Gündem


Burak ARTUNER   

Doğu Akdeniz’de yıllardır süren deniz yetki alanları mücadelesinde Ankara’nın elini güçlendirebilecek önemli bir gelişme yaşandı. 

Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmayı onayladı. Reuters’ın iki Libyalı milletvekiline dayandırdığı habere göre Meclis, aynı oturumda 2020 yılında alınan Türkiye ile ilişkiler ve ticari süreçlere yönelik boykot kararını da kaldırdı.

MECLİS'TEN AÇIKLAMA YAPILDI

Temsilciler Meclisinin Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin 2019’da imzalanan Mutabakat Muhtırasını oy birliğiyle onayladığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Temsilciler Meclisi ayrıca, Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türk hükümeti arasında imzalanan iki mutabakat zaptının onaylanmasının reddine ilişkin 2020 tarihli (1) sayılı Temsilciler Meclisi Kararını oy birliğiyle iptal etti."

Bu karar, yalnızca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin seyri açısından değil, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları, deniz ulaşım hatları ve bölgesel güç dengeleri bakımından da dikkat çekici bir gelişme. Çünkü mesele, harita üzerinde iki ülke arasına bir çizgi çekmekten çok daha fazlası. Mesele, Akdeniz’de kimin hangi alanda söz sahibi olacağı ve gelecekteki enerji pastasında hangi ülkelerin masada oturacağı.

YEDİ YIL SONRA GELEN ONAY

Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat, 27 Kasım 2019’da İstanbul’da imzalandı. Birleşmiş Milletler kayıtlarında da yer alan anlaşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin yaklaşımının temel dayanaklarından biri oldu.

Ankara, anlaşmayla Doğu Akdeniz’de kıyıdaş iki ülke arasındaki deniz sınırlarının belirlenmesi ve Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerinin korunması açısından önemli bir adım attı. Ancak Libya’da anlaşmanın siyasi ve hukuki meşruiyeti uzun süre tartışma konusu oldu.

Özellikle ülkenin doğusundaki siyasi aktörler, anlaşmanın imzalanma sürecine itiraz etti.

Şimdi Temsilciler Meclisi’nin verdiği onay, bu tartışmanın Libya içindeki siyasi boyutunda önemli bir değişime işaret ediyor. Bununla birlikte, kararın uygulanmasına ilişkin usul ve hukuki sonuçların, açıklanacak resmî karar metni ve ilgili süreçler üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

MAVİ VATAN’IN LİBYA AYAĞI

Türkiye’nin Mavi Vatan yaklaşımında Doğu Akdeniz, yalnızca bir deniz sahası değil; enerji güvenliği, deniz ticareti, kıta sahanlığı ve stratejik erişim bakımından kritik bir bölge.

Yunanistan’ın özellikle Girit ve diğer adalar üzerinden ileri sürdüğü deniz yetki alanı tezleri ile Türkiye’nin kıyıların karşılıklı konumu ve hakkaniyet ilkesi temelindeki yaklaşımı, yıllardır iki ülke arasında görüş ayrılığı yaratıyor. Türkiye-Libya mutabakatı da bu hukuki ve jeopolitik mücadelenin merkezinde bulunuyor.

Libya’nın anlaşmaya parlamenter onay vermesi, Ankara açısından yalnızca ikili ilişkilerde bir kazanım olarak görülmemeli. Aynı zamanda Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerinin Libya tarafında daha geniş bir siyasi zemine kavuşması anlamına gelebilir.

Ancak bu gelişme, Doğu Akdeniz’deki bütün anlaşmazlıkları ortadan kaldırmıyor. Yunanistan ve bazı diğer bölgesel aktörler anlaşmaya karşı çıkmayı sürdürüyor. Dolayısıyla parlamentonun kararı, ihtilafların bittiğini değil, bundan sonraki diplomatik ve hukuki mücadelenin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.

LİBYA İÇİN DENİZİN ALTINDAKİ HESAP

Anlaşmanın Libya açısından da önemli bir karşılığı var.

Afrika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri olan Libya için enerji, ekonomik geleceğin temel unsurlarından biri. Ülkenin petrol ve doğal gaz kaynaklarının yanı sıra deniz yetki alanlarının belirlenmesi, gelecekteki arama ve üretim faaliyetleri açısından da önem taşıyor.

Deniz sınırlarının belirlenmesi, tek başına yeni rezervlerin keşfedildiği veya ekonomik kazancın garanti altına alındığı anlamına gelmiyor.

Ancak hukuki ve siyasi çerçevenin güçlenmesi, gelecekteki enerji iş birlikleri ve deniz araştırmaları bakımından bir zemin oluşturabilir.

Türkiye açısından da Libya, yalnızca Akdeniz’in güney kıyısındaki bir ortak değil. Aynı zamanda enerji, ticaret, altyapı yatırımları ve bölgesel diplomasi bakımından stratejik öneme sahip bir ülke.

Bu nedenle anlaşmanın onaylanması, iki ülke arasında enerji ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi için yeni fırsatlar yaratabilir. Elbette bu fırsatların somut projelere dönüşmesi, siyasi istikrar, yatırım koşulları ve ilgili hukuki süreçlere bağlı olacak.

ATİNA VE AVRUPA NE DİYECEK?

Anlaşmanın en önemli dış politika boyutlarından biri de Yunanistan’ın tutumu.

Atina, 2019 tarihli mutabakatın Yunan adalarının deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Türkiye ise adaların coğrafi konumlarının ve kıyıların karşılıklı durumunun dikkate alınması gerektiğini, deniz yetki alanlarının hakkaniyet ilkesi çerçevesinde belirlenmesini savunuyor.

Bu görüş ayrılığı, yalnızca Ankara ile Atina arasındaki bir hukuk tartışması değil. Doğu Akdeniz’de doğal gaz aramaları, deniz ulaştırma güzergâhları ve bölgesel ittifaklar da bu rekabetten etkileniyor.

Libya Temsilciler Meclisi’nin kararı, Atina’nın diplomatik girişimlerini ve Avrupa Birliği’nin anlaşmaya yönelik yaklaşımını yeniden gündeme getirebilir. Fakat parlamenter onay, üçüncü ülkelerin itirazlarını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Anlaşmanın uluslararası hukuk bakımından diğer devletlere karşı ileri sürülebilirliği de ayrı bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.

ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR

Libya parlamentosunun kararı, Türkiye-Libya ilişkilerinde uzun süredir beklenen siyasi bir eşiğin aşılması anlamına geliyor. Üstelik 2020’de alınan boykot kararının kaldırılması, iki ülke arasındaki ilişkilerin ticari ve diplomatik boyutunda da normalleşme yönünde bir işaret veriyor.

Ancak bundan sonraki aşamada asıl belirleyici olacak unsur, kararın sahada ve diplomaside nasıl karşılık bulacağı.

Türkiye ile Libya, deniz yetki alanları konusundaki iş birliğini enerji aramaları, deniz araştırmaları ve ekonomik projelerle destekleyebilecek mi? Libya’daki siyasi dengeler bu sürecin devamlılığına izin verecek mi? Yunanistan ve diğer bölgesel aktörlerle yaşanan ihtilaflar hangi diplomatik kanallardan yönetilecek?

Bu soruların yanıtı, Doğu Akdeniz’in önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğini belirleyecek.

Bir başka ifadeyle, Libya’nın attığı adım Türkiye’ye Akdeniz’de yeni bir deniz kazandırmıyor; iki ülkenin deniz yetki alanlarına ilişkin mevcut anlaşmasına Libya parlamentosunun siyasi ve hukuki desteğini ekliyor. Bu desteğin ne ölçüde kalıcı bir stratejik avantaja dönüşeceğini ise bundan sonraki süreç gösterecek.

patronlardunyasi.com