Burak ARTUNER
Dışarıda Trump’a ve İsrail’e meydan okuyan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, içeride yolsuzluk dosyaları, yangınlar ve şimdi de tarihinin en büyük düzensiz göç baskılarından biriyle karşı karşıya.
Pedro Sánchez’in siyasi kariyeri bir kez daha zorlu bir virajda.
#video_9746491#
Avrupa’da Donald Trump’ın İran savaşı politikasına en sert itiraz eden liderlerden biri oldu. ABD’nin İspanya’daki üslerini İran operasyonlarında kullanmasına karşı çıktı. Washington’la ilişkiler gerildi.

İsrail konusunda da Avrupa’nın en sert seslerinden biri haline geldi. Gazze politikası nedeniyle Tel Aviv’le karşı karşıya geldi; İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunan açıklamalar yaptı.
Sánchez dış politikada sesini yükselttikçe, içeride başka bir ses yükselmeye başladı:
Önce yolsuzluk iddiaları geldi...
PSOE’nin eski Örgüt Sekreteri Santos Cerdán çevresindeki soruşturma, Sánchez hükümetinin başını uzun süredir ağrıtmaya devam ediyor.
İspanyol yargısının yürüttüğü Koldo soruşturmasının genişlemesiyle birlikte mesele yalnızca eski bakan José Luis Ábalos ve eski parti yöneticileriyle sınırlı kalmadı.
Temmuz ayında soruşturmacılar, Cerdán’ın ailesinin banka hesaplarının da incelenmesini istedi. Guardia Civil’in UCO birimi, Cerdán ve ailesinin bazı şirketlerden 300 bin euronun üzerinde menfaat sağlamış olabileceğine ilişkin bulgular bulunduğunu bildirdi.
Bunlar henüz mahkûmiyet anlamına gelmiyor; ancak siyasi maliyeti Sánchez açısından giderek büyüyor.
Sonra yangınlar geldi.
İspanya yaz aylarında yine alevlerle mücadele ederken, ülkenin yangın söndürme sisteminin yapısı, mevsimlik çalışanların durumu ve önleyici tedbirlerin yetersizliği tartışılmaya başladı. Hükümet yıl boyunca görev yapan yangın ekiplerinin sayısını artırma sözü verdi.

EN AZ 57 KİŞİ HAYATINI KAYBETTE
Ve şimdi…
Ceuta.
İspanya’nın Fas kıyısındaki Kuzey Afrika toprağı Ceuta, 31 Temmuz’da eşi görülmemiş bir göç baskısıyla karşılaştı.
Yaklaşık 53 bin kişinin 24 saat içinde Fas’tan Ceuta’ya geçmeye çalıştığı bildirildi.
En az 57 kişinin hayatını kaybettiği olayda küçük kent adeta kilitlendi.
İspanyol güvenlik güçleri bölgeye takviye edildi.
Sánchez’in tepkisi sertti:
“İspanya’nın toprak bütünlüğünün ihlali” dedi.

İSPANYA: 48 BİN KİŞİ GERİ DÖNDÜ
Madrid, olayın insan kaçakçılığı şebekelerinin yarattığı yanlış bilgilerle tetiklendiğini savunuyor.
İspanyol makamları akşam saatlerine doğru 48 bin kadar kişinin Fas’a gönüllü olarak geri döndüğünü açıkladı.
Fakat mesele artık sadece Ceuta’nın meselesi değil.
Çünkü Ceuta, Avrupa’nın sınır kapılarından biri.
İtalya geçici olarak İspanya ile Schengen uygulamasını askıya alma kararı açıklarken Fransa da sınır kontrollerini artırdı.
Avrupa’da “İspanya dış sınırını kontrol edebiliyor mu?” sorusu yeniden masaya geldi.
İşte Sánchez’i asıl sarsan nokta da burada.
Bir tarafta Trump’a karşı “Avrupa’nın farklı sesi” olurken,
Diğer tarafta İsrail yönetimine karşı sert diplomatik tutumuyla dünyada sevilen bir politikacı olarak yükselirken,
Öte tarafta ise İspanya’nın kendi sınırında bir krizin ortasına düştü.

Oysa Sanchez, 30 Haziran’da göçü İspanya için hem bir fırsat hem de yönetilmesi gereken bir sorun olarak tanımlayan yeni bir Entegrasyon ve Vatandaşlık Planı açıkladı. İlk yıl için 500 milyon euronun üzerinde bütçe ayrıldı.
Sánchez ayrıca 2026’da düzensiz göç girişlerinin geçen yıla göre üçte bir oranında, Kanarya Adaları’na gelişlerin ise yüzde 70 oranında azaldığını söyledi.
Yani hükümetin savunması hazır:
“Göçü değil, düzensiz göçü yönetiyoruz.”
Fakat Ceuta görüntüleri bu savunmanın siyasi olarak ne kadar zor yapılabileceğini gösterdi.
Çünkü siyaset bazen rakamlardan çok görüntülerle şekilleniyor.
Binlerce insanın sınırı aşmaya çalıştığı görüntüler, Avrupa kamuoyunda uzun raporlardan çok daha güçlü etki yaratıyor.
DIŞ POLİTİKADA CESUR, İÇERİDE KUŞATILMIŞ
Sánchez’in önündeki tablo giderek ilginç bir paradoksa dönüşüyor.
Dışarıda kendisini Washington’a ve Tel Aviv’e karşı bağımsız bir Avrupa sesi olarak konumlandırıyor.
İçeride ise yolsuzluk soruşturmaları, yangınlar, göç ve sınır güvenliği tartışmalarıyla uğraşıyor.
Üstelik Ceuta krizi, tam da Avrupa’nın göç konusunda siyasi olarak en hassas olduğu dönemde patladı.
İnsan, peşi sıra gelen tüm bu görüntülerin arkasında hangi güçlerin olabileceği sorusunu sormadan edemiyor.
Şimdi, ABD ve İsrail güdümündeki Batı medyasında işlenip durulan bir soru var ?
"Sánchez dünyaya meydan okurken kendi evinin kapısını ne kadar sağlam tutabiliyor?"
Topyekûn haber fırtınaları;
Yaşananların Sanchez'i zor duruma düşürmek için planladığı şüphelerini elbette gündeme getiriyor...
Kısacası bilhassa Gazze'deki soykırıma tutumu, İran savaşına karşıt tutumuyla ve Türkiye'ye yönelik açıklamalarıyla, Türkiye'nin ve Türk halkının sevdiği bir lider olan Sanchez, çok zorlu bir siyasi stres testine tabii tutuluyor...
Bakalım gelecek günler, neler getirecek?
patronlardunyasi.com