Yelda İPEKLİ
PERSEPOLIS siyah-beyaz animasyon filmini izleyenler, burukluğunu yıllar sonra da kalbinde taşıyanlar beni anlayacaklar.
'Persepolis' adlı grafik romanı ve 2007’de sinemaya uyarlanan aynı adlı filmiyle tanınan yazar ve çizer Marjane Satrapi, 56 yaşında Paris’te yaşamını yitirdi. Derin bir ruh, asi bir kalem, yaralı bir kalpti o benim için.
Persepolis; İran tarihinin en önemli olaylarından biri olan İslam Devrimi’ni ve bu sırada henüz 10 yaşında olan Marjane’ın İran’daki hayatının hikâyesi.
Yönetmenliğini Marjane Satrapi ve Vincent Paronnaud’un paylaştığı film, İran Devrimi sonrası yaşananları, değişen günlük yaşamı ve bu süreçte insanların yaşadıkları geçiş dönemini Marjane adlı küçük bir kız çocuğunun gözünden seyirciye aktarıyor.
Filmde, Şah’ın devrilmesinin ardından gücü ele geçiren radikal İslamcı grubun insanların kişisel hayatına müdahale etmesi, kadınlara çarşaf giyme zorunluluğu getirilmesi, muhaliflerin tutuklanması ve infaz edilmesi gibi olaylar işleniyor. Filmde Satrapi ve ailesini tanımakla kalmayıp sanki onlardan biriymiş gibi hissetmenize sebep olan bir derinlik vardır. Tanışmadan, tanıyormuş gibi hissetmek dediğimiz duygu ile filmin içinde bir benlik oluyorsunuz. Spoiler vermek istemem ama toplumsal olaylar, ailevi durumlar ve duygusal iniş çıkışlarla sizi sürekleyen filmin bir sahnesinde hıçkırarak ağlamıştım.
Siyah-beyaz olan film Marjane’in Fransa havaalanına inmesiyle siyah-beyaz olmaktan çıkarak tekrar renklenir, o ana kadar izleyiciye yüklediği duygulardan sonra bu sahne ağlamanın da bir tadı olmalı dedirten cinsten.
İzlemenizi tavsiye ederim.
Bir başka film / mini dizi aslında (8 bölüm) önerim de The Young Pope / Genç Papa
Bir Paolo Sorrentino şahanesi filmde Jude Law, Amerikalı genç bir papayı canlandırıyor. Vatikan ve masalsı ışık ve çekimler ile resmen sahnelerin içine düşüyorsunuz.
"Dostane ilişkiler tehlikelidir. Muğlaklığa, yanlış anlamalara ve çatışmalara açık olur... Ve daima kötü sona ererler. Resmi ilişkiler öte yandan kaynak suyu kadar berraktır. Kuralları taşa kazınmıştır. Yanlış anlaşılma riski yoktur ve ebediyen sürerler. Bilmeniz gerekir ki dostane ilişkilerden hoşlanmam. Resmi ilişkileri severim ama resmi ilişkilerin olduğu yerde usuller vardır. Usullerin olduğu yerde de dünya düzeni hüküm sürer."
Böyle repliklerle dolu, inanç sistemi ve din ve daha birçok konuda sizi düşünmeye zorlayan bir dizi.
Kuğu Gölü bir hayatta kaç kez izlenebilir?
Yaklaşık 150 yıldır sergilenen bir bale klasiği Kuğu Gölü. İlk izleme 1877 yılında yapılmış. Benim de ilk seyrettiğim baleydi. Büyükbabam götürmüştü, sanırım 8 yaşındaydım. O gün ne hissettiysem hâlâ aynı duygularla bilmem kaçıncı kez seyrediyorum. 17. Uluslararası İstanbul Opera ve Balesi Festivali kapsamında tekrar izledim sanki hiç izlememiş gibi. Festivali kendi sayfasından takip edin. 10 Mayıs'ta Kuğu Gölü yine var.
patronlardunyasi.com