Patronlar


Burak ARTUNER 

#video_9757295#

Fiba Holding Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Başkanı Murat Özyeğin ve eşi Yasemin Özyeğin'in 28 Ekim'de İstanbul'da Dr. Barbara Sturm'u ağırladı. 
Alman doktor, girişimci ve lüks kozmetik dünyasının dikkat çeken kadın patronlarından Barbara Sturm, ailesiyle birlikte İstanbul'daydı.
Bu ziyaret ister istemez şu soruyu gündeme getirdi: Dünyanın en ünlü isimlerinin cilt doktoru olarak tanınan Barbara Sturm, İstanbul'a yalnızca bir aile ziyareti için mi geldi, yoksa Türkiye'de yeni bir yatırımın kapısını mı aralıyor?
Şimdilik İstanbul'da klinik, spa ya da başka bir yatırım açacağına dair bir açıklama yok. 
Ancak Özyeğin ailesinin konuğu olması ve markasının küresel büyüme hedefleri, bu ziyareti iş dünyası açısından da ilginç hale getiriyor.

ORTOPEDİDEN GÜZELLİK İMPARATORLUĞUNA

Barbara Sturm'un hikâyesi klasik bir güzellik girişimciliği öyküsünden oldukça farklı.
Almanya'da Heinrich Heine Üniversitesi'nde tıp ve spor eğitimi aldı. Meslek hayatına ortopedi alanında başladı. Özellikle eklem hastalıkları ve iltihaplanma üzerine çalışan bilim insanlarıyla birlikte araştırmalar yürüttü.
Onun güzellik sektörüne geçişi ise 2002 yılında gerçekleşti.

PRP UYGULAMASININ ÖNCÜLERİNDEN 

Ortopedide kullanılan, hastanın kendi kanından elde edilen proteinlerin iyileştirici özelliklerinden yararlanan yöntemleri cilt bakımına uyarlamaya başladı.
Böylece bugün dünyada Vampire Facial, yani Vampir Yüz Bakımı olarak bilinen PRP uygulamasının öncülerinden biri haline geldi.
Ardından hastanın kendi kanından elde edilen proteinleri kullandığı MC1 isimli özel kremi geliştirdi.
Barbara Sturm, kendi anlatımıyla, eklemlerde yaşlanmanın etkilerini azaltmak için kullanılan bilimsel yaklaşımın ciltte de uygulanabileceğini düşündü.
26 Ekim'de verdiği son röportajda bu dönüşümü şöyle anlatıyordu:
"Eklem dokularında yaşlanmanın etkilerini azaltabiliyorsak, neden aynı iltihap önleyici bilimi cilde uygulamayalım?"
Bu fikir, onun doktorluktan girişimciliğe uzanan yolculuğunun başlangıcı oldu.
2014 yılında Dr. Barbara Sturm Molecular Cosmetics markasını kurdu.

BANKA KREDİSİYLE BAŞLAYAN PATRONLUK

Barbara Sturm'un girişimcilik hikâyesinin en dikkat çekici taraflarından biri de başlangıç koşulları.
Bugün dünyanın en pahalı kozmetik markaları arasında anılan şirketini kurarken arkasında büyük bir yatırım fonu veya uluslararası kozmetik devi yoktu.
Kendi açıklamalarına göre ilk ürünlerini geliştirdikten sonra bankadan kredi aldı. Başlangıçta yatırımcı istemediğini, kararlarını hızlı ve bağımsız biçimde verebilmek istediğini anlatıyordu.
Hatta ilk döneminde ayrıntılı bir iş planı bile hazırlamamıştı. Ancak yaratmak istediği ürün konusunda son derece net bir fikri vardı.
2018'de TIME dergisine verdiği röportajda, işini büyütmek için banka kredisi kullandığını ve ilk aşamada yatırımcılarla ortak olmak istemediğini anlatmıştı.
Bu yaklaşım, onun patronluk hikâyesinin önemli bir özelliğini ortaya koyuyor: Önce ürüne, sonra markaya yatırım yapmak.
Barbara Sturm'un 2026 yılında PORTER'a verdiği röportajda söylediği bir başka cümle de iş anlayışını özetliyor:
"Ürününüz yoksa orada durun."
Yani ona göre yalnızca iyi bir marka hikâyesi anlatmak veya CEO unvanını taşımak yeterli değil. Önce gerçekten işe yarayan bir ürün ortaya koymak gerekiyor.

PUIG'E SATTI, BİLİMİN BAŞINDA KALDI

Barbara Sturm'un iş hayatındaki en önemli dönüm noktası 2024 yılında yaşandı.
İspanyol kozmetik ve moda devi Puig, onun kurduğu şirketin yüzde 65'lik çoğunluk hissesini satın aldı.
Puig'in portföyünde Carolina Herrera, Rabanne, Jean Paul Gaultier, Charlotte Tilbury ve Byredo gibi uluslararası markalar bulunuyor.
Barbara Sturm ise şirkette azınlık hissedar olarak kaldı. CEO'luk görevinden ayrılarak ürün geliştirmeden sorumlu yönetici ve marka elçisi rolünü üstlendi.
2026'da Vogue'a verdiği röportajda şirketin çoğunluk hisselerini devretme kararını da değerlendirdi.
Puig'in aile şirketi olmasının kendisi için önemli olduğunu, markanın bilimsel yaklaşımını ve özgün kimliğini koruyacak bir ortak aradığını anlattı.
En dikkat çekici açıklaması ise şuydu:
"Markanın iyi bir yerde olmasını istiyorum."
Artık şirketin günlük yönetiminden ziyade bilimsel araştırma, yeni ürünler ve geliştirme çalışmalarına odaklanıyor.
Puig'in 2024 finansal raporunda Dr. Barbara Sturm markasının 2024 yılı gelirleri 54 milyon avro olarak yer aldı. Bu rakam, satın alma yılındaki şirket gelirini gösteriyor; kâr veya Barbara Sturm'un kişisel kazancı değil.
Puig satın alma bedelini kamuoyuna açıklamadı. Dolayısıyla Barbara Sturm'un kişisel serveti konusunda doğrulanmış bir rakam bulunmuyor.
Ancak kurduğu şirketin uluslararası kozmetik pazarında ulaştığı ekonomik büyüklük, girişimcilik hikâyesinin boyutunu ortaya koyuyor.

DÜNYA ŞEHİRLERİNDE YEDİ MERKEZ

Barbara Sturm'un markası bugün yalnızca krem ve serum satan bir kozmetik şirketi değil.
Almanya'nın Düsseldorf kentinden Londra'ya, New York'tan Miami'ye uzanan spa ve butik ağı bulunuyor.
Markanın resmî merkezleri arasında Düsseldorf, Londra, New York'ta Madison Avenue ve Soho, Miami, Dallas ve Palm Beach yer alıyor.
Böylece yedi spa ve butik üzerinden müşterilerine doğrudan hizmet veriyor.
Markanın ürün gamında 80'den fazla ürün, kişiye özel bakım programlarında ise 5 binden fazla farklı rutin bulunuyor.
Ayrıca Londra'nın ünlü Claridge's otelinin spa merkeziyle yaptığı iş birliği, markanın lüks otelcilik dünyasındaki varlığını da güçlendiriyor.
Oprah Winfrey, Kim Kardashian ve Victoria Beckham gibi dünyaca tanınan isimlerin markayla anılması da uluslararası bilinirliğine katkıda bulunuyor.

BARBARA STURM'UN LÜKS ANLAYIŞI

Barbara Sturm'un 26 Ekim 2026'da SPHERE dergisine verdiği röportajda söylediği bir cümle ise markasının yalnızca kozmetik üzerine kurulmadığını gösteriyor.
Ona göre gerçek lüks, pahalı bir kremden veya gösterişli bir spa merkezinden ibaret değil.
"İyi uyumak, her gün hareket etmek, dengeli ve iltihap önleyici beslenmek, meditasyona ve açık havada vakit geçirmeye zaman ayırabilmek… Benim için gerçek lüks bu."
Bu yaklaşım, son yıllarda büyüyen sağlıklı yaşlanma, longevity ve kişiselleştirilmiş bakım pazarının da önemli bir parçası.
Barbara Sturm, cilt bakımında da aynı felsefeyi savunuyor.
Hızlı sonuç vaat eden agresif uygulamalardan ziyade cildin doğal bariyerini korumayı, nemlendirmeyi ve iltihaplanmayı kontrol altına almayı önemsiyor.
Son röportajında kendi laboratuvarlarında geliştirdikleri moleküler hidrojen teknolojisi H₂MT'yi de markanın gelecekteki araştırma alanlarından biri olarak gösterdi.

İSTANBUL'A YATIRIM GELİR Mİ?

Şimdi asıl merak edilen konuya gelelim.

Murat ve Yasemin Özyeğin'in konuğu olarak İstanbul'u ziyaret eden Barbara Sturm'un Türkiye'de bir merkez açma planı var mı?
Markanın mevcut iş modeli düşünüldüğünde İstanbul, potansiyel bir pazar olarak değerlendirilebilir.
Özellikle lüks tüketim, sağlık turizmi, estetik uygulamalar ve uluslararası müşteri trafiği bakımından dikkat çekici bir şehir.
Ancak bugüne kadar İstanbul'da bir spa, klinik veya butik açılacağına ilişkin resmî bir yatırım duyurusu yapılmış değil.
Dolayısıyla Özyeğinler'in davetini bir yatırım anlaşması olarak yorumlamak için henüz erken.
Bununla birlikte uluslararası markaların Türkiye'ye girişinde yerel iş ortaklıkları ve güçlü yatırımcı çevreleri önemli rol oynuyor.
Barbara Sturm'un İstanbul ziyareti de bu açıdan takip edilmeye değer.
Bir ortopedi doktorunun bilimsel araştırmalarından yola çıkarak dünya çapında bir kozmetik markası yaratması, ardından şirketinin çoğunluk hisselerini uluslararası bir gruba devretmesi başlı başına ilginç bir patronluk hikâyesi.
Şimdi merak edilen, bu hikâyenin yeni sayfalarında İstanbul'un da yer alıp almayacağı.
Belki de Özyeğinler'in misafiri olarak başlayan bu İstanbul yolculuğu, ileride iş dünyası açısından başka bir hikâyeye dönüşür.

patronlardunyasi.com