Pandemi dönemiyle birlikte hayatımıza giren ve mesai kavramının sınırlarını belirsizleştiren uzaktan çalışma modeline dair yargıdan tarihi bir hamle geldi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, mesai saatleri dışında işveren ya da amirler tarafından WhatsApp üzerinden gönderilen iş talimatlarının "fazla mesai" sayılmasına hükmetti. Hürriyet'ten Fulya Soybaş'ın bugünkü köşe yazısına göre İstinaf Mahkemesi tarafından onaylanan bu emsal karar, iş hayatında "ulaşılabilir olma zorunluluğu" nedeniyle mobbinge ve psikolojik baskıya maruz kalan çalışanlara yasal bir güvence sağladı. İşte o yazı:
Pandemiyle birlikte uzaktan ve hibrit çalışma modeli yaygınlaştı. Ancak mesai kavramı giderek belirsizleşti. Haliyle mesai saatleri sonrası işveren ya da yöneticilerden gelen WhatsApp mesajları, Zoom toplantıları, “şunu hızlıca halleder misin” talepleri en sık şikâyet başlıklarından. 9 günlük Kurban Bayramı tatilinin başladığı şu günlerde baba evine, kurban kesmeye, sahile, pikniğe bilgisayarı ile giden onca çalışan olduğuna yemin edebilirim ama ispatlayamam. Ancak müjde! En azından çalıştığınızın karşılığını alabileceksiniz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, mesai saatleri dışında WhatsApp’tan gönderilen iş talimatlarının ‘fazla mesai’ sayıldığına hükmetti, İstinaf Mahkemesi de kararı onayladı.
‘CEVAP VERMEZSEM İŞİMDEN OLURUM’ KAYGISI ÇOK YÜKSEK
Mesai saatleri bitiyor. Fakat mesai bitmiyordu.
Çoğu çalışan mesai dışında gönderilen mesajlar, e-postalar, gece ya da uygunsuz saatlerde yapılan aramalar, dahası tüm bunlara işveren ya da yöneticilerin “anlık dönüş” beklentisi sebebiyle zordaydı. İstinaf Mahkemesi’nin aldığı, “mesai dışında işverenden gelen WhatsApp mesajının mesai içinde değerlendirilebileceği” kararı sonrası işçiler artık “fazla mesai” alabilecek. Ya da en azından bazı işverenler “mesai ödeyeceğim” kaygısıyla tavır değişikliğine gitmek zorunda kalacak.
MESAİ SONRASI DİNLENME ZAMANIDIR
Mobbing Eğitim Yardım Araştırma Derneği Başkanı, eğitimci İsmail Akgün de aynı fikirde: “Yani pandemiyle başlayıp bugüne kadar süregelen bir durum var ortada. Maalesef gerek özel sektör gerek kamuda amir ya da işverenler “Ben aradığımda herkes dimdik ayakta dursun” ya da “her soruya cevap verilsin” istiyor. Elbette işveren mesai saatleri içinde istediği soruyu sorabilir. Ama mesai dışında, çalışanının ‘özel’ zamanından kimsenin (ç)almaya hakkı yoktur. Mahkemenin de onayladığı bu kararı ayakta alkışlıyorum. Bizim de yıllardır üzerinde çalıştığımız bir konu bu” diyor.
İŞ-ÖZEL YAŞAM DENGESİ KURULMALI
Akgün’e göre mesele yalnızca fazla mesai değil; bu durumun psikolojik baskı boyutu da var: “Çalışanların büyük kısmı yöneticiden gelen mesajı cevapsız bırakmanın işini riske atabileceğini ya da ‘performans düşüklüğü’ olarak görülebileceğini düşünüyor. Bunun diğer adı mobbingtir. Türkiye’de maalesef sorgusuz, sualsiz itaatin ödüllendirildiği bir sistem ve bu sisteme uymayanların da tehdit sayıldığı bir çalışma anlayışı var. Yanı sıra geçim derdi ve işsizlik var. Bu sebeplerle yapılanı sineye çekme eğilimi yüksek. Bu da beraberinde ağır psikolojik sorunlar getirebiliyor. Bu gibi durumlar çalışanlarda tükenmişlik, anksiyete ve iş-özel yaşam dengesinin bozulmasına yol açıyor. Bayram tatilleri bu durumun en görünür olduğu dönemlerden... Çalışanların resmî tatillerde dahi ‘ulaşılabilir olma zorunluluğu’ hissetmesi psikolojik açıdan sıkıntılı bir durum”
AVRUPA’DA ‘BAĞLANTIYI KESME HAKKI’ YASA İLE KORUNUYOR
Fransa’da 2016, İspanya’da 2018, Portekiz’de 2021 yılından itibaren “right to disconnect” yani “bağlantıyı kesme hakkı” işçi haklarını korumak ve daha sağlıklı bir iş-yaşam dengesini teşvik etmek amacıyla yasa ile koruma altına alındı.
Türkiye’de ise konu henüz net bir yasal çerçeveye sahip değil. Ama son dönemde mahkeme kararları, sendika açıklamaları ve sosyal medya tartışmalarıyla birlikte “dijital mesai” kavramı artık daha görünür. Akgün, bu sorunun “Türkiye’de hâlâ ‘iş zamanı iş, dinlenme zamanı dinlenme’ kültürünün tam anlamıyla yerleşmemiş olmasından” da kaynaklandığını belirterek, “Yasal düzenlemeler kadar işverenin ve de toplumun bu konudaki tutum ve yaklaşımını da değiştirmek gerek” diyor.
DİJİTAL YA DA FİZİKİ 45 SAATİ AŞAN HER ÇALIŞMA FAZLA MESAİDİR
Hukukçu Mustafa Zafer de İstinaf Mahkemesi’nin aldığı emsal kararın Yargıtay’ın daha önce verdiği kararlar ile uyumlu olduğunu söylüyor ve diyor ki: “Şu bir gerçek ki bazı işverenlerin, özellikle pandemi sonrası, mesai mefhumu kalmadı. Oysa 4857 sayılı İş Kanunu’na göre; haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla mesaidir. Fazla çalışma ücreti ise normal saat ücretinin yarısıdır. Eğer işveren fazla mesai ücretini ödemezse, işçi haklı nedenlerle iş akidini feshedebilir, işveren de bu parayı faiziyle birlikte tazminat olarak ödemek zorunda kalır.”
Cevabı şu: “WhatsApp yazışmaları, Teams kayıtları, Zoom toplantıları, e-posta trafiği, sisteme giriş-çıkış kayıtları vs. delil olarak kullanılabilir. İş arkadaşlarınızın tanıklıkları da geçerlidir. Bu davalarda geriye dönük, zaman aşımı ise 5 yıldır. Yani şu an ‘o’ işyerinden ayrılmış dahi olsanız, geriye dönük fazla mesai ücretinizi dava yoluyla tahsil edebilirsiniz.
MOBBİNG YASA İLE TANIMLANMALI
Türkiye’de de Avrupa’daki gibi ‘bağlantıyı kesme hakkı’ olursa ne olur? O zaman da işveren işçisi ile mesai dışında- teknik olarak- bağlantıya geçemeyeceğinden ‘fazla mesai ücreti’ ödemesine gerek kalmaz. Ama Türkiye’de böyle bir çalışma kültürü olmadığından bunun pratikte uygulanması zor olabilir. İşçiler, hakları yasa ile korunuyor olsa da patronun aramalarına dönmedikleri için yine de ‘işsiz kalma’ korkusu yaşayabilir. Bu sebeple hukuki yeknesaklığın sağlanması adına önce mobbingin ne olduğu yasada net şekilde tanımlanmalı, işçi ve işverene de bunun eğitimleri verilmelidir.”
patronlardunyasi.com