Patronlar


Toygun ATİLLA

Türkiye'de bazen bir teşekkür bile haber olur.

Hele o teşekkürü eden Mustafa Varank, teşekkür edilen kişi de Ali Koç ise...

Ama ben bu hikâyenin ne Mustafa Varank tarafındayım ne de Ali Koç tarafında.

Ben o ambulansın yanındayım.

#video_9756572#

Bu hikâyenin asıl kahramanı ne bir siyasetçi ne de bir iş insanı.

Gazze'de yardıma ihtiyaç duyan insanlar.

Bir ambulans düşünün.

İçinde ne bir siyasi partinin amblemi var ne de bir futbol kulübünün renkleri.

O ambulansın içinde bir sedye var. Bir oksijen tüpü. Bir sağlık çalışanının çantası.

Bir  çocuğun hayatta kalma ihtimali.

İşte Mustafa Varank'ın Ali Koç'a teşekkür ettiği görüntüleri izlerken bunları düşündüm.

BİR TEŞEKKÜRÜN ANLATTIKLARI

Mustafa Varank, Tofaş'ın K9 üretime başlangıç töreninde yaptığı konuşmada Gazze'ye ambulans gönderilmesi konusunda Ali Koç'a teşekkür ediyor.

Bence burada üzerinde durulması gereken mesele, iki ismin siyasi veya toplumsal konumlarından çok, teşekkürün konusu.

Gazze.

Yıllardır bombaların, yıkılmış hastanelerin, yerinden edilmiş ailelerin ve kaybedilen çocukların adıyla birlikte anılan o küçücük coğrafya.

Dünyanın en büyük diplomatik masalarında konuşuluyor.

Birleşmiş Milletler'de tartışılıyor.

Başkentlerde açıklamalar yapılıyor. Gazze'de yaralanmış bir insanın ihtiyacı bazen bütün o açıklamalardan çok daha basit.

Bir ambulans.

İNSANLIK, AYRIŞTIĞIMIZ YERDE DE BAŞLAYABİLMELİ

Türkiye'de insanları birbirinden ayırmak kolay.

Siyasi görüşleriyle, tuttukları takımlarla, soyadlarıyla, geçmişte söyledikleri sözlerle...

Oysa insan hayatını ilgilendiren meselelerde bu ayrımların belirleyici olmaması gerekir.

Bir siyasetçinin bir iş insanına teşekkür etmesi elbette olağan bir davranış.

Bir insanın hayatını kurtarmaya katkıda bulunmak için aynı düşünmek zorunda değiliz.

Aynı partiye oy vermek zorunda değiliz.

Aynı takımı tutmak zorunda değiliz.

Hatta birbirimizi sevmek zorunda bile değiliz.

Yeter ki insan hayatının değerinde anlaşabilelim.

O AMBULANSIN İÇİNDE KİM VAR?

Gazze hakkında çok şey yazıldı.

Savaş hakkında, diplomasi hakkında, siyaset hakkında...

Ben bugün başka bir soru sormak istiyorum.

Bir ambulansın sireni çaldığında, o ambulansın kapısını açan sağlık çalışanı yaralının kimliğini mi sorar?

Hangi görüşten olduğunu mu?

Hangi ülkenin vatandaşı olduğunu mu?

Hayır.

Önce yaşayıp yaşamadığına bakar.

Tıbbın da vicdanın da ilk sorusu aynıdır.

Bu insanı nasıl hayatta tutabiliriz?

Mustafa Varank'ın Ali Koç'a teşekkür ettiği görüntünün bende bıraktığı düşünce işte bu.

Keşke dünya, insan hayatını korumak söz konusu olduğunda bu kadar basit bir ilkeyi hiç unutmasa.

Keşke bir ambulans göndermek olağan bir haber olsa.

Keşke o ambulanslara ihtiyaç duyulmasa.

Keşke Gazze'de bir gün ambulans sirenlerinden çok çocukların sesleri duyulsa.

O gün gelene kadar, insan hayatını korumaya yönelik her somut katkının kıymetini bilmek gerekiyor.

Kimin yaptığına bakmadan.

Kime teşekkür edildiğine takılmadan.

Bir ambulansın siyaseti olmaz.

Bir ambulansın tek tarafı vardır.

O da,

Yaşam.

patronlardunyasi.com