Spor


Toygun ATİLLA 

İsmail Kartal’ın beyaz kazağını hatırlıyorum.

Bir teknik direktörün kazağı, memleketin futbol gündemlerinden biri olmuştu.

Kazağın modeli konuşuldu.

Nasıl durduğu konuşuldu.

Yakışıp yakışmadığı konuşuldu.

Sanki Fenerbahçe’nin orta sahası değil de İsmail Kartal’ın gardırobu şampiyonluk yarışındaydı.

Aradan yıllar geçti.

Kazak eskidi, bizim başkalarının kusurlarını arama merakımız hiç eskimedi.

#video_9751090#

Şimdi de bir kelimeye takılmışlar. Neymiş o, Gian Piero Gasperini.

İsmail Kartal ismi telaffuz ederken dili sürçüyor, ortaya başka bir kelime çıkıyor.

Sosyal medya için bulunmaz nimet.

Video kesiliyor.

Paylaşılıyor.

Gülünüyor.

Sonra birisi çıkıp diyor ki:

“Fenerbahçe’nin hocası Gasperini’ye böyle dememeli.”

Neden?

NAPOLYON’UN FRANSIZCASI

İnsanlık tarihi biraz da böyle hikâyelerle doludur.

Napolyon Bonapart, Korsika’da doğdu. Ana dili Fransızca değildi; çocukluğunda Korsikaca konuşuyordu ve Fransızcayı belirgin Korsika aksanıyla konuştuğu biliniyordu.

Sonra ne oldu?

Fransa’nın imparatoru oldu.

Dünya bugün Napolyon’un Austerlitz’de hangi stratejiyi uyguladığını tartışıyor.

Fransızcayı hangi aksanla konuştuğunu değil.

Arnold Schwarzenegger’in İngilizcesindeki Avusturya aksanı Hollywood’a ilk geldiği yıllardan beri onun en belirgin özelliklerinden biriydi.

Aksanı kaybolmadı.

Ama o aksanın sahibi Hollywood’un en büyük yıldızlarından biri, sonra da California Valisi oldu.

Demek ki bazen insanın dili dönmez.

Ama hayat döner.

BİR İSMİ YANLIŞ SÖYLEMEK

Bir yabancı ismi yanlış telaffuz etmek bilgisizlik belgesi değildir.

Hele zekânın hiç değildir.

Türkiye’de kaçımız “Schwarzenegger”i ilk seferinde kusursuz söyleyebiliyoruz?

Kaç İngiliz “Çağlar Söyüncü”yü doğru söyleyebiliyor?

Kaç yabancı spiker Hasan Şaş’tan Arda Güler’e kadar Türk futbolcuların isimlerini yıllar boyunca farklı biçimlerde telaffuz etti?

Gülümsedik.

Geçtik.

Çünkü mesele onların Türkçe sınavı değildi.

Mesele futboldu.

Öyleyse İsmail Kartal’a neden başka bir sınav yapıyoruz?

İşin beni rahatsız eden tarafı tam burada.

Bir zamanlar beyaz kazak üzerinden yapılan şeyle bugün telaffuz üzerinden yapılan şey arasında görünmez bir bağ var.

İkisi de futboldan çok başka bir yere bakıyor.

İnsanın görüntüsüne.

Konuşmasına.

Aksanına.

Kendisini ifade etme biçimine.

Bir çeşit kültürel yeterlilik sınavına…

Oysa İsmail Kartal bir diksiyon öğretmeni değil.

Bir teknik direktör.

Fenerbahçe’yi kötü mü oynatıyor?

Eleştirin.

Yanlış kadro mu çıkarıyor?

Yazın.

Rakibini okuyamıyor mu?

Söyleyin.

Oyuncu değişiklikleri yanlış mı?

Yerle bir edin.

Bunların tamamı onun mesleğinin konusu.

Ama beyaz kazağı değil.

Telaffuzu hiç değil.

FUTBOLUN DİLİ GRAMER DEĞİLDİR

Futbol tarihine bakın.

Bu oyunun büyük karakterlerinin önemli bölümü kusursuz cümleler kurdukları için hatırlanmıyor.

Alex Ferguson’ın Glasgow aksanını İngilizlerin bile anlamakta zorlandığına ilişkin anlatılar yıllarca futbol kültürünün parçası oldu.

Carlo Ancelotti’nin kaşı, Marcelo Bielsa’nın çömelmesi, José Mourinho’nun mimikleri…

Futbol insanları bazen bir hareketi, bazen kıyafeti, bazen konuşmasıyla karikatürleştirir.

Bunda tek başına sorun yok.

Mizah güzeldir.

Sorun, karikatürün insanın önüne geçmeye başladığı yerde başlar.

Hele küçümsemenin adı mizah olduğunda.

DİL BAZEN DÖNMEZ

İsmail Kartal’ın Gasperini’yi nasıl söylediğini ben de dinledim.

Evet, yanlış söylüyor.

Bitti.

Bundan çıkarabileceğimiz futbol sonucu tam olarak budur

Hiçbir şey.

Bir teknik direktör rakibinin adını kusursuz söyleyip onu hiç çözemeyebilir.

Bir başkası adını söyleyemez ama doksan dakika boyunca bütün planlarını bozabilir.

Futbolun terazisi budur.

Gerisi bizim terazimiz.

Bazen o terazinin ayarı kaçıyor.

Yıllar önce beyaz kazağına baktık.

Bugün diline bakıyoruz.

Ben artık biraz da sahaya bakmayı öneriyorum.

İsmail Kartal iyi teknik direktör müdür, kötü teknik direktör müdür?

Tartışalım.

Fenerbahçe’ye yeter mi, yetmez mi?

Sonuna kadar tartışalım.

Ama insanın diliyle, şivesiyle, kıyafetiyle uğraşmaya başladığımız yerde önce kendimize şu soruyu soralım:

Biz futbol mu konuşuyoruz, yoksa kendimize gülecek birini mi arıyoruz?

O zaman size bir şey söyleyeyim, kulağınızı açıp iyi dinleyin… 

İnsanların dili bazen dönmez ama dünya, çoğu zaman o dili dönmeyen insanların etrafında döner.

patronlardunyasi.com