Dünya


Merkel, bugün başkent Berlin'de Alman Yabancı Gazeteciler Derneği (VAP) tarafından Başbakanlıkta düzenlenen toplantıya katılarak, gazetecilerin çeşitli konulara ilişkin sorularını cevaplandırdı.

Angela Merkel, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin olarak şunları söyledi:

"Dışişleri bakanlarının dün aldığı karardan memnuniyet duyuyorum. Türkiye, Ankara protokolünden kaynaklanan sorumluluğunu zamanında yerine getirmediği için bu, bir yandan akılcı bir karar oldu, diğer yandan da Kopenhag kriterlerine uygun olarak müzakerelerin eski haline dönmesine imkan tanıyor. Bu nedenle Kıbrıs konusundaki çok farklı görüşlere rağmen bir anlaşmaya varılmasını olumlu karşılıyorum. Bu gelişmelerin Kıbrıs konusuna da canlılık kazandıracağına inanıyorum. Bu konuyu BM'nin yeni seçilen Genel Sekreteriyle de görüştüm. Kıbrıs (Rum) yönetimi de Kuzey Kıbrıs'a yardım yapılmasının mümkün olduğunu ifade etti. Yani konu canlılık kazandı."

Türkiye konusunun AB zirvesinde de ele alınacağını ifade eden Merkel, "İlerleme raporları hazırlanacak. Ancak Türkiye'deki seçimlerden dolayı şimdilik hızlı gelişmelerin yaşanacağı konusunda şüphem var" diye konuştu. AB'nin üye ülke kabul etme yeteneğiyle ilgili olarak da tartıştıklarına işaret eden Merkel, "Avrupa'nın sınırları nasıl tanımlanmalı, AB'ye giremeyecek ülkelerle ne şekilde işbirliği yapılmalı diye tartışıyoruz. Bu çerçevede komşuluk politikasının da gittikçe daha fazla önem kazanacağına inanıyorum" dedi. B

azı başlıkların, Türkiye'nin Ankara protokolüyle ilgili tutumundan bağımsız olarak da zaten daha sonra açılmasının düşünüldüğüne dikkat çeken Merkel, "Biz her zaman söyledik: Alman hükümetleri tarafından daha önce alınan kararlar tartışma konusu değil. Müzakereler ucu açık sürdürülecek, Kopenhag kriterleri var. Bu kriterlerden biri de AB'nin yeni üye kabul edebilme yeteneğidir. Bu karar şimdiden verilemez. Bu konuda benim Türkiye'den farklı görüşüm olabilir. Ancak söz verdiğimiz konularda güvenilir bir ortağız" diye konuştu. Türkiye'nin Ankara protokolünü uygulama kararının kendi hükümetleri değil, eski hükümet döneminde alındığını ve Türkiye'nin bunu kabul ettiğini kaydeden Merkel, "Zaten üyelik müzakerelerine de bu sayede başlandı" dedi.

Avrupa'nın bir Hristiyanlar kulübü olmadığını daha önce söylediğini ifade eden Merkel, sadece ortak değerlere bağlı olduklarını, köklerinin Hristiyanlık ve Yahudilik köklerine dayandığını, ancak Hristiyan Demokratlar olarak ayrımcılık yapmadıklarını, Müslüman üyelere sahip olduklarını ve Alman-Türk Forumu kurduklarını söyledi. Merkel, Kosova'daki gelişmelerle ilgili olarak da AB'yle NATO arasındaki işbirliğinin, bu bağlamda da Türkiye'yle Yunanistan arasındaki ilişkilerin ve Kıbrıs konusunun çok önemli olduğunu kaydetti.

ORTA DOĞU SORUNU

Başbakan Merkel, Orta Doğu sorununa da değinerek, sorunun çözümü için bölgedeki askeri süreci siyasi bir sürecin izlemesi gerektiğini, bölgedeki tüm ülkelerin çabasının gerekli olduğunu, AB, ABD ve Rusya'nın da bu süreci desteklemeleri gerektiğini belirtti. Bölgede kaçırılan İsrail askerlerinin serbest bırakılmalarının şart olduğunu ifade eden Merkel, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile yapacağı görüşmede de Olmert'i, Filistin Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmeler yapması için cesaretlendirmek istediğini, ancak İsrail'in mevcudiyet hakkının tanınmasının şart olduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'in Suriye'ye isteklerini ilettiğini, Suriye'nin müzakere sürecine dahil edilmesi gerektiğini belirten Merkel, Irak'ın toprak bütünlüğünün de korunması gerektiğini, halkın kendi geleceğini belirlemesi için de uluslararası bir konferansı şimdilik gerekli görmediğini sözlerine ekledi. Merkel, ABD'nin Irak konusundaki tutumundan dolayı pişman olup olmadığı şeklindeki bir soruya karşılık da kendisinin bu konuda Avrupa ülkelerinin ortak tutum belirlememelerini eleştirdiğini ifade ederek, diktatörlere karşı baskı yapabilmek için ortak tavır alınması gerektiğini savundu.