Deniz ALKIR
Pandeminin yaralarını sarmaya başlamışken, savaş tüm ağırlığıyla gündeme ağırlığını koydu. Ne zaman ki benzin daha pahalandı, uçuşlar iptal edildi, sigorta maliyetleri, gıda fiyatları arttı… Savaş başlamıştı. İnsanlar hangi marka çanta alacaklarındansa, eve dönüş uçaklarının iptal edilmesini düşünmeye başladı. Temel ihtiyaçlar lüksün anlattığı hikâyeyi gölgede bırakmıştı. 2026 yılının şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bu etkiyi özellikle Orta Doğu’da görünür hale getirdi. Oysa bölge son yıllarda lüks sektörünün en hızlı büyüyen pazarlarından biriydi.
TOPARLANMANIN MERKEZİYDİ
Çin piyasasının 2025 yılında yüzde 3-5 daraldığı görülürken, markalar yönünü Körfez’e çevirmişti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar gibi Körfez ülkeleri yüksek harcama yapan turistlerden oluşuyordu; dünyanın en büyük tax-free lüks tüketici gruplarından biriydi. Tam bu nedenden dolayı lüks mağazalar ve alışveriş merkezleri yatırımlarını bu bölgeye kaydırdı. Son zamanlarda yapılan LVMH finans direktörünün açıklamalarına göre Orta Doğu, şirket cirosunun yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor; sektör genelinde ise bu oran yüzde 5 civarında seyrediyordu. Özellikle pandemi sonrası toparlanmanın merkezi haline gelmişti. Bain & Company ile Fondazione Altagamma'nın 2025 yılının sonunda yayımladığı Worldwide Luxury Market Monitor raporu da bu durumu kanıtlıyordu. Buna göre, Orta Doğu o yıl küresel lüks pazarının en güçlü bölgesiydi ve dünya genelinde harcamaların durduğu bir ortamda bile yüzde 4 ila yüzde 6 arasında büyüme kaydetmeyi başardı. Ta ki 28 Şubat’a kadar.

HAVALİMANI VE TURİST ETKİSİ
Bölgedeki lüks satışlarının büyük bölümü iki şeye bağlıydı: Havalimanına ve turistlere. İkisi de aynı anda durdu. Seyahat perakendesi 2025’te zaten zayıflama sinyalleri verirken, uçuş trafiğindeki aksama yolcu akışını da durdurdu; buna bağlı harcama da aynı ölçüde kendine düşen zarar payını aldı. Dubai'yi ziyaret edenlerin sosyal medya paylaşımları da aynı şeyi söylüyordu: Havalimanları sessiz, mağazalar ıssız. Geçen yıl bu zamanlarda önlerinde kuyruklar gördüğümüz mağazaların içerisindeki hareketlilik yalnızca vitrin düzenleyen çalışanlar haline geldi. Normalde mağaza önündeki ciddi duran takım elbiseli güvenlik görevlileri bile artık içerideki kapıda sessizce bekliyordu.

VİTRİNLER DOLU, KASALAR SUSKUN
Işıklar yanıyordu, vitrinler doluydu ama koridorlar boştu, kasalar ise suskundu. Bu gözlemlerin somut karşılığını da marka raporlarında görmeye başladık. Hermès'in ilk çeyrek raporunda yer alan ifadeye göre toptan satış faaliyetleri bu dönemde "ciddi ölçüde etkilendi"; bunun başlıca nedeni olarak Orta Doğu'daki ve havalimanlarındaki mağazalara yönelik satışlardaki düşüş gösterildi. Kering ise daha sert bir tablo çizdi: Orta Doğu gelirleri ilk çeyrekte bir önceki yıla kıyasla yüzde 11, Gucci özelinde ise yüzde 8 düşüş gerçekleştiğini açıkladı. Etki yalnızca havalimanlarıyla sınırlı kalmadı. Havalimanındaki turist eksikliği şehirlerde de oldukça hissedildi.

MÜŞTERİ TRAFİĞİ VERİLERİ
LVMH'nin finans direktörü Cécile Cabanis'in Reuters'a yaptığı açıklamaya göre çatışmanın başladığı dönemde alışveriş merkezi trafiği mağazadan mağazaya yüzde 30 ile yüzde 70 arasında düştü. Bu oran, bir grafikten çok, koridorlarda yürürken hissedilen boşlukla anlam kazanmaya başladı. Bunun gibi, Reuters'ın sektör kaynaklarına dayanarak aktardığı diğer verilere göre Dubai Mall'daki ziyaretçi trafiği mart ayında yaklaşık yüzde 50 geriledi. Lüks sektörü yıllardır arzuyu yöneterek büyüdü. Ama belirsizliği yönetmek bambaşka bir beceri. Ve şimdi o beceriyi, yanında neredeyse hiç müşteri olmadan öğrenmek zorunda.
patronlardunyasi.com