Kültür-Sanat


Toygun ATİLLA

Bazı patronlar şirket biriktirir.

Bazıları gayrimenkul.

Bazıları otomobil, saat, tekne…

Mustafa Taviloğlu ise 50 yılı aşkın süredir başka bir şey biriktiriyor:

Türkiye’nin sanat hafızasını.

Hikâye 1972’de başlıyor.

Mustafa Taviloğlu henüz bugünkü büyük koleksiyonun sahibi değil. Karşısına ressam Necdet Kalay’ın bir tablosu çıkıyor.

O tabloyu satın alıyor.

Belki o gün kendisi de bilmiyor ama aslında yalnızca bir resim almıyor.

Hayatının sonraki yarım yüzyılını belirleyecek bir kapıyı açıyor.

Taviloğlu Koleksiyonu’nun kendi kayıtları da bugün koleksiyonun başlangıç noktasını bu alım olarak gösteriyor. 1970’lerde Türk primitifleri ve resim ağırlıklı başlayan ilgi, 1980’lerden itibaren çağdaş sanata, 1990’larda modern ve güncel sanata, 2000’lerde genç sanatçılara ve uluslararası isimlere uzanıyor.

#video_9751932#

MUDO’NUN PATRONUNUN İKİNCİ HAYATI

İş dünyası Mustafa Taviloğlu’nu başka bir kimliğiyle tanıdı.

Girişimci Taviloğlu…

Onun hayatında iş dünyasının bilançosuna girmeyen başka bir bilanço daha vardı.

Duvarlarda, depolarda, atölyelerde, galerilerde yıllar içinde büyüyen bir sanat bilançosu.

Üstelik bu, sonradan kurulmuş bir “patron koleksiyonu” değildi.

1972’den beri devam eden bir meraktı.

Bence Taviloğlu hikâyesini değerli yapan nokta tam burada.

Önce koleksiyonun parasal değeri değil, resimle kurduğu ilişki geliyor.

Nitekim 2024’te “Bir Koleksiyoner Hikâyesi” adıyla koleksiyonunun 2 bin 400’ü aşkın eseri İstanbul’un farklı sanat mekânlarına yayıldığında ortaya çıkan şey yalnızca büyük bir özel koleksiyon değildi. Primitiflerden modernistlere, çağdaş sanattan fotoğraf, video ve dijital işlere uzanan yarım asırlık bir Türkiye sanat panoramasıydı.

Şimdi bu hikâyenin yeni bölümü başlıyor.

Bu kez koleksiyon İstanbul’un dışına da çıkıyor.

ANKARA’YA “AH GÜZEL İSTANBUL”

Kültür Yolu Festivali kapsamında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde 19 Eylül-19 Kasım tarihleri arasında Taviloğlu Koleksiyonu’ndan seçilen 35 eser, “Ah Güzel İstanbul” sergisinde buluşacak.

İsmi bile güzel.

İstanbul, Ankara’da anlatılacak.

Primitiflerden modernistlere, modern sanattan yeni medya ve video çalışmalarına kadar uzanan 35 ayrı bakış…

Üstelik Ankara’daki serginin bir başka özelliği daha var.

Mustafa Taviloğlu’nun 50 yılı aşan koleksiyonerlik serüvenini anlatan belgesel de izleyiciyle buluşacak.

Aslında o belgeselin tek cümlelik özeti hazır.

1972’de bir tablo satın alan adamın, yarım asır boyunca o tablonun peşinden gitmesi.

İSTANBUL’DA ÜÇ RESSAM

Aynı günlerde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde ise Taviloğlu Koleksiyonu’nun çok daha konsantre bir seçkisi olacak.

Alaeddin Aksoy.

Mehmet Güleryüz.

Komet.

Türk resminin birbirine benzemeyen üç güçlü ismi.

Serginin adı “Üç Ressam.”

Çıkış noktası da Alaeddin Aksoy’un aynı adlı yapıtı.

Taviloğlu Koleksiyonu’ndan üç sanatçıya ait toplam 30 eser sergilenecek.

Bence iki sergiyi yan yana koyduğumuzda Mustafa Taviloğlu’nun koleksiyonerliğinin ne anlama geldiğini daha iyi anlıyoruz.

Ankara’da 35 eserle İstanbul’un farklı dönemleri…

İstanbul’da üç ressamdan 30 eserle Türk resminin üç ayrı dünyası…

KOLEKSİYONCULUK SATIN ALMAK DEĞİLDİR

Taviloğlu’nun hikâyesinde benim ilgimi çeken asıl mesele bu.

Paranız varsa pahalı bir tablo satın alabilirsiniz.

Çok paranız varsa onlarca önemli tablo da alabilirsiniz.

54 yıl boyunca bakmaya, seçmeye, yanılmaya, öğrenmeye ve yeniden seçmeye devam edemezsiniz; bunun için paradan başka bir şeye ihtiyaç vardır.

Meraka.

Göze.

Sabra.

Galiba biraz da tutkuya.

Mustafa Taviloğlu Koleksiyonu üzerine hazırlanan küratöryal metinlerde de koleksiyonun “stratejiye değil sezgiye ve duyguya, yatırıma değil emeğe ve tutkuya” dayanan karakterine özellikle dikkat çekiliyor.

İşte bugün Ankara’ya ve İstanbul’a taşınan aslında 65 tablo ya da sanat işi değil.

1972’de Necdet Kalay’ın bir tablosunun karşısında duran genç bir adamın verdiği kararın 54 yıllık sonucu.

İş dünyasında bir insanın arkasında bıraktığı mirası çoğu zaman fabrikalarla, şirketlerle, markalarla ölçüyoruz.

Kimi zaman başka türlü miraslar da var.

Bir insan yıllarca resim topluyor.

Sonra bir gün bakıyorsunuz, aslında resim değil, bir ülkenin hafızasını toplamış.

patronlardunyasi.com