Gündem


Kamuoyunda beklenen büyük İstanbul depremi endişesi hakimken, Marmara Denizi'nde İstanbul Adalar açıklarında dün öğle saatlerinde başlayan deprem hareketliliği yürekleri ağza getirdi.

Dünden bu yana 1,1 ile 3,2 büyüklüğünde çok sayıda deprem kaydedilen Marmara Denizi'ndeki sismik hareketlilik 'Beklenen büyük deprem yaklaşıyor mu?' sorusunu sordurttu.

Konuyla ilgili Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından dikkat çeken bir açıklama yaptı. 1963'te meydana gelen depremi hatırlatan Bektaş, tedirgin eden açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"AYNI FAY ZONUNDA YOĞUN MİKRODEPREM AKTİVİTESİ VAR"

"ADALAR FAYI: 1963’TEN BUGÜNE

Armijo vd. (2005), Carton vd (2007) deniz tabanını doğrudan gözleyerek Adalar Fay Zonunda 20–30 km uzunluğunda genç bir fay kırığı belirledi ve bunu 1963 M6.3–6.4 depremiyle ilişkilendirdi.

Bugün aynı fay zonunda yoğun mikrodeprem aktivitesi var."

ŞENER ÜŞÜMEZSOY'DAN AÇIKLAMA

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise İstanbul’da meydana gelen depremler sonrası Youtube kanalında değerlendirmelerde bulundu. Üşümezsoy, Büyükada çevresinde kaydedilen mikro depremlerin tek başına büyük bir deprem beklentisinin işareti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Uzman isim, ana fay hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını savundu.

"ADALAR FAYI BÜYÜK DEPREM ÜRETMEZ"

Büyükada çevresindeki fay yapısına ilişkin konuşan Üşümezsoy, Adalar fayının uzun süredir aktif olmayan, yaşlı bir yapı olduğunu söyledi. Üşümezsoy, bölgedeki bu faydan yıkıcı büyüklükte bir deprem beklemediğini belirterek, son sarsıntıların da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

"HAREKETLİLİK BÖLGEDE DAHA ÖNCE BİRİKEN STRESİN BOŞALMASI"

Şener Üşümezsoy’a göre son sarsıntıların kaynağı doğrudan Adalar fayı değil. Büyükada’nın güneyinde meydana gelen hareketlerin, ana fay sistemini farklı yönlerde kesen daha küçük fay segmentleri üzerinde gerçekleştiği değerlendiriliyor. Bu ikincil ve üçüncül fayların, büyük ölçekli ve yıkıcı bir deprem oluşturabilecek seviyede gerilim biriktirmediğini belirten Üşümezsoy, yaşanan hareketliliğin bölgede daha önce biriken stresin küçük çaplı boşalması şeklinde yorumlanabileceğini vurguladı.

ÖNERİLEN HABERLER

"1999’DAN SONRA DA BENZER HAREKETLER YAŞANDI"

Son sarsıntıların bölgenin daha önce ortaya konulan fay haritalarıyla örtüştüğünü belirten Üşümezsoy, 1999 Marmara Depremi'nin ardından da bölgede benzer nitelikte küçük depremlerin kaydedildiğine dikkat çekti. Bu nedenle Büyükada açıklarındaki hareketliliğin olağan fay hareketleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Üşümezsoy, mikro depremlerin tek başına farklı bir deprem senaryosunun habercisi olarak görülmemesi gerektiğini savundu.

"İSTANBUL DEPREMİ GELİYOR" YORUMUNA TEPKİ

Büyükada açıklarında meydana gelen depremlerin kamuoyunda yeni bir 'İstanbul depremi' beklentisi oluşturduğunu belirten Üşümezsoy, bu yorumların bilimsel açıdan doğru olmadığının altını çizdi. Şener Üşümezsoy’a göre bölgedeki küçük sarsıntılar, tek başına orta veya büyük bir depremin yakın olduğuna dair güvenilir bir gösterge niteliği taşımıyor.

 

patronlardunyasi.com