Eyüp SERBEST
Bu yaz Belgrad’da, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktaya tepeden bakan Osmanlı kalesini ziyaret etme fırsatı bulmuştum. Kalenin tepesinden Tuna ve Sava’yı izledikten sonra, kentte ayakta kalan tek cami olan Bayraklı Mescidi’ne kadar yürüdüm. Kalenin anahtarının savaşmadan Sırplar’a teslim edilmesinden sonra, Tuna üzerinden buharlı gemilerle Belgrad’dan sürülen Türkler’i uzun uzun düşündüm.
#video_9755209#
İBRAHİM KALIN’IN BANA HATIRLATTIKLARI
Bugün sosyal medyada, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın bir videosu dolaşıma girdi. Belgrad’da çekilen görüntüde, İbrahim Kalın Plevne Marşı’nı söylüyordu. Oysa ki o video, tam 9 yıl öncesine aitti. Yani bizim internet medyası yine sınıfta kalmış, onu da gazetelerin sosyal medya hesapları izlemişti. Eski bir görüntü yeni gibi yayınlanmıştı.

Belgrad'daki Osmanlı kalesi
Tarihçi değilim ama tarih meraklısıyım. Belgrad’a gelip Tuna’yı izleyince benim de aklıma Plevne Marşı’nın “Düşman Tuna’yı atladı” sözleri gelmişti. Ancak Plevne Savaşı, Belgrad’ın elimizden çıkmasından 10 yıl sonra oldu. Üstelik de Bulgaristan’daki Plevne, Tuna Nehri’ne yaklaşık 60 kilometrelik mesafede, Belgrad’a ise yüzlerce kilometre. Marştaki Tuna Nehri, Rus ordusunun geçtiği güzergahı anlatıyor.

Plevne Savaşı
Ama İbrahim Kalın’ın söylediği marş, bir süredir fırsatını bulup yazmak istediğim, Türkiye'de pek bilinmeyen Finlandiya'daki Plevne hikâyesini yeniden aklıma geldi. Plevne adındaki bir restorandan başlayıp, takvimleri 1877 yılına çeviriverdim.
PLEVNE’Yİ FİNLER DE UNUTAMADI
Biz Plevne'yi Gazi Osman Paşa'nın destansı direnişiyle, Plevne Marşı'yla, tarih kitaplarından öğrendiklerimizle hatırlıyoruz. Peki, 1877’deki savaşı Finler neden unutmadı?

Gazi Osman Paşa
Üstelik yaşadıkları yerlere Plevne adı verdiler. Finlandiya’nın resmî dil kurumu Kotimaisten kielten keskus'un (Kotus) yer adı arşivlerinde Plevna, Pleuna ve Leuna biçimlerinde yaklaşık 40 tarihî kayıt bulunuyor.
FİN ASKERLERİ OSMANLI'YA KARŞI SAVAŞA GÖNDERİLDİ
1877 yılında Finlandiya henüz bağımsız bir ülke değildi. 1809'dan beri Rus İmparatorluğu'na bağlı özerk bir büyük dükalık olarak yönetiliyordu.
Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında savaş başlayınca Finlandiya'daki askerî birlikler de seferber edildi.
Bunların arasında Helsinki'de konuşlu Fin Muhafız Tüfek Taburu (Suomen Kaarti) bulunuyordu.
Fin askerleri, Rus Çarı II. Aleksandr'ın ordusunun bir parçası olarak Balkanlar'a gönderildi. Karşılarında ise Gazi Osman Paşa'nın komuta ettiği Osmanlı ordusu vardı.

Savaşa katılan Fin askerleri
Savaşın en önemli cephelerinden biri Bulgaristan'ın kuzeyindeki Plevne'ydi.
Rus ordusu, Osman Paşa'nın savunduğu şehri ele geçirmek için art arda saldırılar düzenledi. Ancak Osmanlı birliklerinin direnişi karşısında ağır kayıplar verdi.
Doğrudan saldırılarla sonuç alamayan Rus komutanlığı, bu kez Plevne'nin dışarıyla bağlantısını kesmeye karar verdi.
Fin askerlerinin de katıldığı harekât böyle başladı.
PLEVNE YOLUNDA 22 FİN ASKERİ ÖLDÜ
Fin Muhafız Taburu, 1877 sonbaharında Osmanlı topraklarına girdi.
24 Ekim'de Plevne'nin batısındaki Gorni Dubnik'te Osmanlı birlikleriyle karşı karşıya geldi.
Gorni Dubnik, Gazi Osman Paşa'nın ordusuna yiyecek ve mühimmat ulaştırılmasında kullanılan ikmal yolu üzerindeydi.
Rus ordusu bu yolu keserek Plevne'yi tamamen kuşatmak istiyordu.
Muharebe saatlerce sürdü. Osmanlı birlikleri akşam saatlerinde teslim olmak zorunda kaldı.
Fin Muhafız Taburu'ndan 22 asker hayatını kaybetti, çok sayıda asker yaralandı.
Ancak savaşın Finlandiya'daki anlatımıyla gerçekte yaşananlar arasında ilginç bir fark vardı.
Dönemin Fin gazeteleri, Fin askerlerinin bütün gün ön saflarda çarpıştığını yazmıştı. Bunun sebebi Rus İmparatorluk Muhafızlarının Finlandiya adını taşıyan alayıydı. Adına rağmen bu alayın askerleri ağırlıklı olarak Ruslardan oluşuyordu.
Helsinki Belediyesi'nin tarih araştırmasına göre de, Fin Muhafız Taburu, savaş deneyimi sınırlı olduğu için büyük ölçüde geride tutulmuştu.
Yine de Gorni Dubnik Muharebesi, Finlandiya askerî tarihinde önemli bir olay olarak yerini aldı.
Plevne ise 10 Aralık 1877'de, Gazi Osman Paşa'nın kuşatmayı yarma girişiminin başarısız olmasıyla düştü.
FİN ASKERLERİ İSTANBUL'UN KAPILARINA KADAR GELDİ
Plevne'nin düşmesinden sonra Rus ordusunun Balkanlar'daki ilerleyişi hızlandı.
Fin Muhafız Taburu da Rus birlikleriyle birlikte güneye ilerledi.
Balkan Dağları'nı aşan askerler, Edirne üzerinden İstanbul'un batısındaki Ayastefanos'a, yani bugünkü Yeşilköy'e kadar ulaştı.
Rus ordusunun ilerleyişi, 31 Ocak 1878'de Edirne'de imzalanan ateşkesle durdu. 3 Mart'ta ise Ayastefanos Antlaşması imzalandı. Fin askerleri antlaşmanın ardından önce gemilerle Odesa Limanı’na, buradan da tren yoluyla Finlandiya’ya döndü. Ama savaşın hatırasını da beraberlerinde götürdüler.
GAZİ OSMAN PAŞA'YI HATIRALARINDA ANLATTILAR
Plevne'de yaşananlar Finlandiya'da yalnızca gazetelerin sayfalarında kalmadı. Savaşa katılan Fin askerleri, dönüşlerinin ardından hatıralarını ve günlüklerini yayımlamaya başladı.
Hatıralarda Gazi Osman Paşa'nın Rus saldırılarını geri püskürtmesinin Rus ordusunun zafer beklentilerini boşa çıkardığı ve yeni birliklerin cepheye gönderilmesini zorunlu kıldığı anlatılıyor.
Plevne'nin teslim olduğu haberini alan Fin askerlerinin önce buna inanmakta zorlandıkları da anlatılanlar arasında.
Çünkü aylar boyunca Rus ordusunun ilerleyişini durduran Plevne'nin düşmesi, onlar için de kolay gerçekleşecek bir olay gibi görünmüyordu.
Gazi Osman Paşa'nın direnişi, yalnızca Osmanlı askerlerinin değil, karşı tarafta savaşanların hatıralarında da yer etmişti.
FİNLANDİYA'DA 40 PLEVNE İZİ
Savaştan dönen Fin askerlerinin hatıraları kitaplarla sınırlı kalmadı.
Plevne adı, Finlandiya'nın dört bir yanında kullanılmaya başlandı.
Finlandiya'nın resmî dil kurumu Kotus'un yer adı arşivlerinde, Plevne'den esinlenen yaklaşık 40 tarihî kayıt bulunuyor.
Bunların arasında Plevna adı verilen evler, çiftlikler ve yerleşimler vardı.
Kotus'un araştırmasına göre, savaştan dönen Fin Muhafız askerleri tarafından adlandırıldığı aktarılan yaklaşık 10 evin hikâyesi halk arasında korunmuştu.
Alajärvi'deki örnek bunlardan biri. Yerel anlatıya göre, Osmanlı-Rus Savaşı'ndan dönen bir Fin askeri, açtığı arazi üzerine kurduğu çiftliğe Plevna adını verdi.
Zamanla çiftliğin çevresinde bir yerleşim gelişti. Plevna adı da halkın konuşma dilinde değişerek Pleuna biçimini aldı.
Benzer isimlere Hämeenlinna, Kangasala, Lieksa, Nokia, Parikkala, Rovaniemi ve Savonlinna gibi yerlerde de rastlanıyor.
Ähtäri'deki Leunantie adlı yolun geçmişinde de Plevna adı bulunuyor.
Espoo'da ise 1870'lerde Plevna adı verilen bir samanlığın hatırası, yıllar sonra Plevnanpolku adlı yola taşındı.
Tampere'deki Plevna restoran
FİNLAYSON FABRİKASINA PLEVNA ADI VERİLDİ
Plevne'nin Finlandiya'daki en dikkat çekici izlerinden biri ise ülkenin en büyük şehirlerinden Tampere'de ve halen hayatta.
Ülkenin en köklü tekstil şirketlerinden Finlayson'un fabrikasında 1877 yılının Mart ayında yeni bir dokuma salonu tamamlanmıştı.
Savaş henüz başlamamıştı.

Ancak Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması ve Plevne'nin düşmesinin ardından bu dev dokuma salonuna Plevna adı verildi.
Tampere'den savaşa katılanlar arasında Finlayson fabrikasının işçileri de vardı.
Böylece Osmanlı topraklarında yaşanan bir savaş, Finlandiya'nın en önemli sanayi kuruluşlarından birinin tarihine girdi.
Üstelik Plevna binası, yıllar sonra Finlandiya'nın teknoloji tarihinde de önemli bir yer edindi.
15 Mart 1882'de Kuzey ülkelerindeki ilk elektrikli akkor aydınlatma uygulamalarından biri bu binada gerçekleştirildi.
Plevna adı, Finlandiya'da yalnızca askerî tarihin değil, sanayi tarihinin de bir parçasına dönüştü.

Tampere'deki Plevna restoran
PLEVNA ADIYLA RESTORANLAR AÇILDI
Plevne'nin Finlandiya'daki hatırası fabrikalarla ve çiftliklerle de sınırlı kalmadı.
1877'de savaş devam ederken Tampere'de Plevna adında bir restoran açıldı.
Aradan 117 yıl geçti.
31 Ekim 1994'te Finlayson'un eski dokuma salonunda bu kez Panimoravintola Plevna adlı yeni bir restoran faaliyete başladı.
Kendi birasını da üreten restoran bugün hâlâ Tampere'nin tarihî Finlayson bölgesinde hizmet veriyor.
Restoranın internet sitesinde Plevna adının hikâyesi anlatılırken 1877 Osmanlı-Rus Savaşı'na ve Plevne'ye doğrudan atıfta bulunuluyor.
Bugün Tampere'ye giden bir Türk, Plevna adlı restoranda yemek yiyebiliyor.
Üstelik restoranın bulunduğu bina, yaklaşık 150 yıl önce Osmanlı ordusuna karşı savaşan Fin askerlerinin hatırasını taşıyor.
HELSİNKİ'DE SAVAŞIN ANITI HÂLÂ AYAKTA
Plevne çevresindeki muharebelerin Finlandiya'daki izlerinden biri de Helsinki'de bulunuyor.
Fin Muhafız Kışlası'nın avlusuna 1881'de dikilen anıt, Osmanlı-Rus Savaşı'nda hayatını kaybeden Fin askerlerini anıyor.
Anıtın üzerinde ölen askerlerin isimleri yer alıyor.

Helsinki'de fin askerleri için dikilen anıt
GAZİ OSMAN PAŞA'NIN ADI İSTANBUL'DA, PLEVNE'NİN ADI FİNLANDİYA'DA
Plevne'nin düşmesinin ardından Gazi Osman Paşa Ruslara esir düştü.
Ancak gösterdiği direniş, karşı tarafın komutanları tarafından da takdir edildi.
1878'de İstanbul'a döndüğünde Sultan II. Abdülhamid tarafından büyük saygıyla karşılandı. Sonraki yıllarda Osmanlı devletinin en önemli askerî ve saray görevlerinde bulundu.
5 Nisan 1900'de hayatını kaybeden Gazi Osman Paşa, İstanbul'daki Fatih Camii haziresine defnedildi. Bugün İstanbul'un Gaziosmanpaşa ilçesi de onun adını taşıyor.

Finlandiya'da ise Plevne adı fabrikalarda, restoranlarda, çiftliklerde ve yerleşimlerde yaşamaya devam ediyor.
Bir tarafta Gazi Osman Paşa'nın aylarca süren direnişi, diğer tarafta Osmanlı'ya karşı savaşmış Fin askerlerinin hatıraları.
Aynı savaş, iki ülkede farklı anlamlarla ama aynı güçte bir tarihî hafızaya dönüşmüş.
Aradan yaklaşık 150 yıl geçti. Türkiye'de Gazi Osman Paşa'nın adı bir ilçede, Plevne'nin adı marşlarda; Finlandiya'da ise Plevna adı fabrikalarda, restoranlarda ve yerleşim yerlerinde yaşamaya devam ediyor.
Plevne, savaşın iki tarafının da unutamadığı bir yer olarak tarihteki yerini koruyor.
patronlardunyasi.com