Toygun ATİLLA
Birol Altınkılıç’ın ölümü sevenlerini yasa boğdu. İş dünyası hem başarılı bir iş insanını hem de yardımsever bir insanı kaybetmenin acısını yaşıyor.
Birol Altınkılıç, doğum gününü kutlamak üzere gittiği Monte Carlo dönüşü kalbine yenik düştü.
Birol Altınkılıç’ın son aylarda çpk hızlı kilo verdiğini duydum. Görüştüğüm kişilerden ikisi Altınkılıç’ın zayıflama iğnesi kullandığını, bir diğeri ise diyet ve spor yaparak kilo verdiğini söyledi.

Birol Altınkılıç’ın zayıflama iğnesi kullandığını gösteren elimde bir reçete, doktor raporu veya tıbbi kayıt yok.
Ölümüyle böyle bir ilaç arasında bağlantı kuran bir doktor açıklaması da yok.
Dolayısıyla size “Birol Altınkılıç’ın ani ölümü ile zayıflama iğnesi arasında bir bağ kuramam.
Ama bu iddiayı duyunca irkildim.
Çünkü o iğnelerin insan hayatında neleri değiştirebildiğini kendi bedenimde yaşadım.
BEN DE ZAYIFLAMA İĞNESİ KULLANDIM
Size tam bir yıl önce bugün yaşadıklarımı anlatayım.
Rahatsızlıklarım nedeniyle doktora gitmiştim.
Yapılan tetkiklerin ardından kontrolsüz diyabet tanısı konuldu.
Doktorum bana bugün bütün dünyanın konuştuğu ilaç grubundan bir zayıflama/diyabet iğnesi verdi.
En düşük dozdan başlayacaktım.
Haftada bir kez kendime iğne yapıyordum.
İlk başlarda her şey normaldi.
Sonra üçüncü haftaya geldim.
İştahım neredeyse tamamen kesildi.
Abartmıyorum.
Günde yarım köfteyle doyduğum günler oluyordu.
Mesele sadece yemek yememek de değildi.
Kusmaya başlamıştım.
TAM BİR YIL ÖNCE BUGÜN HASTANEDEYDİM

Tarih 19 Ağustos 2025’ti.
Yani tam bir yıl önce bugün.
Datça Devlet Hastanesi’ndeydim.
Neredeyse bir gün boyunca kustum.
Serum taktılar.
Bedenim ilaca çok sert tepki veriyordu.
Fakat asıl garip olan başka bir şeydi.
Sadece yemeklerden değil, hayattan da aldığım tat kaybolmaya başlamıştı.
Film seyretmeyi çok severim.
Canım istemiyordu.
Maç izlemeyi severim.
Ondan da zevk almıyordum.
Sanki iştahımla birlikte hayatın küçük zevklerine karşı duyduğum istek de kapanmıştı.
Bugün geriye baktığımda şunu söyleyebilirim: İlacın bende gösterebileceği yan etkilerin önemli bir bölümünü yaşamıştım.
Ama tartıya çıktığımda sonuç inanılmazdı.
3-4 ay içerisinde yaklaşık 20 kilo vermiştim.
Üstelik şeker değerlerim de normale gelmişti.
İlk bakışta müthişti…
Değilmiş.
BU KEZ AYAKLARIMIN ALTI GİTTİ
Bir süre sonra başka bir şey başladı.
Ayaklarım uyuşuyordu.
Yere bastığımda zemini eskisi gibi hissedemiyordum.
Tarif etmek çok zor.
Sanki düz zeminde değil de mıcır taşlarının üzerinde yürüyordum.
Nöroloğa gittim.
Tetkikler yapıldı.
Tanı nöropatiydi.
Doktorumun bana yaptığı açıklama önemliydi: Çok hızlı kilo vermiştim.
Uzun süre yüksek seyreden kan şekerim de çok hızlı biçimde aşağıya gelmişti.
Vücudum bu ani değişime ayak uyduramamıştı.
Tıp literatürüne baktığınızda bunun bir karşılığı olduğunu görüyorsunuz.
Uzun süre yüksek seyreden kan şekerinin hızlı biçimde düzelmesinin ardından nadiren ortaya çıkabilen bir nöropati tablosu var.
Yani bazen rakamların hızla “düzelmesi”, vücudun aynı hızda iyileştiği anlamına gelmiyor.
MUCİZE İĞNE DİYE BİR ŞEY VAR MI?

Bugün dünya bu ilaçları konuşuyor.
Milyonlarca insan kullanıyor.
Kimileri diyabet tedavisi için, kimileri obeziteyle mücadele etmek için.
Bu ilaçların tıpta çok önemli bir yeri olduğu da tartışılmaz.
Bazılarının kalp-damar risklerini azaltabildiğini gösteren güçlü bilimsel veriler de var.
Yani mesele “zayıflama iğneleri kötüdür” demek kadar basit değil.
Fakat diğer tarafta bulantı, kusma, iştahsızlık gibi çok yaygın yan etkilerden pankreatit, safra kesesi sorunları, dehidrasyona bağlı böbrek problemleri ve hipoglisemi gibi daha ciddi risklere uzanan başka bir tablo bulunuyor.
Ben bunların bir kısmını yaşayarak öğrendim.
Hem de 20 kilo verdikten sonra.
PEKİ BİROL ALTINKILIÇ?
Şimdi yeniden Birol Altınkılıç’a dönelim.
66 yaşındaydı.
Doğum gününü ailesiyle Monte Carlo’da kutlamıştı.
Dönüş yolunda geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Ardından konuştuğum yakın çevresinden iki kişinin bana anlattığı “zayıflama iğnesi” iddiası var.
Bu iddia doğru mu?
Hangi ilacı kullanıyordu?
Ne kadar zamandır kullanıyordu?
Ne kadar kilo verdi?
Doktor kontrolünde miydi?
Ve en önemlisi, geçirdiği kalp kriziyle kullandığı iddia edilen ilaç arasında herhangi bir tıbbi ilişki var mı?
Bugün bunların hiçbirinin kesin cevabına sahip değilim.
Bu nedenle Altınkılıç’ın ölümünü zayıflama iğnesine bağlamak hem bilimsel hem gazetecilik açısından yanlış olur.
Ancak ölümünün ardından ortaya atılan bu iddia, dünyanın peşinden koştuğu “mucize zayıflama” meselesinin diğer tarafını konuşmak için önemli bir soru bıraktı önümüze.
Çünkü ben o sorunun ne kadar önemli olduğunu biliyorum.
Tam bir yıl önce bugün Datça Devlet Hastanesi’nde kolumda serumla yatarken tartıda verdiğim kiloların sevincini yaşamıyordum.
Sadece kusmanın durmasını istiyordum.
Sonra şekerim düzeldi.
20 kilo verdim.
Ama ayaklarımın altındaki dünya değişti.
O nedenle bugün Birol Altınkılıç’ın ardından duyduğum iddiaya gazeteci olarak temkinli yaklaşıyorum.
Ama zayıflama iğnelerine kendi yaşadıklarıma bakınca mucize diye başlayan her tedavinin hikâyesi, tartının gösterdiği rakamdan ibaret değil.
patronlardunyasi.com