Gündem


Feramuz ERDİN 

Türkiye’den bugün Riyad’a dikkat çekici bir heyet gidiyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu aynı masada olacak.

Dışişleri Bakanlığı’nın 4 Ekim tarihli açıklamasına göre Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin gündeminde iki ana başlık bulunuyor:

Bölgedeki son gelişmeler ve Mekke İttifakı’nın kurumsallaşmasında gelinen aşama. 

Ancak son bir haftada yaşananlar Riyad toplantısının anlamını büyüttü.

İTTİFAKIN İLK GERÇEK SINAVI

25 Eylül’de üç ülkenin dışişleri bakanları New York’ta bir araya geldi.

O toplantının resmî açıklamasında önemli bir ayrıntı vardı.

Genel Sekreterliğin yanı sıra komiteler ve çalışma gruplarının kurulmasında gelinen aşama görüşülmüş, ayrıca üç ülkenin genelkurmay başkanlarının Suudi Arabistan’a nasıl destek verilebileceğini ele almak üzere acilen toplanması kararlaştırılmıştı. 

Ardından askeri kanat Riyad’da buluştu. Görüşmelerde istihbarat işbirliğinin artırılması, askeri koordinasyon ve ülkelerin savunma kabiliyetlerinin entegrasyonu ele alındı. 

Yani bugün Riyad’da sıfırdan başlayan bir toplantı yok.

Diplomatik ve askeri hazırlığı yapılmış bir dosya siyasi karar seviyesine geliyor.

TOPLANTI NEDEN “ACİL”

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar’ın 2 Ekim’deki açıklaması Ankara’nın duyurusundan daha açık.

Dar, Riyad toplantısını “acil toplantı” olarak tanımladı ve gündemin Suudi Arabistan’a yönelik Husi saldırıları olduğunu söyledi.

Bu önemli.

Çünkü 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Anlaşması’nın temel hükmü açık:

Üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, diğerlerine de yapılmış sayılıyor.

Dolayısıyla Mekke İttifakı bugün kuruluşundan yalnız iki ay sonra kâğıt üzerindeki kolektif savunma hükmünün gerçek bir kriz karşısında ne anlama geldiğini tartışıyor.

MASADA ASKERİ SEÇENEK KADAR DİPLOMASİ DE VAR

Bir başka kritik ayrıntı Pakistan’dan geldi.

Dar’ın açıklamasına göre İran, Husilerle siyasi temas kurulmasını önerdi. Dar bunun yazılı bir teklif olmadığını, İran ve Pakistan dışişleri bakanları arasındaki fikir alışverişinden ibaret olduğunu özellikle belirtti.

Kararı Pakistan’ın tek başına veremeyeceğini, konunun Riyad’da üç ülke tarafından değerlendirileceğini söyledi. 

Bu nedenle Riyad masasını yalnız “askeri karşılık” toplantısı olarak okumak yanlış olur.

Masada iki yol bulunuyor:

Kolektif savunma mekanizmasının nasıl işletileceği ve krizin diplomatik yoldan nasıl kontrol edilebileceği.

31 Ağustos’taki ilk Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısının ortak açıklamasında üç ülke çok açık bir taahhütte bulundu:

Savunma sanayii işbirliği geliştirilecek, ortak teknoloji geliştirilecek ve ortak üretim yapılacak.

Bu artık diplomatik bir temenni değil; üç ülkenin resmî ortak açıklamasında bulunan hedef.

Fakat henüz kamuoyuna açıklanmış proje adı yok.

ASELSAN için açıklanmış yeni bir Mekke İttifakı siparişi yok.

ROKETSAN için ilan edilmiş ortak üretim programı yok.

Baykar için bu mekanizma altında açıklanmış yeni sözleşme yok.

Dolayısıyla bugünün asıl ekonomik haberi henüz yazılmadı.

Riyad’dan çıkacak açıklamada aranması gereken kelimeler belli:

Tedarik. Teknoloji transferi. Ortak üretim. Finansman. Çalışma grubu.

SEKRETARYANIN BAŞINA GEÇECEK İSİM DE ORTAYA ÇIKTI

31 Ağustos’ta sekretaryanın Suudi Arabistan’da kurulacağı ve ilk Genel Sekreter’in üç yıllığına Pakistan tarafından belirleneceği açıklanmıştı. 

Pakistan basınındaki son bilgilere göre İslamabad bu görev için emekli Korgeneral Nauman Mahmood’u aday gösterdi. 

Ancak daha önemli ayrıntıyı yine İshak Dar verdi.

Dar’a göre ittifakın bütün mekanizmalarıyla tam işler hale gelmesi bir yılı bulabilir. 

Bu bilgi, bugünkü toplantının sınırlarını da gösteriyor.

Mekke İttifakı henüz tamamlanmış bir askeri teşkilat değil.

Kurulmakta olan bir yapı.

KAPIDA ALTI ÜLKEDEN FAZLASI VAR

Riyad toplantısının gözden kaçırılmaması gereken bir başka boyutu daha var.

Dar, altıdan fazla ülkenin Mekke İttifakı’na katılmak istediğini açıkladı.

Ancak yeni üyeliklerin ittifakın mevcut mekanizmaları işler hale gelmeden değerlendirilemeyeceğini söyledi. 

Bu durumda bugün Riyad’da alınacak kararlar yalnız Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki ilişkiyi belirlemeyecek.

Genişleme ihtimali bulunan yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin kurallarını da şekillendirecek.

patronlardunyasi.com