Necla DALAN
Sabancı Holding iştiraklerinden Kordsa’nın lastik ve kompozitte geliştirdiği ürünler uzay sektöründen Formula 1 pistlerine birçok alanda kullanılıyor. 'Big Six' denilen dünyanın en büyük lastik üreticilerinin de tedarikçisi.
Şirketin ABD’deki iştiraki Fabric Development, NASA'nın insan taşıma amacıyla tasarlanmış ve uzaya en uzak mesafeyi kat eden Orion kapsülü için kumaş üretiyor.
Boeing 787 programının onaylı tedarikçilerinden biri de Kordsa. Amerika'da üst segment yarış otomobillerine, NASCAR gibi platformlara ürün veren Kordsa şimdi de hızla büyüyen ve milyarlarca dolar yatırım yapılan veri merkezlerine seramik dokuma ve seramik kompozit ürünleri veriyor.
Kordsa dört kıtada 12 üretim tesisine, iki Ar-Ge, iki teknik merkeze sahip. Geçen yıl 791 milyon dolar ciro yaptı. 244 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Kordsa’nın gelirlerinde en büyük payı 319 milyon dolarla Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesi aldı. Bu bölgeyi 280 milyon dolar ile Kuzey Amerika, 107 milyon dolar ile Asya-Pasifik ve 85 milyon dolar ile Güney Amerika takip etti.
Kordsa geçen yıl organizasyon değişikliğine gitti. Lastik güçlendirme ve kompozit teknolojilerine odaklanan Kordsa’nın CEO’su Ergun Hepvar, şirketin toplam cirosunun yüzde 75’inin lastik güçlendirmeden, yüzde 25’inin ise kompozit teknolojilerinden geldiğini aktardı.

'LASTİK DEVLERİ İLK BİZİM KAPIMIZI ÇALIYOR'
Artık rekabetin şeklinin değiştiğini, tüm şirketlerin buna göre yaptıkları işe yeniden adapte olmaları gerektiğini kaydeden Hepvar, “Kordsa kendi ana faaliyet alanında dünyanın en büyük şirketlerinden. Bugün lastik sektöründe, pazar lideri konumunda olan, Big Six olarak da anılan şirketler yeni bir şey geliştirdiklerinde ya da yeni bir teknoloji üzerinde çalıştıklarında ilk kapısı çalınan şirketlerden biriyiz. Lastik güçlendirme ve kompozit teknolojilerinde portfoyümüzü katma değerli ürünlere yönlendiriyoruz” dedi.
KOMPOZİTTE YENİ ALAN VERİ MERKEZLERİ
Ergun Hepvar, son dönemde yapay zeka sektöründeki gelişmelerle yıldızı parlayan veri merkezleri için de ürün geliştirdiklerini söyledi. Hepvar, şöyle konuştu:
“Amerika'daki şirketlerimizden bir tanesi seramik dokuma ve seramik kompozitler konusunda uzman. Uzay teknolojilerine de önemli malzeme tedariki sağladığımız bir şirketimiz. Dünyada kendi alanında bir numara. Bu pazar niş bir pazar olmakla beraber gelişiyor. Bugün birkaç yüz milyon dolarlık bir pazar. Ama Amerika’da bir söz vardır: ‘800 pound gorilla’. Yani bu işin büyük abisi… ‘Bu kimdir’ derseniz, bizim şirketimizdir. Onların geliştirdiği bir malzeme var. Özel bir seramik ipliği kullanarak, kendi geliştirdikleri üretim prosesleri ve kimyasallarla yaptıkları bir ürün. Bizim kompozit şirketlerimiz içerisinde parça olarak yapıp sattığımız tek ürün bu. Bu, veri merkezlerindeki enerji hücrelerinde kullanılıyor. 900-1.000 derecelere dayanıyor. Enerji hücresinin bütün ömrü boyunca içerideki dengeyi sağlıyor.”
“ASYALI ŞİRKETLERİN YARATTIĞI CİDDİ FİYAT REKABETİ VAR”
Kordsa’nın yeni dönemde ana faaliyet alanlarına odaklanacağının altını çizen Ergun Hepvar, şöyle devam etti:
“Lastik güçlendirme tarafında özellikle Asyalı üreticilerin yarattığı çok ciddi bir fiyat rekabeti var. Pazarın durumuna baktığımızda, doğru konumlanıp hangi hacimde kârlı çalışacağımızı bulmamız lazım. Bu da pazarın şekillenmesiyle ilgili. Şu anda onun üzerine çalışıyoruz. O yüzden lastik tarafında ‘özümüze dönüyoruz’. Kompozit tarafında ise büyüme var. Kompozitin merkezi ağırlıklı olarak Amerika tarafı. Ciroda kompozitin payı artıyor. Kârlılığı artıyor.”
“ÖNCELİĞİMİZ KÂRLILIĞI SÜRDÜRÜLEBİLİR HALE GETİRMEK”
“Kompozit geleceği olan bir iş. Burada daha büyüyebilir miyiz? Evet, Büyüyebiliriz. Ama önce biraz strateji dahilinde ilerleyip evimizi toparlamamız lazım. Bizim açımızdan baktığınızda önümüzdeki bir iki senenin önceliği mevcut kârlılığı sürdürülebilir hale getirmek. Sadece büyümek için büyümek yeterli değil. Kârlı büyümek lazım.”
SON KRİZDE KÜRESELLİĞİN AVANTAJINI GÖRDÜ
Kordsa uluslararası değil, küresel bir şirket olduğuna da dikkat çeken Hepvar, son dönemde bunun avantajını yaşadıklarını da vurguladı. Hepvar, şöyle devam etti:
“Endonezya'dan Brezilya'ya, Tayland'a, Türkiye'den Amerika'ya ürün gönderiyoruz. Bizim rakiplerimizin büyük kısmı, biraz ölçek mantığıyla çalışır. Ucuz bir ülkede büyük bir fabrika kurup oradan dünyaya satış yapıyorlar. Biz müşterilerimize yakın olan fabrikalarımızla hizmet veriyoruz. Bu açıdan baktığınızda, son dönemde yaşananlar bizim modelimizi daha güçlü hale getirdi. Çünkü ben dünyanın farklı bölgelerinden ürün tedarik edebilirim. Rakiplere baktığımızda ise, onlar örneğin Tayland'da navlunda bir problem olduysa ya da bir boğaz kapandıysa, depolarında ne varsa onunla kalabilirler. Benim 4 kıta ve 6 ülkeye yayılan üretim ağım var. Amerika'daki fabrikam Amerika'daki hammaddeyi kullanıyor. Çin'den ham madde taşımıyor. Türkiye ister Avrupa'dan alıyor ister Asya'dan alıyor ister Amerika'dan alıyor. O yüzden yapının esnekliği ve beklenmeyen şoklara direnci daha yüksek.”
patronlardunyasi.com