Burak ARTUNER
Haberleri görünce içim sızladı...-
Çünkü 112 yıllık bir maziye sahip bir kulüptü Altay...

Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Fahrettin Paşa'ya soyadını veren takımdı...
Fahrettin Altay isminin bütün Türk milleti için önemi belliydi ama bizim ailemiz için de ayrı bir anlamı var...
Altay Paşa, ben doğmadan vefat ettiği için hiç görmediğim İstiklal Madalyası sahibi dedem Suphi Şen'in de komutanıydı...

Dedem Emekli Yarbay Suphi Şen, üsteğmen rütbesinde göğsünde İstiklal Madalyası'yla.
Bu nedenle ayrı bir hüzün duydum...
Böylesine köklü bir kulübün kayyum talebinde bulunmasına...
Kayyum talebi başvurusunda Altay Spor Kulübü Onursal Başkanı Sinan Kanlı, kayyum talebinde bulunmalarının nedenini kulüpte yönetim oluşturulamaması olduğunu söyledi.
Kulübün içinde bulunduğu durumun bu kararı zorunlu hale getirdiğini belirten Kanlı, "Aday çıkmaması ve mali krizler sebebiyle artık yönetilemeyecek hale geldiği için bugün kayyım başvurusu yaptık." dedi.

Kayyım atanması halinde ilk işin genel kurula gidilmesi olacağını aktaran Kanlı, "Kayyım görevi devralırsa onlar da ilk olarak genel kurula gidecekler. Şu an adaylar olduğunu görüyoruz. Adaylar günü geldiğinde kulübün yönetimine talip olabilirler. Buna tabii ki genel kurul karar verecek" ifadelerini kullandı.
Gelelim 112 yıllık Altay Kulübü'nün, Kurtuluş Savaşı'nın kaderini değiştiren harekatı yürüten Fahrettin Paşa'nın Altay soyadını alışının hikayesine...
Mütareke yılları...
Mustafa Kemal Paşa, İzmir'de Altay'ın İngiliz donanma karmasıyla Alsancak'ta yaptığı maçı izliyor...
Yanında Fahrettin Paşa var...

Altay maçı zorlu bir mücadele sonucu maçı kazanıyor.
Mustafa Kemal Paşa, gurur duyuyor, duygulanıyor, Altay'ı takdir ediyor...
Aradan yıllar geçiyor... Kurtuluş Savaşı kazanılıyor. Tarihin bir cilvesi İzmir'e 9 Eylül'de ilk giren süvarilerin komutanı Fahrettin Paşa oluyor...
10 Eylül'de İzmir'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'yı karşılıyor...
Sonra soyadı kanunu çıkıyor, Mustafa Kemal Paşa, yıllar önce o zor mütareke günlerinde izledikleri Altay maçını unutmadığı gösteriyor.

1966 yılında Fahrettin Altay Paşa, Altay kulübünü ziyaret ediyor ve Altay soyadını nasıl aldığını şöyle anlatıyor:
“ Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa ile mütareke yıllarında İzmir’i ziyaretimizde Altay bir İngiliz donanma karması ile Alsancak’ta oynuyordu. Maçı beraber izledik. Altay çok güzel bir oyundan sonra İngiliz’leri yenince Ulu Önder çok duygulandı, gururlandı ve Altay için takdirlerini belirtti. Aradan epey zaman geçti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, İran ile bir sınır anlaşmazlığını halletmek üzere beni görevlendirdi ve Tebriz’e gittim. Tebriz’de bulunduğum sırada; Meclis'te soyadı kanunu müzakere edilmiş ve ittifakla Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya Atatürk soyadı verilmişti. Bütün yurt kendisini yeni soyadından dolayı tebrik ediyordu. Ben de hemen bir telgraf çekmiş ve kendilerini kutlamıştım. Atatürk’ten ertesi gün gelen cevab-ı telgraf şöyle idi:
Sayın Fahrettin Altay Paşa, Ben de seni tebrik eder Altay gibi şanlı şerefli günler dilerim.
Telgrafı aldığım zaman gözlerim dolu idi. Atatürk çok mütehassıs olduğu ve beraberce izlediğimiz Altay maçının hatırasına izafeten bana Altay soyadını layık görmüştü."
Tarih 14 Ekim 1925...
Altay için özel bir gündür.
Gazi, kulübü ziyaret eder.
Kordon’daki Türk Ocağı binasında Altay’ın 9 Eylül kupasını gören Atatürk, "Aferin çocuklar, kupa da kazanmışlar" der.
Atatürk, iltifatkâr sözleri ile Altay’ın faaliyetlerini takım kaptanı Hamit Aslan’a sorar.
Aldığı cevaplardan çok memnun olan Gazi, kulüp defterine şunları yazar:
"Altay Spor Kulübünde tanıdığım gençlik iftihara şayandır. Bu gençlik müvacehesinde istikbalin kuvveti ve saadeti en bariz görülmektedir."

Sanayisi güçlü, onlarca ünlü, varlıklı patronun yaşadığı işini sürdürdüğü İzmir...
Buna karşın, 112 yıllık tarihi bir takımın sahipsiz kalışı ve kayyum talep etmesi...
İnsan üzülmesin de ne yapsın ?
Umarım, Altay gibi tarihi bir kulübü yeniden ayağa kaldıracak güçlü bir başkan çıkar da Altay ismine layık bir takımı yeniden Türk sporuna kazandırır...
patronlardunyasi.com