Toygun ATİLLA
ATLADIĞIM MÜZAYEDE
Biraz nefes almak bir mola vermek için çıktığım 4 günlük tekne turundan yeni dönmüştüm ki, daha eve girer girmez İdil'in ilk sözü, "Bu müzayedeyi nasıl atladın?" oldu.
Müzayede haberlerine, sanata ve özellikle de Pollock eserlerine olan ilgimi bildiği için söylüyormuş meğer bu sözleri.
Biraz sonra baklayı ağzından çıkarınca ne dediğini daha iyi anladım.
GECENİN YILDIZLARI: POLLOCK VE BRANCUSİ
Gerçekten de İdil'in bahsettiği, New York Christie's müzayedesindeki açık artırma geçen haftanın dünyadaki en önemli haberlerinden biriydi. Bir gecede 1,1 milyar dolarlık sanat eserinin satılmış olması inanılmaz bir rekordu.
Gecenin yıldızı ise medya imparatoru Samuel Irving Newhouse Jr'ın koleksiyonunda çıkan Pollock'un "Number 7A" adlı eseriydi. Yalnızca birkaç dakika içinde 181,2 milyon dolara satılmıştı.

Bir başka rekor ise Constantin Brancusi'nin "Danaide" adlı bronz heykelinden gelmiş, o eser de 107.6 milyon dolara alıcı bulmuştu.
Elbette bu rakamlar muhteşemdi ama bence dünya ekonomisinin elitlerinin artık yalnızca şirket satın almakla yetinmeyip "Kültürel güç" satın alıyor alması çok anlamlıydı.
Neden derseniz açıklamaya çalışayım...
Bugün bir Pollack'a sahipseniz artık küresel bir pasaporta da sahipsiniz, medeniyet kulübüne hoş geldiniz...

Constantin Brancusi - Danaide
PATRONLAR DÜNYASI'NDA SANAT VE MÜZAYEDE HABERLERİNİ DAHA ÇOKGÖRECEKSİNİZ
Bu müzayedeleri çok önemsiyorum. Patronlar Dünyası'nda da bu tip haberleri sık sık görüyorsunuz ve hatta artık daha da çok göreceksiniz.
Bir zamanlar ultra zenginler servetlerini İsviçre hesaplarında saklardı bugün ise bu değişti. Bugün, müze kalitesindeki sanat eserlerinde saklanıyor o servet...
Bu yüzden de bu müzayedeleri sadece bir müzayedenin çok ötesinde bir finans zirvesi olarak görüyorum.
Düşünsenize,
Telefonlar susmuyor, anonim teklifler havada uçuşuyor...
Salonda milyarderler veya temsilcileri, fon yöneticileri, aile ofisleri, danışmanlar...
SANAT TUTKUNU MEDYA PATRONU
Şimdi size müzayedenin başrolündeki S.I Newhouse'dan bahsetmek istiyorum.
Amerikan medya tarihinin en güçlü patronlarından biri. Conde Nast üzerinden Vogue, Vanity Fair, GQ, The New Yorker gibi dergileri küresel kültür markasına dönüştüren adamdan bahsediyorum.
S.I Newhouse bir medya patronu olsa da asıl tutkusu sanattı. Eşi Victoria Newhouse ile birlikte topladıkları sanat eserleri ile 20'nci yüzyılın kültürel hafızasını satın aldılar.
Eğer biraz Newhouse'un koleksiyonunu incelerseniz, klasik koleksiyonerlerin dışında tarihin kırılma anlarını satın aldığını görürsünüz. Pollock bunun en güçlü örneği.
181 MİLYON DOLARLIK ESERİN SAHİBİNİN TRAJİK SONU
Jackson Pollock belki bugün 181 milyon dolarlık eseri ile konuşuluyor olabilir ama bence onunla ilgili konuşulması gereken çok şey var.
ABD'li Wyoming doğumlu, öfke nöbetleriyle boğuşan, alkol bağımlılığı nedeniyle kendi hayatını tüketen problemli bir ressamın hikayesinden bahsetmek istiyorum sizlere biraz...

Klasik sanat anlayışını reddeden, tuvali şövaleye değil de yere koyan, boyayı fırçaya sürmek yerine adeta tuvalin üzerine saldırırcasına damlatan birinden bahsediyoruz...
O dönem birçok kişi onunla alay ediyor, kimileri "dahi" kimileri ise "sarhoş boya ustası" diyordu.
Bugün ise o kaotik boya damlaları, Amerikan kültürel hegemonyasının en pahalı sembollerinden biri haline geldi.
Kimileri Pollock'ı sadece bir ressam olarak değil, Amerika'nın savaş sonrası ruh hali olarak değerlendirir. Kaotik, agresif, özgür, kuralsız...
Belki de bu yüzden Soğuk Savaş yıllarında Amerikan soyut dışavurumculuğun CIA tarafından kültürel güç unsuru olarak değerlendirildiğine dair iddialar hala konuşulur.
Pollock'ın sanatından bahsettik ama ya hayatı...
Dramatikti...
Şöhreti büyüdükçe hayatında alkolün yeri daha çok artmış, içindeki kaos derinleşmişti.
1956'da yalnızca 44 yaşındayken alkollü şekilde kullandığı otomobili ile yaptığı kaza sonucu hayatını kaybetti.
Bugün milyarderlerin peşinde koştuğu o tabloların arkasında biraz da böyle bir trajedi yatıyor.
MODERN HEYKELİN DEVRİMCİ SANATÇISI
Şimdi o müzayedenin ikinci rekor sahibinden Brancusi'den bahsedelim.
Pollock'un tam tersiydi. Sessiz, minimal neredeyse spiritüel...
Modern heykelin en önemli isimlerinden biri kabul edilen Brancusi, sanat tarihinde "fazlalıkları atma" devriminin de öncüsü kabul edilir. İşte o müzayedenin diğer yıldızı Brancusi'nin "Danaide" adlı bronz heykeli 107.6 milyon dolara alıcı buldu.
ULTRA ZENGİNLER KALICILIK SATIN ALIYOR
New York'taki o müzayede bize bir kez daha gösterdi ki, ultra zenginler artık yalnızca yatırım yapmıyor, "kalıcılık" satın alıyor.
Bir yat eskir, bir plaza değer kaybedebilir, bir teknoloji şirketi birkaç yıl içinde çökebilir...
Ya Pollock eseri?
Orada duracaksınız işte, o artık bir tablo değil, küresel elit kulübüne giriş kartıdır ve eskidikçe değerlenme gibi bir özelliği vardır.
TÜRKİYE'DEKİ MİLYARDERLER DE SANATA YATIRIM YAPIYOR
Bana sorarsanız Türkiye'deki iş dünyasının önümüzdeki yıllarda daha fazla konuşulacağı alanlardan birisi de tam burası olacak.
Rahmi Koç'un müzecilik yaklaşımı, Sakıp Sabancı'nın bu konuda ailesine öncülük etmesi, Eczacıbaşı'nın İstanbul Modern yatırımı, Ömer Koç'un dünya çapındaki koleksiyon vizyonu, Arkas Holding'in sanat yatırımları, Nezih Barut'un ve Murat Ülker'in koleksiyonerlikteki öncü rolleri...
Şunu demek istiyorum özetle...
Paranın vitrini bugün de gelecekte de sanat olacak... Ekonomik güç artık tek başına yetmiyor, kültürel ağırlık da gerekiyor. Bugün bir Pollock satın almak ise bir tablı almaktan çok daha fazlası... Bir medeniyet kulübüne giriş bileti...
patronlardunyasi.com