Kültür-Sanat


Filiz Aygündüz
Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Türkiye'de klasik müziğin gelişmesine katkıda bulunmak gibi önemli bir misyonu üstlenen Borusan'ın Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık, öyle uzun uzun konuşmayı sevmiyor. Cümleleri kısa ve net. Kocabıyık, adının önünde kullanılan "sanatsever" sıfatından hoşnut. Üstelik bunu çok da önemsiyor. Türkiye'nin doğruluk ve dürüstlük gibi hasletlere sahip işadamlarına ihtiyacı olduğunu söylerken, her iki kavramın da sanatın olmazsa olmazları arasında bulunduğuna dikkat çekiyor.
Bu yıldan itibaren, 10 yıl süreyle İstanbul Uluslararası Müzik Festivali'nin sponsorluğunu üstlenen Borusan'ın hedefini ise şöyle açıklıyor: "Festivali Avrupa'nın en iyi 10 festivalinden biri yapmak ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nı Avrupa Birliği üyelerinin orkestraları arasına sokmak..."
Kocabıyık'ın kişisel hedeflerine gelince... Çok sevdiği yan flütü biraz daha geliştirmek, emekli olduğunda da Rahmi Koç gibi tekneyle dünya turu yapmak. En büyük hayali ise Borusan Konservatuvarı...

Sizinle söyleşi yapmak için iki ay beklemem gerekti. Ajandanızın çok yoğun olduğu söylendi hep. Kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?
Yoğun bir tempoda çalışıyorum: Seyahatler, bir uçaktan bir uçağa, bir toplantıdan bir toplantıya koşuşturma...

Peki o yoğun tempoda nasıl nefes alıyorsunuz? Mesela flütünüzü yanınıza alıp arada bir çaldığınız oluyor mu?
Flütü 15 yıldır çalmıyorum aşağı yukarı. İşlerle birlikte yürümüyor. Flütü iyi çalabilmek için her gün en az bir saat uğraşmak lazım ki benim şartlarımda bu mümkün değil. Yine de kendime zaman ayırmaya çalışıyorum.

Ne yapıyorsunuz mesela?
Bir teknem var. Tekneye biniyorum. Motosiklet kullanmayı seviyorum. Yılda iki kere arkadaşlarla birlikte geziye çıkıyoruz. Bazen böyle kaçamaklar olabiliyor.

Sosyal sorumluluk çalışmalarınızı üçe ayırıyorsunuz: Eğitim, sanat kitapları ve klasik müzik. Yapılandırmada önceliğin bunların arasında sinerji yaratmak olduğunu söylemiştiniz. Nasıl olacak bu?
Onlar arasında doğrudan bir sinerji yok. Ama ileride olacak. Şubat ayında Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nı bir parça için yönettiğim konser de bu düşüncemizden kaynaklandı zaten. Burs vermek için yola çıktık ve bu bursu da en iyi okullarda görülecek öğrenim için vermek istiyoruz. Mesela New York'taki müzik okulu Julliard'da... Okul ile kuracağımız burs ilişkisi, bizi yakınlaştırsın istiyoruz. Burada bir mastır programı yapalım, Julliard'ın desteğiyle, onların gönderdiği rehberlerle, hocalarla mastır programları zaman içinde küçük bir konservatuvar ünitesine dönüşsün... Eğer ileride bir konservatuvar açmayı başarabilirsek, orkestrayla ciddi bir sinerji yaratmış oluruz.

"Şimdilik sanatsever desinler, ileride hayırsever de olurum"

Klasik müziğe ilginiz nasıl başladı?
Amerika'da üniversitedeyken, senfoni orkestralarının konserlerine giderdim. Sonra flüt öğrenmeyi istedim. Eşim bana flüt hediye etti. Çok amatörce çalmaya başladım. Türkiye'ye geldikten sonra da Türkiye'nin klasik müzik konusunda çok geride kaldığını fark ettim. Bir şey yapılması lazımdı. Bir basketbol takımı da kurabilirdim. Ama ben topluma klasik müzik açısından katkı yapmayı daha önemli gördüm. Bu düşünce beni bir orkestra fikrine yöneltti. Önce oda orkestramızı oluşturduk; sonra da Borusan Filarmoni'yi....

İstanbul Uluslararası Müzik Festivali'ne İKSV'nin kuruluşundan bu yana destek veriyordunuz. Ama bu yıl, festivalin 10 yıllık sponsorluğunu üstlendiniz. Nasıl verdiniz bu kararı?
Teklif bize İKSV'den geldi. Biz de olur dedik. Ama kısa dönem yerine daha uzun soluklu bir ilişkiye gir