek katma değerli üretime ve bu üretimi mümkün kılacak beşerî sermayeye yatırım yapmak esastır. Türkiye'nin imalat sanayii yüksek katma değerli üretim istikametinde ilerleme kaydetse de henüz istenen yerde değiliz. Sadece üreten değil; teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikri mülkiyetine sahip olan bir yapı kurmak mecburiyetindeyiz.
“HUZUR VE İSTİKRARI ÜRETİME, İSTİHDAMA DÖNÜŞTÜRME ZAMANI”
Bu arada zirve FIRATSİFED’in Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık’ın konuşmasıyla başladı. Cumhuriyet tarihi boyunca Elazığ’a yapılan en büyük özel sektör yatırım olan ve 2016’da faaliyete geçen Seza Çimento fabrikasını kuran Açık, iş dünyasını bölgeye yatırım yapmaya çağırdı. Bölgenin tarihi bir eşikte olduğunu vurgulayan Açık, şöyle devam etti:
“Bu topraklar çok şey gördü, çok bedel ödedi. Ama her seferinde yeniden, daha güçlü bir şekilde ayağa kalktı. Artık korkunun yerini umudun aldığı, nihayet bu toprakların bütün enerjisini; üretime, işe ve aşa çevirebileceği yeni bir dönem başlıyor. Doğru zaman tam da bu zaman. Bu yeni dönemde, bölgeye özel tasarlanmış, bölgenin güçlü olduğu sektörleri doğru belirleyen, önceliklerini bilen ve insanını merkeze alan özel bir kalkınma planına ihtiyaç var.”
“BARIŞ KARARLILIĞIMIZ VAR, KALKINMA HAREKETİ HIZ KAZANACAK”
TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez de barışla birlikte kalkınma hareketinin muazzam bir hız kazanacağını vurguladı. Sönmez, şöyle konuştu:
“İçinden hep birlikte geçmekte olduğumuz imtihanlarımız var. Ekonomik sıkışmalarımız var, bütçe açıklarımız, fırsat eşitsizliklerimiz var. Ancak bir de bitmez çalışma inadımız ve bizi bir arada tutan değerlerimiz var ve barış kararlılığımız var. Şimdi barışla birlikte artık bölgede, federasyonlarımızın öncülüğünde, talepler bir bir yanıt bulacak, kalkınma hareketi muazzam bir hız kazanacak. Bugün ve daima yapmamız gereken en önemli şey, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle, ‘Türkiye’de Türkiye’den başka bir şey düşünmemektir’. Türkiye’nin ikinci yüzyılındaki başarı hikayesini, hep birlikte yazalım.”
patronlardunyasi.com