Spor


Halil KASAPOĞLU 

Transfer dönemleri, özellikle yeni nesil taraftarlar için yılın en önemli mevsimi haline geldi.
Dijital medyanın en çok takip edilen hesapları, anlık transfer haberi verenler.
Transfer yapmayan kulüp yönetimleri acımasızca eleştiriliyor.
Rakip takımlar yıldız aldığında, taraftar kendi kulübünden cevap bekliyor.

TRANSFER ENFLASYONU 

Baskıya daha fazla direnemeyen yönetimler de çareyi, ekonomik açıdan gözü karartıp yıldız oyuncu indirmekte buluyor.
Bir noktadan sonra oyuncunun gerçek ekonomik değeriyle ödenen bedel arasındaki bağ kopuyor.
Ekonomide bunun basit bir adı var: Enflasyon.
Türk futbolu bugün ciddi bir transfer enflasyonu yaşıyor.

BUZ DAĞININ GÖRÜNMEYEN YÜZÜ 

Bir transferin kulübe gerçek maliyeti, çoğu zaman açıklanan bonservis bedelinin veya oyuncuya verilen yıllık ücretin çok üzerinde.
İmza parası, menajer komisyonu, performans bonusları, maç başı ücretler, vergi ve sigorta primleri eklendiğinde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor.
Kulüpler bir transfer yaparken aslında gelecekteki gelirlerini yıllarca ipotek altına alıyor.
Trabzonspor, Salah için bonservis bedeli ödemedi. Açıklanan sözleşme detaylarına göre oyuncu, iki sezon boyunca yıllık 17 milyon avro kazanacak. Kendi adını taşıyan ürünlerin satışından da pay alacak.
Bu rakamlara yalnızca gider hanesinden bakmak eksik olur.
Forma satışı, sponsorluk, uluslararası görünürlük, bilet ve kombine gelirleri düşünüldüğünde oluşturacağı ekonomik etkiyi bugünden ölçmek kolay değil.
Belki iki yıl sonra dönüp baktığımızda Türk futbol tarihinin ticari açıdan en başarılı transferlerinden birini konuşuyor olacağız. Umarım öyle de olur.
Ancak dikkat çekmek istediğim başka bir konu var.
Türkiye’de yıldız transferleri artık istisna olmaktan çıkıyor.
Galatasaray yıldız alıyor, Fenerbahçe cevap vermek zorunda hissediyor.
Fenerbahçe büyük transfer yapıyor, Beşiktaş taraftarı yönetimi baskı altına alıyor.
İstanbul kulüpleri harcıyor, Trabzonspor rekabetten kopmamak için bütçesini zorluyor.
Ekonomik anlamda oldukça zorlanan kulüpler, kendilerini her sene yeniden başlayan bir yarışın içinde buluyorlar.

ÇERÇEVE DEĞİL RESİM ARIYORUZ 

Türk futbolunda senaryo hep aynı.
Başarısız olduğumuzda sistemi değil, kadroyu değiştiriyoruz.
Yeni hoca getiriyoruz.
Yetmiyor.
Onlarca oyuncu gönderip yenilerini alıyoruz.
Bir sonraki yaz aynı filmi yeniden izliyoruz.
Altyapıdan neden yeterince oyuncu çıkmadığını, kulüplerimizin neden düzenli oyuncu satamadığını, teknik direktörlerin neden istikrarlı görev yapamadığını, scouting departmanlarının neden kurumsallaşamadığını ise aynı iştahla tartışmıyoruz.
Çünkü sistem kurmak sabır istiyor.
Bir altyapı reformunun meyvesi en az beş yılda alınıyor.
Bir kulübün futbol aklını, oyun anlayışını inşa etmek yıllar sürüyor.
Yıldız transferi ise öyle değil.
Uçak iniyor.
Binlerce taraftar havalimanına koşuyor.
Sosyal medyada milyonlarca etkileşim alınıyor.
Formalar ve kombineler satılıyor.
Sezon başlamadan ilk zafer kazanılıyor.
Kabul etmeliyiz ki transfer, Türk futbolunda sportif yapılanmanın bir aracı olmaktan çıkıp başlı başına bir başarı göstergesi haline gelmiş durumda.

GLOBAL TRANSFER LOKAL REKABET 

Her yaz daha pahalı kadrolar kuruyoruz.
Her sezon daha büyük isimleri Türkiye’ye getiriyoruz.
Ancak Dünya futbolundaki yerimizde aynı sıçramayı göremiyoruz.
Sonra kendi ligimize dönüyoruz.
Aylarca hakem kararlarını, VAR kayıtlarını, yabancı sınırını, federasyonları tartışıyoruz.
Tuttuğumuz takım şampiyon olunca bütün sorunları unutuyoruz.
Çünkü başarı ölçümüz giderek lokalleşiyor.
Ligi ezeli rakibimizin önünde bitirmek yetiyor.
Oysa kulüplerimizin gerçek ölçüsü kendi arasındaki yarış değil, Avrupa’daki rekabet gücü olmalı.

ASIL TRANSFER: SİSTEM

Yanlış anlaşılmasın, kaliteli oyuncuların Türkiye’ye gelmesine karşı değilim.
Sadece Salah değil, daha iyileri de gelsin.
Stadyumlar dolsun, çocuklar dünya yıldızlarını kendi şehirlerinde izlesin.
Süper Lig dünyanın dört bir yanında daha çok takip edilsin.
Ama yıldız transferi bir futbol projesinin kendisi değil, sonucu olmalı.
Yıllardır yıldız oyuncular transfer ediyoruz.
Dünyaca ünlü teknik direktörler getiriyoruz.
Ama uluslararası arenada rekabet edebileceğimiz sistemi bir türlü kuramıyoruz.
Bu kadar transfere rağmen Türk futbolunun uluslararası konumunu değiştiremiyorsak, asıl yapmamız gereken transferin “sistem” olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

patronlardunyasi.com