Toygun ATİLLA
Çocukken sokak aralarında taştan kaleler kurar maçlar yapardık. Yaşı bana yakın olanlar o günleri hatırlar. Kimimiz Pele, kimimiz Platini, kimimiz Maradona, kimimiz Cruyf, kimimiz Kevin Keegan, kimimiz Beckenbauer, kimimiz Kempes olurdu.
#video_9745244#
Ben Kevin Keegan olmayı seçerdim. Neden bilmiyorum. Halbuki benim saçlarım o yaşlarda dümdüzdü, o ise kıvırcık lüle lüle saçları ile tamamen farklıydı. O yıllarda ismi ve soyadı ile hitap edilen neredeyse ender futbolculardandı. Kimse tek başına ona Keegan demezdi. O Kevin Keegan'dı...

Bugün 75 yaşında hayata veda etti. İki kez üst üste Ballon d’Or kazanan İngiliz efsanesi, Liverpool’un yıldızı, Hamburg’un kahramanı, Newcastle’ın unutulmaz ismi artık yok.
Çok üzüldüm...
Ama ben bugün onun ölümünü değil size bana kalanları anlatacağım.
Kevin Keegan yalnızca büyük bir futbolcu değildi. Bugün adına “kişisel marka” dediğimiz kavramın futboldaki ilk küresel örneklerinden biriydi.
1971'de Liverpool Teknik Direktörü Bill Shankly, alt lig takımı Scunthorpe United’dan kısa boylu, sıradan görünümlü bir futbolcuyu transfer etti.
Gazeteciler şaşkındı.
“Bu çocuk mu Liverpool’u taşıyacak?” diye soruyorlardı.
Shankly ise tek cümle kurdu:
“Ben onun kalbini gördüm.”

O kalp…
Liverpool’a Avrupa kupaları kazandırdı.
Hamburg’u Bundesliga şampiyonu yaptı, Keegan’ı üst üste iki yıl Avrupa’nın en iyi futbolcusu haline getirdi.
Şimdi bir es verip düşünün...
İş dünyasında da en büyük yatırımları özgeçmişe mi yoksa karaktere mi yaparsanız...
Vallahi ben cevabı kendi açımdan net vereyim.
Ben en büyük yatırımı karaktere yapıyorum. Buna inanmayan arkadaşlarıma, Burak Artuner'e, Necla Dalan'a, Kerim Ülker'e, Eyüp Serbes'e sorsun...
Şimdi tekrar Kevin Keegan'a dönelim.
Bugün Cristiano Ronaldo’nun saç modeli konuşuluyor, David Beckham’ın giydiği ceket ertesi gün mağazalarda tükeniyor.
1970’lerin sonunda ise kuaförlere giren binlerce genç “Beni Kevin Keegan gibi yap.” diyordu.

Onun kıvırcık perma saçları öylesine moda olmuştu ki Avrupa’nın dört bir yanında futbolcular ve gençler aynı modeli yaptırıyordu. Bugün buna “kişisel marka kimliği” diyoruz.
O günlerde ise bunun adı sadece… Kevin Keegan’dı.
Sonra inanılmaz bir şey yaptı. 1979 yılında mikrofonun başına geçti. “Head Over Heels in Love” adlı şarkıyı söyledi. Şarkı İngiltere listelerine girdi. Almanya’da ilk 10’a kadar yükseldi.
Hamburg’da insanlar onu yalnızca gol atan futbolcu olarak değil…Pop yıldızı olarak da alkışlıyordu.
Bugün futbolcular moda markası kuruyor, belgesel çekiyor, YouTube kanalı açıyor, Podcast yapıyor.
Keegan bütün bunların henüz adı bile yokken, futbolun sınırlarını aşan ilk yıldızlardan biriydi.
1977’de Liverpool’dan ayrılıp Hamburg’a gitmesi de tesadüf değildi. Bugün yıldız futbolcuların ülke değiştirmesi sıradan. O gün ise İngiliz futbolunun en büyük yıldızlarından birinin yurt dışına transfer olması adeta deprem etkisi yaratmıştı. Konfor alanını terk etmişti.
Belki de bu cesaret sayesinde iki Ballon d’Or kazandı.

KEVİN KEEGAN'DAN PATRONLARA BEŞ DERS
Kevin Keegan’ın ölüm haberi bana yalnızca futbolu, çocukluk anılarımı vs. düşündürmedi. İş dünyasını da düşündürdü. Kendi payıma çıkardığım dersleri patronlarla da paylaşmak istiyorum.
Biliyorum artık patronlar dünyasında okuduğunuz yazılar sadece haber değil aynı zamanda patronlara bedava danışmanlık hizmeti :)
Danışmanlarınız belki buna bozuluyordur ama biz yine hizmette sınır tanımayalım :)
Şaka bir yana Kevin Keegan'ın hayatını incelediğiniz de benim gördüğüm beş önemli ders vardı.
1- Yetenekten önce karakter gelir.
Bill Shankly, Kevin Keegan’ı transfer ettiğinde herkes fiziğine baktı. Shankly ise karakterine baktı. Bugün de büyük şirketleri büyüten şey CV’ler değil, karakterlerdir. Aksini düşünen varsa tartışmaya hazırım.
2-Cesaret kariyerin en büyük sermayesi.
Liverpool'da kalıp konfor alanını tercih edebilirdi. O Hamburg'a gitti, risk aldı. Dünyanın en büyük futbolcusu oldu. Büyümek için risk alıp konfor alanınızı değiştirmek tam da böyle bir şey...

3-Marka olmak iyi bir ürün olmaktan çok daha fazlası.
Kevin Keegan'ın attığı goller belki unutuldu ama saçları unutulmadı. İnsanlar başarıyı alkışlar ama kimliği hatırlar. Şirketler veya patronlar da böyle değil midir ? Ürün satabilirsiniz ama sizi marka yapan insanların zihninizde bıraktığınız izdir.
4-Kendinizi tek bir işle sınırlamayın.
Futbol oynadı, reklamlarda yer aldı, şarkı söyledi, popüler kültürün bir parçası oldu. Bugün buna "kişisel marka yönetimi" diyorlar. Kevin Keegan bunu elli yıl önce yaptı.
5-En büyük miras geride bıraktığınız duygu...
Bugün ben bu yazıyı Kevin Keegan'ın ölüm haberini duyar duymaz yazıyorsam. Bu Kevin Keegan'ın bana 40-45 yıl önce bıraktığı duygunun eseri...Kupalar eskir, rekorlar kırılır, servetler el değiştirir, şirketler satılır. İnsanların ise size bakınca size baktığında hissettiği duygu işte o kalır. Bugün bile Newcastle taraftarlarının gözyaşlarının sebebi bence Kevin Keegan'ın attığı goller değil onlara yeniden umut olmasıydı....
patronlardunyasi.com