Mark Walter’ın Wall Street’in en güçlü ve en gizemli finansçılarından birine dönüşmesinin temelinde, yıllar önce geliştirdiği nispeten sıradan ancak son derece kârlı bir finans stratejisi bulunuyor: varlıklarla yükümlülükleri eşleştirmek ve piyasalardaki verimsizliklerden kazanç sağlamak.
Iowa’da bir çiftlikte büyüyen ve muhasebe eğitimi alan Walter, kariyerinin ilk dönemlerinde şirketlerin kısa vadeli nakit ihtiyacını karşılamak için kullandığı ticari senet piyasasında faaliyet gösterdi. Liberty Hampshire adlı finans şirketini yöneten Walter, kısa vadeli borçlanma araçlarından oluşan büyük portföyleri yöneterek finans dünyasında deneyim kazandı.
Eski çalışma arkadaşlarından biri, Walter’ın çalışma tarzını “arbitraj ve verimsizlik arayışı” olarak tanımlarken, finansçının varlık ve yükümlülükleri eşleştirme konusundaki uzmanlığının sonraki yükselişinin temelini oluşturduğunu belirtti.
GUGGENHEİM İLE WALL STREET’İN ZİRVESİNE ÇIKTI
Walter’ın kariyerindeki dönüm noktalarından biri 1990’ların sonunda geldi. Walter ve ortakları, 1999’da Guggenheim Partners’ı kurdu. Şirket kısa sürede Wall Street’in önemli oyuncularından biri haline gelirken, yönetilen varlıkların büyüklüğü 300 milyar doların üzerine çıktı.
Ancak Walter’ın asıl sıçraması 2008 küresel finans krizinin ardından geldi.
Sigorta sektöründeki şirketlerin değerlemelerinin cazip hale gelmesini fırsat olarak gören Walter ve ortağı Todd Boehly, milyarlarca dolarlık sigorta yükümlülüğünü uzun vadeli ve yüksek getirili yatırımlara yönlendirebilecekleri bir model geliştirdi.
Sigorta şirketlerinin uzun vadeli poliçelerden kaynaklanan yükümlülükleri, Walter’a kısa vadeli finans piyasalarından farklı bir avantaj sağladı. Böylece sigorta şirketlerinin topladığı primler, daha uzun vadeli ve daha yüksek getirili alternatif varlıklara yönlendirilebildi.
DODGERS ANLAŞMASI İMPARATORLUĞU BÜYÜTTÜ
Walter’ın finans dünyasındaki yükselişi spor sektörüne de taşındı.
Walter ve Boehly liderliğindeki grup, Los Angeles Dodgers’ı 2012 yılında 2,15 milyar dolara satın aldı. O dönem için rekor niteliğindeki anlaşmanın ardından takımın medya hakları üzerinden gerçekleştirilen finansal hamleler, yatırımcılara önemli miktarda nakit sağladı.
Bu kaynakların bir bölümü daha sonra yeni sigorta şirketlerinin satın alınmasında kullanıldı.
Walter ve Boehly, emeklilik ve hayat sigortası şirketlerini satın alarak bu şirketlerin yatırım portföylerini spor, eğlence, film ve televizyon gibi alanlardaki alternatif varlıklarla desteklemeye başladı.
Boehly daha sonra Guggenheim'ın sigorta faaliyetlerinden ayrılarak kendi yatırım imparatorluğunu büyüttü. Chelsea FC, A24 ve lüks gayrimenkul yatırımlarıyla öne çıktı.
Walter ise spor dünyasındaki yatırımlarını genişleterek Los Angeles Lakers'ın da sahibi oldu.
WALL STREET MODELİ KOPYALADI
Walter’ın geliştirdiği model zamanla yalnızca kendi şirketleriyle sınırlı kalmadı.
Apollo, KKR ve Brookfield gibi dünyanın en büyük özel sermaye şirketleri de hayat sigortası şirketlerini satın alarak benzer stratejiler uygulamaya başladı.
Bu modelde sigorta şirketlerinin topladığı primler, özel sermaye şirketlerinin kontrol ettiği ve genellikle likit olmayan alternatif varlıklara ve özel kredilere yönlendiriliyor. Böylece şirketler, poliçe sahiplerine ödemek zorunda oldukları tutarın üzerinde getiri elde etmeyi hedefliyor.
Sektörün büyüklüğü de kısa sürede trilyonlarca dolara ulaştı. Özel sermaye şirketlerinin yönettiği sigorta varlıklarının toplamının 1 trilyon doların üzerine çıktığı belirtiliyor.
Ancak model büyüdükçe, sigorta şirketleri ile aynı yatırım grubundaki diğer şirketler arasındaki finansal ilişkiler de daha fazla tartışılmaya başlandı.
20 MİLYAR DOLARLIK VARLIK AÇIKLAMASI GÜNDEMİ DEĞİŞTİRDİ
Walter’ın imparatorluğu için asıl sorun ise bu yıl ortaya çıktı.
Walter’ın şemsiye şirketi TWG Global bünyesindeki iki sigorta şirketi, haziran ayında 20 milyar dolardan fazla ilişkili taraf varlığını tespit edemediklerini açıkladı.
Söz konusu yatırımların önemli bölümünün Walter’ın yatırım imparatorluğunun diğer şirketleriyle bağlantılı olduğu belirtildi.
Şirketler, kredi notlarında düşüş yaşanmasını ve sigorta şirketlerinin sermaye yapısının zarar görmesini önlemek amacıyla bu yatırımların bir bölümünü yeniden yapılandırmaya veya elden çıkarmaya yöneldi.
Bu gelişme, Walter’ın sigorta şirketlerinin kendi grubundaki diğer şirketlerle yaptığı işlemlerin yeterince bağımsız olup olmadığına ilişkin soruları da beraberinde getirdi.
“BİR İPİ ÇEKİNCE HER ŞEY DAĞILABİLİR”
Financial Times'a konuşan sigorta sektöründen bir danışman, Walter’ın şirketlerindeki sorunların kısa sürede çözülemeyebileceğini belirterek yeni açıklamaların uzun vadeli sermaye riskleri yaratabileceği uyarısında bulundu.
Aynı kişi, Walter’ın birbirine bağlı şirketlerden oluşan yapısına ilişkin endişeyi, “Tek bir ipi çektiğinizde her şeyin dağılması” sözleriyle özetledi.
Guggenheim'ın eski danışmanları da şirketin sigorta sektörüne girdiği dönemden bu yana farklı iştirakler arasındaki ilişkilerin dikkat çekici olduğunu savundu.
ÖZEL SERMAYE SEKTÖRÜNDE DOMİNO ETKİSİ KORKUSU
Walter’ın sigorta şirketleriyle ilgili soruşturma, yalnızca milyarderin kişisel imparatorluğunu değil, son yıllarda hızla büyüyen özel sermaye ve sigorta ortaklığını da yakından ilgilendiriyor.
Sektördeki endişe, Walter’ın modelinde ortaya çıkabilecek sorunların, özel sermaye şirketlerinin trilyonlarca dolarlık emeklilik ve sigorta fonlarını nasıl yönettiğine ilişkin daha geniş bir tartışmayı tetiklemesi.
TWG Global ise iddialara karşı yaptığı açıklamada, 30 yılı aşkın süredir ABD'nin en sıkı düzenlemelere tabi sektörlerinde faaliyet gösterdiklerini ve müşterileri ile hissedarları için önemli değer yarattıklarını savundu.
Walter ise spor dünyasında bir başka büyük hamleyle dikkat çekti. Milyarder, Lakers'ı satın almasından bir yıl bile geçmeden takımı 12,5 milyar dolarlık değerleme üzerinden satmayı kabul ederek piyasaları şaşırttı.
Bu satışın Walter’ın finansal yapısını güçlendirmesi beklenirken, sigorta şirketleri üzerinden kurduğu modelin geleceği ve düzenleyici incelemelerin nasıl sonuçlanacağı merak konusu olmaya devam ediyor.