Sağlık


Son yıllarda klasik kemoterapi ve radyoterapinin yanına eklenen devrim niteliğindeki tedaviler, kanseri birçok türünde “kanser eşittir ölüm” olmaktan çıkarıp “kronik hastalık” seviyesine taşıdı. Son 30 yılda kanserde 5 yıllık sağ kalma rakamlarının net olarak iki katına çıktığına işaret eden Türk Tıbbbi Onkoloji Derneği, “Tümöre yönelik tedaviler, akıllı ilaçlar ve hücresel tedaviler sayesinde sağkalım oranları, en zorlu kanser türleri olan pankreasta yüzde 13, karaciğerde yüzde 22 ve başka organlara atlamış akciğer kanseri gibi türlerde bile immünoterapi ile yaşam süreleri son 10 yılda 2-5 kat artış gösterdi” değerlendirmesini yaptı.

TEDAVİDE HAYALLERİMİZİN ÖTESİNE GEÇİYORUZ

Türkiye’de “yılın onkoloji zirvesi” niteliğindeki kanserde yeni tedavilerin tartışıldığı ve dünya kongrelerinden yeni sonuçların masaya yatırıldığı Türk Onkoloji Derneğinin 13. kongresine katılarak bu gelişmeler hakkında bilgi aldık. Türkiye’de yılda 250 bin kişiye yeni kanser teşhisi konulduğunu söyleyen Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı ve kongre başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, “Ancak yeni tedavi seçenekleri sayesinde ileri evrede de olsa tedavide çok başarılı sonuçlar alınıyor. Bu 15-20 yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz bir durumdu” dedi.

“AKILLI SERUMLARLA” BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ EĞİTİMİ

Türkiye gazetesinin haberine göre, son yıllarda kanser tedavisinde kemoterapinin yanına eklenen ya da bazı türlerde tek başına kullanılan yenilikçi yöntemlerin başında immünoterapilerin geldiğini söyleyen Prof. Dr. Karadurmuş, “İmmünoterapiler, sadece tümör hücrelerine saldırmakla yetinmiyor; vücudun doğal savunma mekanizmasını kanserle savaşması için yeniden programlıyor. Akıllı serumlar olarak adlandırabileceğimiz immünoterapiler, kanser hücresine karşı uyuyan vücudun bağışıklık sistemi olan lenfositleri uyandırıyor. Bu yöntem sayesinde bağışıklık sistemi “yabancı hücreyi” tanımayı öğrenerek doğrudan onu hedef alıyor. Sağlıklı dokulara zarar veren kemoterapinin aksine, daha seçici ve kişiye özgü bir tedavi imkânı tanıyor” diye konuştu.

KEMO-FOBİYİ YENMEK GEREKİR

Kanser tedavisindeki bütün gelişmelere rağmen kemoterapinin tedavi planlamasında hâlâ önemli bir yere sahip olduğunu belirten Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Şendur, bu yöntemin yeni nesil tedavilerle birlikte farklı şekillerde kullanılabildiğini söyledi. Antikor-ilaç konjugatlarının, kemoterapinin daha hedefli ve daha az sistemik yan etkiyle uygulanmasına imkân sağladığını belirten Prof. Dr. Şendur, “Tek başına ya da yeni tedavilere eklenen kemoterapi bizim her zaman kanser mücadelesindeki en büyük dostumuz. Antikor-ilaç konjugatları (ADC), kanser hücrelerini hedef alan antikorlar ile güçlü kemoterapötik ilaçları birleştiren, hedefe yönelik “akıllı” kanser tedavileridir. Antikor-ilaç konjugatlarıyla, kemoterapiyi yeni nesil hedefli tedavilerle birleştirerek kullanacağız” dedi. Halk arasında geçmiş yan etki deneyimlerinden dolayı “Kemoterapi süründürür” anlayışının hâkim olduğunu ve bir kemoterapi fobisi bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Şendur, “Artık kanser kemoterapileri de süründürmüyor. Yan etkiler çok daha az ya da yok. Hastalarımız sosyal ortamlarında kendi hayatlarını yaşayabiliyor. Halk kemoterapiden korkmasın” dedi.

SAĞLIĞINIZI YAPAY ZEKÂ İLE YÖNETMEYİN

Yapay zekânın hayatın her alanında kullanılmaya başladığına dikkat çeken Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise kanser hastalarının sağlık süreçlerinde yapay zekâyı kullanırken dikkatli olması gerektiğini söyledi. Yapay zekânın teşhis ve tedavi süreçlerinde destekleyici olarak kullanılabildiğini belirten Karabulut, hastaların yalnızca yapay zekâ ya da internet kaynaklı bilgilerle tedavi kararı vermemesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Karabulut, “Sağlığınızı yönetmek için yapay zekâyı kullanmamanızı tavsiye ederim. Özellikle ‘Dr. Google’dan uzak durun. Biz doktorlar yapay zekâdan tedavi algoritmalarını belirlerken, görüntülemeleri değerlendirirken faydalanıyoruz. Hedefimiz, bu sistemleri yaygınlaştırarak kanseri en erken evrede yakalamak ve hastaların yaşam kalitesini maksimum seviyeye çıkarmaktır. Klinik çalışmalarda hasta seçimi ve yan etki öngörüsü gibi süreçler yapay zekâ ile hız kazanmaktadır. Bu dijital destek, yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilme süresini kısaltarak hastaların yeniliklere daha çabuk ulaşmasını sağlar. Ancak siz film ve laboratuvar sonuçlarını yapay zekâya yükleyerek kendi kendinize teşhis koymayın. Bu şekilde kendine kanser teşhisi koyup ağlayarak gelen çok hasta oluyor. Bu tuzaklara düşmeyin” uyarısını yaptı.

25 KANSER TÜRÜNDE İMMÜNOTERAPİ İLAÇLARI GERİ ÖDEMEDE

Birçok kanser için birçok immünoterapinin Sağlık Bakanlığının ve SGK’ın geri ödeme listesinde bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Nur Karadurmuş, “Bugün 5 farklı immünoterapi ajanı, 25 kanser türünde geri ödeme almış durumda. Buna dâhil olan kanser türlerini akciğer kanserinden göğüs kanserine, böbrek kanserinden cilt kanserine, kalın bağırsak kanserinden mide ve yemek borusu kanserlerine kadar sıralamak mümkün. İmmünoterapilerin en önemli avantajları, tedavi sürelerinin yaklaşık 45 ila 50 dakika olması, hastaların korkulu rüyası hâline gelen saç dökme, bulantı ve yorgunluk gibi etkilerinin son derece nadir olmasıdır. İmmünoterapiler sağ kalmayı uzatabiliyor ancak şunu unutmayalım ki, kanser de uyumuyor. Dirençler geliştiriyor. Dolayısıyla immünoterapi çok iyi ama henüz net bir çözüm değil” değerlendirmesini yaptı.

patronlardunyasi.com