Burak ARTUNER
Dün yazmıştım...
Koç'la Bursa'da 300 milyon dolarlık yatırımını üretimine çeviren Stellantis, hedge fon devlerinin saldırısı altındaydı.
Hedfe fon devlerinin, Stellantis hisselerindeki düşüş bahisleri şirket sermayesinin yaklaşık yüzde 10’una ulaşmıştı.
Dün finansal sonuçlarını açıklayan Stellantis, otomotiv sektöründe bazen bilanço kadar beklentilerin de belirleyici olduğunu bir kez daha gösterdi.
Ve hedge fonların algısını kırmayı başardı.
Fiat, Peugeot, Citroën, Jeep ve Opel gibi markaları bünyesinde barındıran otomotiv devi, aylardır düşen satışları, kârlılık baskısı ve elektrikli araç yatırımlarından kaynaklanan zararlarla mücadele ediyordu.
Hisseler ekim ayında şirketin 2021’de kurulmasından bu yana en düşük seviyelerine gerilerken yıl başından itibaren kayıp yüzde 60’ı aşmıştı.
Tam da bu ortamda açıklanan üçüncü çeyrek sonuçları, piyasanın beklentilerini değiştirdi.
Stellantis hisseleri 28 Ekim’de Milano Borsası’nda yüzde 14,3 yükseldi.
Böylece şirket, yalnızca bir bilanço açıklamamış oldu; aynı zamanda ağır satış baskısı altında kalan hisselerine ilişkin algıyı değiştirebilecek bir mesaj verdi. Ancak bu yükselişin kalıcı bir toparlanmaya dönüşüp dönüşmeyeceği, önümüzdeki çeyreklerde belli olacak.
HEDGE FONLARININ KARŞISINA BİLANÇO İLE ÇIKTI
Stellantis’teki hareketi anlamak için açığa satış pozisyonlarına bakmak gerekiyor.
Reuters’ın Ortex verilerine dayandırdığı habere göre, 27 Ekim kapanışı itibarıyla şirketin dolaşımdaki hisselerinin yüzde 11,5’i kadarına karşılık gelen açığa satış pozisyonu bulunuyordu. Bu pozisyonların tahmini büyüklüğü 1,05 milyar euroydu.
Açığa satış yapan yatırımcılar, bir hissenin fiyatının düşeceği beklentisiyle pozisyon alıyor. Hisse yükseldiğinde ise bu pozisyonları kapatmak zorunda kalmaları, alım talebini artırabiliyor.
Stellantis’in sonuçları sonrasında yaşanan sert yükselişte bu mekanizmanın da etkili olmuş olması mümkün.
Nitekim piyasa yorumlarında, yoğun açığa satış pozisyonlarının olumlu sonuçlarla birlikte geri alımları hızlandırabileceğine dikkat çekiliyor. Ancak yükselişin tamamını hedge fonlarının pozisyonlarını kapatmasına bağlamak için yeterli veri bulunmuyor.
Asıl önemli gelişme, şirketin yatırımcılara sunduğu yeni tabloydu: Faaliyet kârı beklentileri aşıyor, maliyet azaltma programı hızlanıyor ve yönetim 2027 için pozitif nakit akışı hedefini koruyordu.
KÂR BEKLENTİYİ AŞTI, GELİR YATAY KALDI
Stellantis’in üçüncü çeyrek net gelirleri yıllık bazda yüzde 1 artarak 37,6 milyar euroya çıktı.
Düzeltilmiş faaliyet kârı ise geçen yılın aynı dönemindeki 90 milyon avrodan 256 milyon avroya yükseldi.
Reuters’ın analist anketinde faaliyet kârı beklentisi 191 milyon euroydu. Böylece şirket, satış gelirlerindeki sınırlı artışa rağmen kârlılık tarafında beklentilerin üzerinde bir sonuç açıkladı.
Ancak bilanço bütünüyle parlak değildi. Şirketin üçüncü çeyrek net zararı 500 milyon euro olarak gerçekleşti. Endüstriyel serbest nakit akışı da eksi 4 milyar Euro oldu.
Bu rakamlar, Stellantis’in henüz sorunlarını geride bırakmadığını gösteriyor. Gelirlerdeki artış sınırlı; nakit tüketimi ise yüksek.
Piyasanın olumlu tepki vermesinin nedeni, mevcut bilanço kadar ileriye dönük beklentilerdi.
6 MİLYAR EUROLUK TASARRUF HEDEFİNİ AŞABİLİR
Stellantis CEO’su Antonio Filosa ve finans yönetimi, şirketin maliyet azaltma programından elde edilecek kazanımların hızlanacağını açıkladı.
2028’e kadar yıllık 6 milyar avroluk tasarruf kapasitesine ulaşmayı amaçlayan Value Creation Program kapsamında, yönetim hedefin aşılabileceğini belirtti. Şirket, planlanan verimlilik kazanımlarının en az yüzde 40’ını 2026 sonuna kadar hayata geçirmeyi hedefliyor.
Finans yöneticisi Joao Laranjo, dördüncü çeyrekte elde edilecek ek tasarrufların yüz milyonlarca avroya ulaşacağını ve üçüncü çeyrekte sağlanan kazanımların yaklaşık iki katına çıkabileceğini ifade etti.
Bu, yatırımcı açısından önemli bir mesaj. Çünkü otomotiv sektöründe satışları artırmak her zaman şirketin kontrolünde değil. Ancak üretim maliyetlerini, stokları, ürün gamını ve operasyonel verimliliği yönetmek, kârlılığı yeniden inşa etmenin temel araçları arasında.
Stellantis yönetimi de tam bu noktaya odaklanıyor.
ASIL SINAV 2027’DE
Şirketin yatırımcıları ikna etmek için verdiği en önemli taahhüt, 2027’de pozitif endüstriyel serbest nakit akışına dönmek.
Filosa, bu hedefin yalnızca bir temenni olmadığını, şirketin gerçekleştirmesi gereken bir sonuç olduğunu vurguladı. Yönetim, 2026 yılına ilişkin finansal öngörülerini de korudu.
Bununla birlikte, hedefe ulaşmak için birkaç cephede ilerleme gerekiyor.
Yeni modellerin satışlara katkı sağlaması, fiyatların istikrar kazanması, üretimin taleple uyumlu hâle getirilmesi ve Kuzey Amerika’daki stokların kontrol altında tutulması bunların başında geliyor.
Üstelik şirketin tarihsel olarak en kârlı pazarlarından Kuzey Amerika’da üçüncü çeyrek gelirleri yıllık yüzde 3 geriledi. Orta Doğu ve Afrika’da yüzde 19, Asya Pasifik’te ise yüzde 7 düşüş kaydedildi. Avrupa ve Güney Amerika’da ise gelirler yüzde 3 arttı.
Dolayısıyla Stellantis’in önünde yalnızca maliyetleri kısmak değil, bölgesel performansı iyileştirmek ve yeni modellerle talebi canlandırmak gibi görevler de bulunuyor.
YÜZDE 14,3’LÜK YÜKSELİŞ HER ŞEYİN ÇÖZÜLDÜĞÜ ANLAMINA GELMİYOR
Stellantis’in bir günde yüzde 14,3 yükselmesi, yıl başından bu yana yüzde 60’ı aşan kayıpların ardından dikkat çekici bir tepkiydi.
Şimdilik piyasanın karamsar beklentilerine karşı güçlü bir bilanço sinyali ve iddialı bir tasarruf planıyla yanıt verdi.
Kısacası şirket, algıyı şimdilik kırdı.
Şimdi sıra, bu algıyı kalıcı bir finansal toparlanmaya dönüştürmekte.
patronlardunyasi.com
İLGİLİ HABER