Patronlar


Toygun ATİLLA 

“Do not be afraid to give up the good to go for the great.” Yani, “İyiden vazgeçip mükemmeli aramaktan korkmayın.”

Bu cümle birçok insan için sıradan bir başarı tavsiyesi gibi durabilir.

Benim için ise, John D. Rockefeller’ın hayatının özeti…

HİÇBİR ZAMAN İYİ İLE YETİNMEDİ

Rockefeller hiçbir zaman “iyi” ile yetinmedi.

İyi bir rafineri ona yetmedi.

İyi bir dağıtım ağı ona yetmedi.

İyi bir şirket ona yetmedi.

O, petrol işinde yalnızca başarılı olmak istemedi. Oyunun tamamını kurmak istedi.

Sonunda mı? 

Başardı…

İşte sorun da tam burada başladı.

YALNIZCA PETROL SATMADI, DÜZENİ KURDU

Onu tarihin ilk dolar milyarderi yapan şey ile Amerikan tarihinin en çok tartışılan iş insanlarından biri yapan şey, “daha fazlasını istemesiydi” 

19. yüzyılın Amerika’sı değişiyordu. Demiryolları büyüyor, şehirler genişliyor, sanayi hızlanıyor, geceler artık lambalarla aydınlanıyordu.

Bu yeni dünyanın damarlarında petrol dolaşacaktı. Rockefeller bunu erkenden gördü.

1870 yılında Standard Oil’i kurdu, rafineleri satın aldı, nakliye anlaşmaları yaptı, maliyetleri düşürdü, fireleri azalttı, dağıtımı kontrol etti.

Rakiplerinin zayıf olduğu yerleri gördü.

Petrolü yalnızca çıkarılan bir ürün değil, baştan sona yönetilmesi gereken bir sistem olarak ele aldı. 

İşte Rockefeller’ın farkı buydu.

O petrol satmadı, Petrolün düzenini kurdu.

Birçok iş insanı büyümek ister.

Rockefeller ise kontrol etmek istedi.

Daha ucuz üretmek…

Daha hızlı taşımak…

Daha büyük pazara ulaşmak…

Daha çok rakibi satın almak…

Daha güçlü olmak…

Onun başarı formülü buydu.

Fakat bu formül büyüdükçe başka bir şeye dönüştü.

Rakipleri için tehdit oldu.

Kamuoyu için korku oldu.

Siyaset için sorun oldu.

AMERİKA’NIN KAFASINI KURCALAYAN SORULAR

Standard Oil büyüdükçe Amerika’da şu soru daha yüksek sesle sorulmaya başlandı:

Bir şirket ne kadar büyüyebilir?

Bir patron ne kadar güçlenebilir?

Bir piyasa ne kadar tek elde toplanabilir?

Rockefeller yalnızca bir iş insanı değildi artık.

Bir sistem tartışmasının adıydı.

Onu sevenler, Rockefeller’ın verimliliği artırdığını söylüyordu.

Petrolü ucuzlattığını…

Dağıtımı düzenlediğini…

Modern şirket yönetiminin öncülerinden biri olduğunu…

Eleştirenler ise başka bir şey görüyordu.

Rakiplerini ezen bir tekelci…

Piyasayı kontrol eden bir güç…

Rekabeti boğan bir imparatorluk…

Robber Baron, yani “soyguncu baron.”

Rockefeller bu tartışmanın merkezindeydi. Kimileri ona hayranlık duyuyordu. Kimileri ondan nefret ediyordu.

İlginç olan şu ki, ikisi de aynı adama bakıyordu.

MAHKEME KARARIYLA PARÇALANAN ŞİRKET

1911 yılında Amerikan Yüksek Mahkemesi Standard Oil’in parçalanmasına karar verdi. Bu, yalnızca bir şirketin bölünmesi değildi.

Modern rekabet hukukunun en önemli dönüm noktalarından biriydi. Rockefeller’ın kurduğu imparatorluk artık tek parça halinde devam edemeyecekti.

Ama tarihin ironisi burada başladı. Standard Oil parçalandı. Fakat parçalanan şirketlerin değeri arttı.

Rockefeller’ın serveti de büyüdü.

Yani devlet onun gücünü sınırlamak istedi. Tarih ise onu daha da zengin yaptı.

YAŞLANINCA BAŞKA BİR ROCKEFELLER OLDU

Rockefeller yaşlandıkça başka bir Rockefeller ortaya çıktı. Petrol kralının yerini hayırsever Rockefeller almaya başladı. Üniversiteler desteklendi. Tıp araştırmaları finanse edildi. Halk sağlığı çalışmaları yürütüldü. Vakıflar kuruldu. Bilim, eğitim ve sağlık alanlarında kalıcı kurumlar oluşturuldu.

Bir zamanlar piyasaları dönüştüren adam, bu kez servetini toplumun dönüşümü için kullanmaya başladı.

Fakat burada da soru bitmedi.

Bu bağışlar bir vicdan muhasebesi miydi?

Bir itibar tamiri miydi?

Yoksa gerçekten insanlığa bırakılmak istenen büyük bir miras mıydı?

Yoksa dünyayı yönetmenin başka bir formülü müydü? 

Belki de hepsi.

Rockefeller’ı ilginç yapan da bu. Onu tek renkle boyayamıyorsunuz.

PATRONLAR DÜNYASI NOTU

John D. Rockefeller’ın hayatı basit bir başarı hikâyesi değildir.

Çünkü onu büyüten hırs, aynı zamanda onu tartışmalı hale getirdi.

“İyiden vazgeçip mükemmeli aramaktan korkmayın” sözü, onun karakterini anlatır.

Bu cümlenin karanlık bir tarafı da vardır.

Çünkü mükemmeli aramak bazen ilerleme getirir. Bazen de sınırları zorlar.

patronlardunyasi.com