Ekonomi


Dünya Ekonomik Forumu'nun 2013-2014 Küresel Rekabet Raporu (The Global Competitiveness Report 2013-1014) yayımlandı. Raporda yer alan küresel rekabet endeksi, tüm dünyada iş aleminin önde gelen temsilcileri üzerinde gerçekleştirilen anketle hazırlandı. Rapor ana rekabet endeksinin yanısıra, "kurumlar, altyapı, makroekonomik ortam, sağlık ve ilköğretim, yükseköğretim, mal piyasası verimliliği, emek piyasası verimliliği, finansal piyasanın gelişmişliği" gibi birçok alt endeksi de içerdi.

TÜRKİYE'DE DARBE OLUR MU?

Endeksin oluşmasında kullanılan ankette, ilgili ülkede darbe olasılığının bulunup bulunmadığına ilişkin bir soru da yer aldı. Buna göre Türkiye'nin rekabet durumuyla anketi yanıtlayan iş alemi temsilcilerinin sadece yüzde 1.7'si, "Türkiye'de iş yapmanın önündeki en problematik faktörlerden biri" olarak "İstikrarsız hükümet/darbe" seçeneğini işaretledi.

RAPORDA TÜRKİYE

Raporda Türkiye'nin durumu şöyle yer aldı:

 "Türkiye (rekabette) geçen yılki önemli iyileşmenin ardından bir sıra düşerek 44'üncü oldu. Makroekonomik ortam artan mali açık ve iki haneye yaklaşan enflasyon ile biraz kötüleşti, bununla birlikte durum diğer birçok Avrupa ekonomisinden daha iyi olmaya devam ediyor. Türkiye'nin canlı iş sektörü, yoğun yerel rekabetle (15'inci) karakterize olan büyük iç piyasasından önemli verimlilik artışı elde ediyor (16'ncı sırada). Türkiye özellikle yollar ve hava ulaştırma olmak üzere aynı zamanda makul gelişmiş altyapısından (49'uncu sırada) da yararlanıyor, ancak limanlar ve elektrik arz kesimi ek yükseltgeme gerektiriyor.
 Türkiye'nin rekabetini geliştirmek için daha iyi bir ilköğretim ve sağlık uygulaması (59'uncu sırada) ile yüksek eğitim ve öğretim (65'inci sırada), emek piyasasında verimlilik artışı (130'uncu sırada) ve kamu kurumlarının saydamlık ve verimliliğini güçlendirmek suretiyle, insan kaynakları tabanını oluşturmak üzerine yoğunlaşması gerekir."

TÜRKİYE VE BREZİLYA'DAKİ PROTESTOLAR

Küresel rekabet raporunda, ekonomik beklentilerdeki düşüşün kimi zaman "daha fazla siyasi katılım" talebiyle birleştiği ve bunun aynı zamanda Brezilya ve Türkiye'deki son olaylar örneğinde olduğu gibi protestoları harekete geçirdiği kaydedildi.

 "TÜRKİYE'DE GENÇ İŞSİZLİK, BÜYÜK KAYITDIŞI SEKTÖR VE SINIRLI SOSYAL HİMAYE DÜZEYİ ANA ZORLUKLAR"

Türkiye'nin "sosyal sürdürülebilirlik" sıralamasında orta, "çevresel sürdürülebilirlik"te ise kendisini 44'üncülüğe getiren puandan daha düşük bir puan elde ettiği belirtilen rapora şöyle devam edildi:

 "Sosyal sürdürülebilirlik' anlamında ülkenin görece yüksek genç işsizliği, büyük kayıtdışı sektörü ve sınırlı sosyal himaye düzeyi Türkiye'nin ana zorlukları olmayı sürdürüyor. Çevresel sürdürülebilirlik anlamında ise yüksek karbondioksit salınımları, tarımda yoğun su kullanımı ve korunan tarım alanlarının sınırlılığı ile birlikte uluslararası çevre anlaşmalarına karşı yetersiz taahhütler uzun vadeli rekabetçiliğin sürdürülmesinin azalmasına katkıda bulunuyor."

TÜRKİYE'NİN REKABETTE DERECELERİ

Küresel Rekabet Endeksi'nde Türkiye'nin "İş yapma konusunda en sorunlu faktörler" sıralandı. Buna göre rekabet endeksi oluşturulurken yapılan ankete Türkiye'de en sorunlu alanlar olarak şu yüzdelerle karşılık verildi: Vergi oranları (yüzde 14.8), Yetersiz eğitimli işgücü (yüzde 12.8), Verimsiz kamu bürokrasisi (yüzde 12.4), Finansmana erişim (yüzde 11.7), Vergi düzenlemeleri (yüzde 8.6), Yetersiz altyapı arzı (yüzde 7.8), Kısıtlayıcı emek düzenlemeleri (yüzde 7.3), Dış para düzenlemeleri (yüzde 5.9), Verimsiz inovasyon kapasitesi (yüzde 5), Ulusal emek gücünde zayıf çalışma ahlakı (yüzde 4.6), Yolsuzluk (2.4), Enflasyon (yüzde 2), Politikalarda istikrarsızlık (yüzde 1.8), Hükümet istikrarsızlığı/darbeler (yüzde 1.7), Kötü durumdaki halk sağlığı (yüzde 1.1), Adi suç ve hırsızlık (0.3).

REKABET KOŞULLARI EN İYİ İSVİÇRE'DE

Küresel Rekabet Endeksi'nde geçen yıla göre ilk üç sıra değişmedi ve İsviçre, Singapur ve Finlandiya en rekabetçi ülkeler oldu. Üç ülkeyi Almanya, ABD, İsveç, Hong Kong, Hollanda, Japonya, İngiltere izledi. Rekabetçilikte son sıralarda yoksul Afrika ülkeleri yer aldı.

KRİZDEN YAVAŞ ÇIKILIYOR

Raporda dünya ekonomisinin İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan ve küresel ekonomiyi derin biçimde dönüştürerek yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomide oynamakta oldukları rolün artan önemini vurgulayan en ciddi ekonomik krizden yavaş biçimde kurtulmaya devam ettiği bildirildi.

 Gelişmiş ekonomiler "motorlarını" hızlandırmanın yolunu ararken yükselen ve gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomik toparlanmanın önemli yönlendiricileri olduğu belirtilen raporda, "Sonuç olarak gelişmiş ekonomiler ve yükselenler arasındaki ilişkinin doğası evrim geçirdi ve yükselen ülkelerle gelişmekte olanlar aralarında daha güçlü bağlar oluşturdu. Yükselen ekonomilerde iki örnek ortaya çıkıyor: Avro bölgesine ilişkin beklentiler daha belirsiz, özellikle sıkı kredi koşulları iç talebi sınırlamaya devam ederken ABD, Kanada ve Japonya'nın uysal adımlarla büyümeleri bekleniyor. Yeni küresel ekonomik görünüm, gelişmiş ve yükselen ekonomiler arasındaki büyük ayrıma ilişkin yeni sorular ortaya atıyor, özellikle büyüme ve rekabet söz konusu olduğunda" denildi.