Turistik talep ve geleneksel altın takı merakına bir de altının yeniden gözde yatırım araçları arasında yerini alması, sektörde talep patlamasına yol açtı. Özellikle son aylarda emtia piyasalarında yaşanan gelişmeler ve uluslararası yatırım bankalarının 572 dolar düzeyinde olan altının ons fiyatının 800 dolara kadar çıkabileceği öngörüleri, altın yatırımcılarının harekete geçeceğini gösteriyor. Bütün bu etkenler ve sektörde yaşanan hareketlik son beş yılda sektörü ithalatın gözde kalemleri arasına soktu.
İTHALATTA YEDİNCİ KALEM
Türkiye hem turistik talep hem de geleneksel altın takı merakı nedeniyle dünyada en çok altın işleyen ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Bu da sektörün ithalattaki payını her geçen gün artırıyor. Şöle ki, 2000 yılında Türkiye’nin yaptığı 98 kalem ithalat ürünü içinde 107.8 milyon dolarla 54’üncü sırada yer alan inci ve kıymetli taş ithalatı, 2005 yılında 4.2 milyar dolarlık ithalatla, en fazla ithal edilen yedinci ürün oldu. Bu tutarın içinde altının payı ise yaklaşık 3.7 milyar dolaylarında. Bu rakamlarda sektörün büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Rakamlar da kriz sonrası altın ve mücevhere olan talepteki artışı gösteriyor.
İÇ TALEP DE ARTTI
Mücevher sektörünün, Türkiye’nin geleceği son derece parlak sektörlerinden biri olduğunu söyleyen İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği ve Atasay Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Kamer, son 10 yıllık periyotta sektörde çok ciddi bir büyüme yaşandığının altına çizdi. Kamer, “Türkiye’de ithal edilen altının büyük bir kısmı işlenerek yurtdışına ihraç ediliyor. Türkiye’de sadece turistik yörelerde ve Kapalıçarşı’da satılan altın 1.5 milyar dolar civarında. Bunun yanında istatistiklere yansımayan ama yaklaşık 1.5 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilen hurda alınıp işlenip iç piyasaya satılıyor. Son dönemde iç piyasada da yatırma dönük bir talep artışı söz konusu. Türkiye dünyanın altın takı merkezi haline geldi. Bunu ihracat rakamlarımızda gösteriyor” dedi.
Sefer Yüksel/Akşam