Teknoloji


Necla DALAN

IC Nükleer Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Murad Bayar, nükleer enerji alanında edindikleri saha, mühendislik ve büyük ölçekli proje disiplinini yeni nesil nükleer teknolojiler alanında daha ileri bir aşamaya taşımayı hedeflediklerini söyledi. 
Küçük modüler reaktörlere (SMR) odaklandıklarını kaydeden Bayar, bu vizyon doğrultusunda ARC Clean Technology ile sodyum soğutmalı 4. nesil reaktör teknolojileri alanında stratejik bir iş birliği süreci başlattıklarını vurguladı.  
Bayar, söz konusu iş birliğinin Türkiye ve bölgede gelişmiş küçük modüler reaktörlerin devreye alınmasına yönelik teknik, ekonomik ve düzenleyici fizibilite çalışmalarını, uzun vadeli ticarileştirme ve sanayileşme yol haritasını kapsadığını ifade etti.
Bayar, “Türkiye’de yalnızca bir SMR yatırımı yapmak değil; SMR teknolojisinin geliştirilmesi, lisanslanması, tedarik zincirinin oluşturulması, yerlileştirilmesi ve ticari uygulama alanlarına taşınması için uzun vadeli bir teknoloji platformu kurmak istiyoruz” dedi.

İLK HEDEF 20 KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖR

Bayar, uzun vadeli iş planlarında Türkiye’de 10 reaktöre, bölgede ise 20 reaktöre kadar gidebilecek bir uygulama potansiyeli üzerinde çalıştıklarını belirterek, sonraki uygulamalarda kilowatt başına yaklaşık 3 bin dolar seviyesinde rekabetçi bir maliyet yapısına yaklaşmayı hedeflediklerini ifade etti.  Bayar, bu ölçeğin 100 MW sınıfı bir reaktör için yaklaşık 300 milyon dolarlık bir büyüklüğe işaret ettiğini, ancak bu rakamların teknoloji olgunluğu, lisanslama, tedarik zinciri, lokasyon ve uygulama modeline göre değişebilecek çalışmalar olduğunu vurguladı.
Bayar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Türkiye’nin 2050 yılına kadar 20 GW nükleer kapasiteye ulaşma hedefini ortaya koyduğunu, 5.000 MW’lık küçük modüler reaktör hedefinden de söz edildiğini hatırlatarak, “Bunun beşte birine talibiz” dedi.

“YATIRIMCI DA OLURUZ İŞLETMECİ DE”

Bayar, 2030’da ilk tesisin bitmiş olmasını hedeflediklerini söyledi. Bayar, “Burada yatırımcı rolümüz var. İlk reaktörleri biz yaparız. İnşaatta yetkinliğimiz var, dolayısıyla ilk reaktörlerin inşaatını da yapabiliriz. Tedarik sürecinde kritik malzeme üretimine girebiliriz. Yatırımcı şapkamız olduğu için finansmanı da temin edebiliriz. İşletme anlamında da ilk reaktörleri biz işletebiliriz” dedi.

Bayar, potansiyel uygulama alanları arasında ise büyük ölçekli veri merkezleri, demir-çelik ve diğer enerji yoğun sanayi tesisleri, proses ısısı ihtiyacı olan üretim tesisleri, organize sanayi bölgeleri, petrokimya tesisleri, maden sahaları, deniz suyunun arıtılması (desilasyon) ve şebeke kapasitesi sınırlı bölgelerde yerel enerji çözümlerinin olduğunu ifade etti.

TÜRKİYE’DEN BÖLGEYE UZANAN BİR YATIRIM MODELİ OLACAK

ARC-100’ün 100 MWe sınıfında, sodyum soğutmalı hızlı reaktör teknolojisine dayanan gelişmiş bir küçük modüler reaktör tasarımı olduğunu belirten Bayar, bu teknolojinin yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı kalmayıp yüksek sıcaklıkta proses ısısı gibi sanayi uygulamalarına da imkân verebilmesinin önemine dikkat çekti.

Bayar, ARC ile yürütülen iş birliğini yalnızca Türkiye pazarı açısından değil, bölgesel uygulama ve ticarileştirme potansiyeli açısından da ele aldıklarını belirterek, “Hedefimiz; Türkiye’de mühendislik, lisanslama hazırlığı, tedarik zinciri, sanayi entegrasyonu ve ticari uygulama kabiliyeti geliştirerek çevre coğrafyalara da çözüm sunabilecek bir kapasite oluşturmak. Bu nedenle 4. nesil nükleer teknolojilerde Türkiye’den bölgeye uzanan bir uygulama modeli geliştirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

YENİ BİR YAN SANAYİ EKOSİSTEMİ OLUŞACAK

SMR’ların Türkiye açısından yalnızca yeni elektrik üretim kapasitesi anlamına gelmediğini vurgulayan Bayar, bu teknolojilerin arkasında çok katmanlı bir sanayi ve mühendislik ekosistemi bulunduğunu söyledi. Bayar, şöyle devam etti:
“Her bir SMR uygulamasının arkasında nükleer ada, türbin-jeneratör sistemi, ısı değiştiriciler, pompalar, vanalar, kontrol ve otomasyon sistemleri, elektrik ekipmanları, inşaat ve montaj işleri, test altyapısı, kalite güvence, dokümantasyon ve lisanslama süreçlerini kapsayan çok katmanlı bir tedarik zinciri bulunuyor. Bu nedenle SMR alanında gelişmek, yalnızca bir reaktör teknolojisine erişmek değil; aynı zamanda bu teknolojinin etrafında geniş bir yan sanayi ve mühendislik ekosistemi kurmak anlamına gelir. IC Nükleer Teknoloji’nin bu alandaki önceliklerinden biri Türkiye’de yerli tedarik zincirini ve sanayi entegrasyonunu geliştirmek. Bizim için kritik konu, SMR’ı tekil bir yatırım olarak değil; Türkiye’de mühendislik, ekipman, kalite güvence, test, montaj ve bakım kabiliyetlerini geliştirecek bir sanayi platformu olarak ele almak.” 

150 KİŞİLİK NİTELİKLİ MÜHENDİSLİK KADROSU OLUŞTURULACAK

Türkiye’de nükleer mühendislik ve nükleer teknoloji alanında yetişmiş insan kaynağının sınırlı olduğuna da değinerek şunları söyledi: 
“İstanbul Teknik Üniversitesi ile iş birliğimiz var. İTÜ ve IC Nükleer Teknoloji arasında imzalanan protokol Türkiye’de kurulacak Nükleer Teknopark kapsamında yerli reaktör geliştirme sürecine katkı sağlamayı hedefliyor. Biz IC Nükleer Teknoloji olarak bu alanda yeni bir ekip ve kabiliyet seti oluşturuyoruz. Hedefimiz, zaman içinde yaklaşık 150 kişilik nitelikli bir teknik ve mühendislik kadrosu oluşturmak. Bunun için bir yandan deneyimli danışmanlardan ve farklı yüksek teknoloji sektörlerinde çalışmış profesyonellerden yararlanacağız; diğer yandan genç mühendisleri bu alana kazandıracağız.”

patronlardunyasi.com