KPMG’nin dünya genelinde 375 sektör yöneticisinin katılımıyla hazırladığı Küresel İnşaat Araştırması, sektörün çelişkili bir döneme girdiğini ortaya koydu. Rapora göre inşaat sektörü bir yandan büyüme fırsatlarını korurken, diğer yandan artan belirsizlikler nedeniyle daha temkinli bir yönetim anlayışına yöneliyor.
Araştırmada “ilerleme paradoksu” olarak tanımlanan bu süreçte, sektördeki riskler artarken risk alma isteğinin aynı oranda gerilemesi dikkat çekiyor. 2023’te yüzde 66 olan iyimserlik oranının yüzde 71’e yükselmesine rağmen, katılımcıların yüzde 75’i daha temkinli hareket ettiklerini ifade ediyor.
BÜYÜMENİN YENİ ADRESLERİ
Önümüzdeki 12 aylık dönemde büyümeye en fazla katkı sağlaması beklenen alanlar ise su ve kamu hizmetleri, yeşil enerji yatırımları ve altyapı projeleri olarak öne çıkıyor. Bu alanların, küresel ölçekte artan sürdürülebilirlik ve kamu yatırımlarıyla paralel şekilde gelişmesi bekleniyor.
Raporda öne çıkan bir diğer başlık ise operasyonel dönüşümün zorunluluk haline gelmesi oldu. Sektörün artık “dönüşüm gerekli mi?” sorusunu geride bıraktığı, bunun yerine “ne kadar hızlı dönüşüm sağlanmalı?” sorusuna odaklandığı görülüyor. Katılımcıların yüzde 53’ü bu dönüşüme yeterince hızlı adapte olamamaktan endişe duyuyor.
STRATEJİK ÖNCELİKLER YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
Araştırmaya göre yöneticilerin sürdürülebilir büyüme için odaklandığı dört ana başlık bulunuyor:
-Yüzde 75 ile operasyonel verimlilik ve kârlılık
-Yüzde 72 ile yeni pazarlara açılma ve müşteri odaklılık
-Yüzde 61 ile teknoloji ve inovasyon
-Yüzde 53 ile risk ve dayanıklılık yönetimi
Operasyonel tarafta ise en kritik gündem maddesi iş gücü olarak öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 76’sı insan kaynağını en önemli öncelik olarak görürken, yüzde 68’i teknolojiyi, yüzde 61’i ise yeni proje teslim modellerini kritik alanlar arasında değerlendiriyor.
KPMG Türkiye İnşaat Sektör Lideri Görkem Yapan, küresel eğilimlerin Türkiye’de de benzer şekilde hissedildiğini belirtti. Yapan, artan jeopolitik riskler ve küresel büyümedeki yavaşlamanın Türk firmaların yatırım kararlarını daha temkinli hale getirdiğini ifade etti.
Buna rağmen Türkiye’nin uluslararası müteahhitlik alanındaki güçlü konumunu koruduğunu vurgulayan Yapan, ENR’nin “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde Türkiye’nin 45 firma ile Çin’in ardından ikinci sırada yer aldığını hatırlattı.
Yapan, sektörün hem fırsat hem de risk barındıran bu dönemde, daha dayanıklı ve esnek organizasyon yapıları kurmasının kritik olduğunu belirterek, hazırlanan raporun sektör için yol gösterici bir rehber niteliği taşıdığını ifade etti.
patronlardunyasi.com