28 Şubat’ta aracının deposunu dolduran bir sürücü benzinin litresi için 57 TL, dizelin litresi için 60 TL ödüyordu. Aynı tarihte elektrikli aracını hızlı şarj istasyonunda şarj eden bir sürücünün cebinden kWh başına yaklaşık 14 TL çıkıyordu. Sadece bir ay sonra, 29 Mart’ta benzinin litresi 63 TL’ye, dizelin litresi 75 TL’ye dayanırken, elektrikli araç sürücüsü kWh başına 14 TL ödemeye devam etti.
‘EKONOMİ SAVUNMA MEKANİZMASI’
Bu tablo sadece Türkiye için geçerli değil. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yaşanan petrol şoku, başta petrol ithal eden Asya ülkeleri olmak üzere dünyada önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Gelen son raporlar, sürücülerin elektrikli, hibrit veya şarj edilebilir hibrit araçlara olan talebinin giderek arttığını gösteriyor.
Reuters’ın analizine göre tüketiciler, batarya gücünü gelecekteki yakıt şoklarına karşı bir önlem olarak görmeye başladı. Çin, Hindistan, Japonya, Avustralya ve Güneydoğu Asya gibi pazarlarda yakıt verimliliği artık bir sürdürülebilirlik tercihi değil, doğrudan ekonomik bir savunma mekanizması haline geliyor.
ETKİSİ KALICI OLABİLİR
Küresel pazar araştırma şirketi MarketsandMarkets’in 2026 otomotiv görünümü raporu ise İran’daki gerilimin elektrikli araç kullanımının görece zayıf olduğu pazarlarda bile talebi güçlendirebileceğini ortaya koyuyor. Analistler, bu davranış değişiminin Hürmüz Boğazı tamamen normale dönse bile kalıcı olabileceğine dikkat çekiyor.
AVRUPALILAR ‘ELEKTRİKLİ’ BAKIYOR
Yükselen petrol fiyatları, sadece Asya değil Avrupa genelinde de elektrikli araçlara olan ilgiyi yeniden canlandırdı. Alman otomobil bayisi MeinAuto, savaşın başlamasından bu yana elektrikli araçlara yönelik çevrimiçi trafiğin yüzde 40 arttığını açıkladı.
TÜRKİYE’DE DE İLGİ ARTIYOR
Türkiye için henüz net veriler bulunmasa da, geçen hafta ziyaret ettiğimiz Tesla ve Togg satış noktalarındaki yoğunluk talepteki değişimi açık şekilde gösteriyor. Satış danışmanları mart ayı itibarıyla talebin belirgin şekilde arttığını ifade ediyor. Bu artışta markaların sunduğu desteklerin de payı var. Togg’un 6 ay, Tesla’nın ise 12 bin kilometre ücretsiz şarj hediyesi, petrol krizinin yarattığı ortamda tüketicinin ilgisini çekmiş görünüyor.
DESTEKLER SÜRMELİ
Bu sürecin kalıcı olup olmayacağı bundan sonra atılacak adımlara bağlı. Türkiye’de oluşan talebin devam edebilmesi için elektrikli araçlara yönelik desteklerin sürmesi, hızlı şarj altyapısının yaygınlaştırılması ve tüketiciye doğrudan dokunan teşviklerin güçlendirilmesi gerekiyor. Aksi halde petrol fiyatlarındaki artışın yarattığı bu yönelim kısa vadeli kalabilir. Doğru adımlarla ise bu ilgi kalıcı hale gelebilir ve Türkiye’nin bu alandaki konumu güçlenebilir.
FRENE BASAN BATIYA KARŞI HIZ KESMEYEN ÇİN
MART 2026 itibarıyla otomotivde dikkat çekici bir ayrışma yaşanıyor. Petrol fiyatları yükseldiği anda tüketici elektrikliye yöneliyor. Çünkü elektrikli araç artık sadece çevreci bir tercih değil, yakıt şoklarına karşı bir koruma aracı olarak görülüyor. Ancak tam talep artarken, Volkswagen, Ford Motor Company ve Stellantis gibi Batılı üreticiler elektrikli yatırımlarda yavaşlıyor, yeniden hibrit ve içten yanmalı modellere ağırlık veriyor. Buna karşılık BYD ve Leapmotor gibi Çinli markalar hız kesmeden büyüyor. Bu eğilim devam ederse, Batı’daki stratejik tereddüt nedeniyle otomotivde yön belirleme gücü giderek daha fazla Çin’e kayabilir.
patronlardunyasi.com