Kültür Koleji ve İstanbul Kültür Üniversitesi'nin kurucusu Fahamettin Akıngüç, 100 yaşında hayatını kaybetti.
#video_9743518#
İş insanının vefatıyla ilgili yapılan açıklamada, Akıngüç için pazartesi günü cenaze töreni düzenleneceği, ardından Kozlu Aile Mezarlığı'nda toprağa verileceği belirtildi.

'AKINGÜÇ'Ü SONSUZLUĞA UĞURLAMANIN DERİN ÜZÜNTÜSÜ İÇİNDEYİZ'
Akıngüç'ün ölümüyle ilgili açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Sonsuzluğa uğurlarken... Kurucumuz ve Onursal Başkanımız İnş. Yük. Müh. Sayın Fahamettin Akıngüç'ü sonsuzluğa uğurlamanın derin üzüntüsü içindeyiz. Kültür Ailesi olarak başımız sağ olsun...
Merhumun cenazesi 06 Temmuz 2026 Pazartesi günü ikindi namazına müteakip, Ataköy 5. Kısım Ömer Duruk Camiinde kılınacak cenaze namazının ardından Kozlu Aile Mezarlığına defnedilecektir. Tören programı ayrıca duyurulacaktır."

'YAŞAM BOYU ÖĞRENCİ KALMAYA ÇABALAYAN KÜLTÜR GÖNÜLLÜSÜYÜM'
İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Onursal Başkanı Fahamettin Akıngüç, ömrünün yarısından fazlasını eğitime adamıştı.
4'üncü sınıfa kadar, sürekli Schubert ve Mozart çalan bir müzik odasının olduğu, Alman disipliniyle eğitim veren Eskişehir Şimendifer Mektebi’nde okudu. Sonra Gazi Ortaokuluna geçti. 1943’te Eskişehir Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 6 yıllık inşaat mühendisliği bölümünü bitirdi. 10 yıl inşaat mühendisliği ve müteahhitlik yaptı. Eğitim tutkusu ağır bastı ve 1960’da Kültür Koleji’ni kurdu. Kültür isminin ilham kaynağı da babasının 1932’de Eskişehir’de açtığı Kültür Dersevi'ydi.

Hürriyet gazetesinden Nuran Çakmakçı'ya verdiği röportajında, kendisini 'yaşam boyu öğrenci kalmaya çabalayan' biri olarak tanımlamıştı. Fahamettin Akıngüç şunları söylemişti:
"1926 yılının ocak ayında İstanbul’da dünyaya gelmişim. Müteahhitlikle geçen 10 yılım dışında, yaşamımın merkezinde hep bir şekilde okul oldu. 1960 yılında Kültür Koleji’ni kurdum. Yeri geldi kolejin hem öğretmeni hem müdürü oldum. Ardından Kültür Koleji Eğitim Vakfı’nı ve 1997’de İstanbul Kültür Üniversitesi’ni kurdum. Kartvizitlerimde kurucu, müdür, onursal başkan unvanlarını taşısam da yaşam boyu öğrenci kalmaya çabalayan, yeniden dünyaya gelse edebiyat öğretmeni olmayı dileyen, bir eğitim yöneticisi ve kültür gönüllüsüyüm."

'ZEHİR FAHAM DEDİKLERİ BİR DÖNEM VAR'
Fahamettin Akıngüç, müteahhit yüksek mühendis olarak 10 yıl çalıştıktan sonra eğitim sektörüne yönelmiş. Nedenini ise şöyle anlatmıştı:
"Müteahhit yüksek mühendis olarak 10 yıl çalıştım. İnşaat mühendisliği ile müteahhitliği bir arada yürüttüğüm bir çalışma deneyimi. Emlak Bankası çevresinde bana Zehir Faham dedikleri bir dönem var. Tempom o kadar yüksekti ki zaman zaman sağlığımı kaybedecek noktalara geliyordum. Yaptığım iş her zaman İstanbul’da olmuyordu, Anadolu’da şantiyelerin koşulları çok zordu. 31 yaşında, hak edişlerimi almak için Ankara’ya gittiğim dönemde, ciddi rahatsızlandım. 1957 yılıydı ve kariyer rotamı eğitime çevirdim. Eğitime ilişkin Babam Halil Akıngüç’ten hem entelektüel hem de deneyim anlamında transfer ettiğim birikimle yola çıktım."

BABASI, ESKİŞEHİR'DE TÜRKİYE'NİN İLK DERSHANESİNİ AÇMIŞTI
Babasının yolundan gitmişti Fahamettin Akıngüç. Baba Halil Akıngüç (1900-1957), Almanya'da mühendislik eğitimi görmüş. Bir süre elektrik mühendisi olarak çalıştıktan sonra Eskişehir'de Almanca öğretmenliği yapmış. Ardından ise Türkiye'nin ilk özel dershanesi olan Kültür Dersevi'ni 1932 yılında kurmuş. 1943’te Kültür Dersevi’ni İstanbul’a taşımış ve yaşamının sonuna kadar İstanbul Laleli’deki Kültür Dersevi’nin kurucusu ve yöneticisi olarak çalışmış.

Kendisini eğitim ve kültür gönüllüsü olarak ifade eden Fahamettin Akıngüç, babasından bayrağı devralmış. 1960 yılında Kültür Koleji'ni kurdu. İlk yıllar okulun hem öğretmeni hem kurucusu hem de müdürü çalıştı. Kültür Koleji zaman içinde anaokuldan üniversiteye eğitimin tüm kademelerini içeren bir zincire dönüştü. Akıngüç, İstanbul Kültür Üniversitesi'ni de 1997 yılında kurdu.

'YAŞAMI VE SEVGİYİ ISKALAMAYIN'
Bir asır ömür yaşayan Fahamettin Akıngüç, röportajında şu tavsiyelerde bulunmuştu:
"Herkes değişsin ama ben değişmeyeceğim, diyemezsiniz. Ben ve ailem kendimizde doğrudan birçok şeyi değiştirdik. Yani değişime kendimizden başladık. Yönetim ve sürdürülebilir başarıda özdeğişimin tetikleyici olduğunu savunanlardan biriyim. Geziler bir pencere oldu benim için. Öğretmen arkadaşlarım kültür, sanat ve doğayı yaşayın. Her biri ufkunuzu farklı açılardan besleyen pencerelerdir. Yaşama yalnızca iş yerinizin camından değil, kültürün, sanatın ve doğanın penceresinden de bakın, yaşamı ve sevgiyi ıskalamayın. Sevin, anlasanız anlamasanız da sevin. Sevmeye çalışın. Başkaları seviyorsa sen de anlarsın. Önce sevmeye çalış. Sonra anlarsın."
patronlardunyasi.com