Ekonomi


Deniz DALLI

Türkiye’nin küçük modüler nükleer reaktör hedefinde dikkat çekici bir eşik 2 Ekim sabahı Resmî Gazete’de sessiz sedasız geçildi.

Nükleer Düzenleme Kurumu’nun Nükleer Tesislere İlişkin Yetkilendirmeler Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle Türkiye’nin nükleer lisanslama mevzuatına üç yeni kavram girdi:

“Modüler reaktör”, “modüler üretim” ve “reaktör modülü.”

Böylece bugüne kadar enerji politikası belgelerinde, bakanlık açıklamalarında ve uluslararası işbirliklerinde yer alan modüler reaktör teknolojisi, doğrudan nükleer tesislerin yetkilendirilmesini düzenleyen mevzuatta da karşılık buldu.

NÜKLEER SANTRALİN PARÇALARI FABRİKADA ÜRETİLEBİLECEK

Yeni yönetmelikte modüler üretim, nükleer tesisin yapı, sistem ve ekipmanlarının fabrika ortamında standartlaştırılmış modüller halinde üretilmesi ve daha sonra kullanılacağı yerde birleştirilmesine imkân veren üretim yöntemi olarak tanımlandı.

Modüler reaktör ise yapı, sistem ve ekipmanlarının bir bölümü veya tamamı bu yöntemle üretilen ve bir veya birden fazla reaktör modülünden oluşabilen reaktör olarak mevzuata girdi.

Asıl kritik ayrıntı ise birkaç madde aşağıda.

İşlev ve tasarımları aynı olan birden fazla reaktör modülünü içeren bir modüler reaktör, yönetmeliğin uygulanmasında tek bir “ünite” olarak değerlendirilecek.

Mevcut sistemde nükleer santrallerin inşaat ve işletmeye alma izinleri ile işletme lisansları ünite bazında yürütülüyor. Yeni düzenleme, aynı tasarıma sahip çoklu modül mimarisinin bu sisteme nasıl oturacağını ilk kez açık biçimde tarif ediyor.

Buradan “lisans süresi kısaldı” veya “lisans maliyeti düştü” sonucu çıkarmak için henüz erken. Yönetmelikte bu yönde açık bir süre ya da maliyet avantajı düzenlenmiş değil.

MODÜLLERİN BİRBİRİNE ETKİSİ DE İNCELENECEK

Modüler reaktörlerin klasik büyük ölçekli nükleer santrallerden ayrılan önemli özelliklerinden biri, aynı sahada birden fazla reaktör modülünün birlikte çalışabilmesi.

NDK bunun karşılığını da yönetmeliğe koydu.

Saha değerlendirmelerinde artık doğal ve insan kaynaklı dış olayların yanı sıra reaktör modülleri arasındaki etkileşimler ve aynı sahada birden fazla tesis bulunmasının yaratacağı etkiler de dikkate alınacak.

Yani mevzuat yalnızca “modüler reaktör” kavramını tanımlamakla kalmadı; çoklu modül mimarisinin yaratabileceği güvenlik etkileşimini de lisanslama değerlendirmesinin içine aldı.

SİBER GÜVENLİK LİSANS DOSYASINA GİRİYOR

Düzenlemede dikkat çeken bir başka başlık siber güvenlik.

Burada önemli bir ayrım var: NDK, nükleer tesislerin siber güvenliğine ilişkin ayrı yönetmeliği 5 Mayıs 2026’da zaten yürürlüğe koymuştu.

2 Ekim değişikliğiyle yapılan ise siber güvenlik planını nükleer tesislerin yetkilendirme sürecindeki dosyalarla daha açık biçimde ilişkilendirmek oldu.

Nükleer santrallerin inşaat izni başvurusunda siber güvenlik planı istenecek; işletmeye alma izni ve işletme lisansı aşamalarında ise güncel siber güvenlik planının Kuruma sunulması gerekecek.

10 GÜN ÖNCE ABD İLE SMR ANLAŞMASI İMZALANDI

Düzenlemenin zamanlaması ise ayrıca dikkat çekici.

Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı USTDA, 22 Eylül’de New York’taki Türkevi’nde küçük modüler reaktörler ve 4. nesil nükleer teknolojiler için proje bazlı bir anlaşma imzaladı.

Anlaşma sıradan bir teknoloji incelemesinden daha kapsamlı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıklamasına göre 4 ABD şirketinin SMR tasarımları ile ABD şirketlerine ait 5 farklı 4. nesil reaktör tasarımı teknik, ekonomik, mevzuat ve lisanslama yönlerinden incelenecek.

Maliyet, tedarik zinciri ve finansman modellerinin yanı sıra yetkilendirme, acil durum, tasarım güvenliği, saha seçimi ve yasal çerçeve de çalışmanın konusu olacak.

Yaklaşık 2 milyon dolar bütçeli teknik çalışmanın en az bir yıl sürmesi öngörülüyor. Finansmanı USTDA karşılayacak.

ASIL DİKKAT ÇEKİCİ İFADE: TÜRK ÖZEL SEKTÖRÜ

USTDA’nın kendi açıklamasında ise Türkiye açısından çok daha önemli bir ifade bulunuyor.

ABD kurumu, teknik yardımın amacını, Türk özel sektör şirketlerinin SMR nükleer teknolojisini hayata geçirebilmesi için gerekli düzenleyici, kurumsal ve finansal yol haritasının hazırlanması olarak tanımlıyor.

USTDA ayrıca hazırlanacak önerilerin TÜNAŞ’a sunulacağını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile NDK’nın bunlardan Türkiye’nin nükleer mevzuat ve prosedürlerinin geliştirilmesinde yararlanabileceğini belirtiyor.

İşte 2 Ekim’deki Resmî Gazete değişikliğini PD açısından önemli hale getiren nokta burada.

ABD ile yapılan çalışma gelecekte Türkiye’nin SMR düzenleyici altyapısının geliştirilmesini de hedeflerken, bundan yalnızca 10 gün sonra NDK’nın mevcut yetkilendirme yönetmeliğine “modüler reaktör”, “reaktör modülü” ve “modüler üretim” kavramlarını eklediği görülüyor.

HEDEF EN AZ 5 BİN MW

Üstelik konu küçük bir pilot projeden ibaret değil.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın açıkladığı uzun vadeli nükleer enerji stratejisinde Türkiye’nin 2053’te 20 GW nükleer kurulu güce ulaşması ve bunun en az 5 GW’ının küçük modüler reaktörlerden gelmesi hedefleniyor.

FABRİKADAKİ MODÜLÜ KİM DENETLEYECEK?

Yeni düzenlemenin bundan sonraki en önemli başlıklarından biri de tedarik ve imalat zinciri olacak.

Yönetmelik, güvenlik açısından önemli ekipman ile bunların bileşen ve yarı mamullerinin imalatını NDK’nın düzenleyici kontrol sistemine bağlıyor; yurtdışındaki ölçüm, analiz, test, muayene ve kalibrasyon hizmetleri için de uluslararası karşılıklı tanıma sistemi içindeki akreditasyon kuruluşlarına ilişkin hükümler getiriyor.

patronlardunyasi.com