Toygun ATİLLA
Eudoxos mesela. Knidoslu.
M.Ö. 4’üncü yüzyılda yaşamış. Gökyüzüne bakmış.
Gezegenlerin nasıl hareket ettiğini anlamaya çalışmış.
Matematikçi.
Astronom.

Aynı zamanda hekim.
Bugün matematik tarihinde hâlâ adı geçen bir adam.
Euryphon yaşamış bu topraklarda. Knidos tıp okulunun en önemli isimlerinden.
İnsan bedenini anlamaya çalışmış. Hastalığı gözlemlemiş, tedaviyi sistemleştirmeye uğraşmış.
Herodicus var.
Bedensel egzersizle sağlık arasındaki ilişki üzerine kafa yormuş. Spor hekimliğinin erken öncülerinden sayılıyor.
Ktesias var.
Knidos’tan çıkmış, Pers sarayına kadar gitmiş. II. Artakserkses’in hekimliğini yapmış.
Sonra oturup gördüklerini yazmış.
Tarihçi olmuş.
Sostratos var. Knidoslu mimar.
Antik dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen İskenderiye Feneri’nin mimarı olarak anılıyor.
Bir yarımadadan matematikçi çıkmış.
Astronom çıkmış.
Hekimler çıkmış.
Tarihçi çıkmış.
Mimar çıkmış.
Praxiteles’in Knidos Afroditi burada sergilenmiş.

İnsanlar antik dünyanın farklı yerlerinden onu görmek için Knidos’a gelmiş.
İki liman kurmuşlar.
Denizi kullanmışlar.
Gökyüzüne bakmışlar.
İnsan bedenini incelemişler.
Taşı işlemişler.
Yazmışlar.
Çizmişler.
Hesaplamışlar.
Aradan iki bin küsur yıl geçmiş.
Aynı yarımadadan bu kez Hızırşahlı Aytaç Kurt çıkmış.
O da bugün Datça’nın belediye başkanı.
Peki o ne yapmış?
Birkaç gün önce yürürken gördüm.
Kaldırım yaptırıyor. Buraya kadar sorun yok.
Kaldırım da medeniyetin parçası. Hatta birazdan anlatacağım gibi benim yıllardır kafayı taktığım konulardan biri.
Aytaç Kurt’un yaptırdığı kaldırımın fotoğraflarına bakın

Bordür geliyor.
Ağaç çıkıyor karşısına.
Biraz ilerliyor.
Direk çıkıyor.
Başka yerde insanın geçeceği alan daralıyor.
Bir yerde ağacın çevresine beton dayanıyor.
Ben fotoğraf çekiyorum.

Bir tane.
Bir tane daha.
Sonra düşünüyorum.
Eudoxos gökyüzündeki gezegenlerin yolunu hesaplamış.
İki bin küsur yıl sonra biz Datça’da insanın kaldırımda izleyeceği yolu hesaplayamamışız.
İnsanın canını acıtan tarafı bu.

AYTAÇ KURT DA DATÇALI
Sonra Aytaç Kurt’un özgeçmişine baktım.
1963’te Hızırşah’ta doğmuş.
Okullarını Datça’da okumuş.
Datçaspor’da futbol oynamış.
Babası Hızırşah’ta muhtarlık yapmış.
Yani Datça’yı dışarıdan gelip yönetmeye çalışan birinden söz etmiyoruz.
Bu toprağın çocuğu.

O nedenle şaşkınlığım daha fazla.
Aytaç Kurt’un Eudoxos’u bilmediğini söyleyemem.
Euryphon’u, Ktesias’ı, Sostratos’u bilip bilmediğini de bilmiyorum.
Ama gördüğüm manzaradan sonra şunu sormak hakkım:
Başkan, üzerinde oturduğunuz toprağın nasıl bir medeniyet yetiştirdiğinin farkında mısınız?
Çünkü Knidos’u bilmek, tabelasını bilmek değildir.
Knidos’a turist götürmek de değildir.
O insanların bu coğrafyaya nasıl baktığını anlamaktır.
Adam iki bin küsur yıl önce gökyüzünün düzenini çözmeye çalışmış.
Sizden gezegenlerin yörüngesini hesaplamanızı isteyen yok.
ENGELLİLER, YAŞLILAR, NASIL YÜRÜYECEK?
Bir ağacı kesmeden yanından kaldırım geçirelim.
Bir direği insanın önünden çekelim.
Tekerlekli sandalyedeki Datçalıyı asfaltın üzerine indirmeyelim.
Hepsi bu.

BEN YENİ GÖRDÜM, DATÇALI AYLARDIR SÖYLÜYOR
Sonra yerel gazetelere baktım.
Meğer mesele yeni değilmiş.
Datça Havadis aylar önce yazmış.
İskele Mahallesi’ndeki yol ve kaldırım çalışmaları sırasında yetişkin ağaçların sökülmesi tartışılmış.
Limon.
Portakal.
Badem.
Zeytin.
Mahalleli itiraz etmiş.
Muhtar konuşmuş.
Sonra Eski Datça’nın begonvilleri gündeme gelmiş.
Ben Datça’ya yeni geldim.
Onlar aylardır anlatıyor.
Haklarını teslim ediyorum.
Fakat benim gördüğüm mesele artık yalnız ağaç da değil.
Bir zihniyet meselesi.
300 MİLYON LİRA
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin açıklamasına göre Datça’da yaklaşık 53 kilometrelik yol ağını kapsayan 300 milyon liralık çalışma yürütülüyor.
Altyapı.
Yağmur suyu.
Asfalt.
Kaldırım.
Elbette yapılacak.
Datça’nın ihtiyacı var.
Kimse “Datça’yı 2 bin yıl önceki haliyle bırakalım” demiyor.
Biz neden yaptığımız işi kilometreyle anlatıyoruz?
53 kilometre yol.
300 milyon lira yatırım.
Bilmem kaç ton asfalt.
Bir de şunu açıklayın:
Kaç ağacı kurtardınız?
Projeyi kaç yerde mevcut ağaca göre değiştirdiniz?
Kaç kilometrelik kaldırım tekerlekli sandalye için kesintisiz?
Bunlar da belediyeciliğin rakamları değil mi?
2020’DE DE KALDIRIMI YAZMIŞIM
Bütün bunları düşünürken eski bir cümlem çıktı karşıma.
22 Haziran 2020’de yazmışım:
“Kendimi bildim bileli memlekette her sene kaldırım taşları yenilenir. Şunu anladım ki memleketin kaldırım sorunu çözülmeden hiçbir sorunu çözülmez.”
Deniz Zeyrek de birkaç gün sonra “Kaldırım mühendisliği şart” başlıklı yazısında bu sözümü kullanmış.
Altı yıl geçmiş.
Kaldırım yine karşıma çıktı.
Bu kez Datça’da.
Knidos’un birkaç kilometre ötesinde.
İşin ironisi de burada zaten.
GELİRKEN İZMİR’DEN GEÇTİM
Datça’ya gelirken İzmir’den geçtik.
Camdan baktım.
“Üstü gecekondu, altı gökdelen olmuş” dedim.
Taş taş üstünde bir şehir
İstanbul’un betonlaşmasını yıllardır eleştirdik.
AK Parti’yi eleştirdik.
Haklıydık.
Ama İzmir yıllardır CHP tarafından yönetiliyor.
İstanbul’a bakarken İzmir’e de bakmak lazım.
İstanbul’da yaptıklarına kızdığımız şeyi İzmir’de siz de yaptınız.
Bu kadar.
Datça’da da aynı hataların daha küçük ölçekte başlamasını istemiyorum.
Çünkü küçük başlıyor.
Bir ağaç.
Bir kaldırım
Bir bina.
Bir koy.
Sonra bir tane daha.
HIZIRŞAH’TAN KNİDOS’A
Başkan’a son bir şey söylemek istiyorum.
Siz Hızırşahlısınız.
Benden daha Datçalısınız.
Bu nedenle Datça’nın size yüklediği sorumluluk benden de büyük.
Sizden önce bu yarımadada yaşayanlar kolay bir miras bırakmamış.
Gökyüzünü anlamaya çalışmışlar
İnsan bedenini anlamaya çalışmışlar.
Mimarlık yapmışlar.
Tarih yazmışlar.
Sanat üretmişler.
Bizden bunların hiçbirini istemiyorlar.
Gezegenlerin hareketini çözmeyeceğiz.
İskenderiye Feneri’ni yeniden yapmayacağız.
Yeni bir Knidos Afroditi de yaratmayacağız.
Bizden istenen çok daha kolay:
Bir kaldırım yapacağız.
İnsan yürüyebilecek.
Ağaç da yerinde kalacak.
İki bin küsur yıl sonra Datça’nın medeniyet sınavı şimdilik bundan ibaret.
patronlardunyasi.com