Spor


Toygun ATİLLA

BİRİ PREMİER LİG’DE, DİĞERİ DÜNYA KUPASI’NDA

İki hafta önce Hull’daydım. Premier Lig’e dönen Hull City’nin Manchester United karşısındaki ilk maçını izledim. Tribündeyken ister istemez iki kulüp arasındaki uçurumu düşünüyorsunuz. Bir tarafta dünyanın en büyük futbol markalarından Manchester United diğer tarafta bir dönem İngiliz futbolunun alt liglerinde mücadele eden Hull City.

Sonra hakem düdüğü çalıyor. Bütün bilançolar, marka değerleri, geçmiş başarılar sahanın dışında kalıyor. Hull kazanıyor.

Ardından dün Coventry deplasmanından da galibiyet geliyor.

Şimdi bir virgül koyalım ve soğuk İngiltere ikliminden kilometrelerce uzaklıkta Karayipler'de bir adaya gidelim...

Curaçao…

Karayipler’de yaklaşık 156 bin kişinin yaşadığı küçücük bir ada ülkesi. Dünya Kupası denildiğinde aklınıza Brezilya gelir, Arjantin gelir, Almanya gelir.

Curaçao gelmez.

Ne yalan söyleyeyim bana 2026 Dünya Kupası'ndan önce Curaçao ne diye sorsaydınız ben bisküvi markası mı diye yanıt verirdim. Bu belki benim cehaletim ama doğruya doğru...

Curaçao 2026 Dünya Kupası’na gitmeyi başardı. Üstelik bunu başaran nüfus bakımından tarihin en küçük ülkesi olarak.

Hull City ise Premier Lig’de devlerin arasına girdi, Curaçao Dünya Kupası'nda futbolu ile aldığı sürpriz sonuçlarla en çok konuşulan ülkelerden biri oldu.  

Yazımın başında da söylemiştim, Hull City ile Curaçao'nun kesişme noktasında ise Corendon vardı. 

HULL CİTY VE CURAÇAO'NUN BULUŞTUĞU KOLTUK 

İşin ilginç tarafı, Corendon bu iki takımın yanına başarı geldikten sonra gitmedi.

Hull henüz Premier Lig’de değilken de oradaydı. Curaçao henüz Dünya Kupası’na gitmemişken de.

Hatta bir gün bu iki hikaye Türkiye’de gerçekten karşı karşıya geldi. Dick Advocaat yönetimindeki Curaçao Milli Takımı hazırlık kampı için Türkiye’ye geldiğinde karşılaştığı takımlardan biri Hull City’ydi.

O gün sahaya çıkan futbolcular herhalde birkaç yıl sonra nerede olacaklarını bilmiyordu.

Tribündekiler de bilmiyordu.

Birinin yolu Premier Lig’e diğerinin yolu Dünya Kupası’na çıkacaktı.

Hayatın güzel tarafı da bu değil mi? Sonunu bilmediğimiz hikâyelerin içinde yaşıyoruz.

2024 yılında kamp yapmak için Antalya'yı tercih eden Hull City ve Curaçao Milli Takımı bir hazırlık maçı yapmıştı. Maçı Curaçao Milli Takımı 1-0 kazanmayı başarmıştı. Çok sayıda Hull City taraftarı da Acun Ilıcalı ile birlikte maçı tribünden izlemişti.

PEKİ BÜTÜN BUNLAR TESADÜF MÜ?

Bu yazıda Corendon’un kaç uçağı olduğunu, kaç ülkeye uçtuğunu, kaç oteli bulunduğunu anlatmayacağım.

Benim ilgimi başka bir şey çekiyor.

Neden Hull?

Neden Curaçao?

Belki ticari hesap, belki doğru zamanda karşılarına çıkan iki fırsat, belki biraz sezgi. Belki hepsi.

İş dünyasında rakamlarla ölçülemeyen ise kalabalık oraya doğru koşmadan onun kokusunu alabilme sezgisi... Bu da aslında bir birikimin, tecrübenin eseri...Bir tesadüf asla değil... 

KAZANANI SEÇMEK KOLAYDIR

Neden yazıyorum bunları. Gerçekten de önemsiyorum. 

Manchester United’a sponsor olmak için büyük bir futbol dehası olmaya gerek yok, Brezilya’nın Dünya Kupası’nda olacağını tahmin etmek de büyük bir öngörü olamaz. 

Onları başarıları zaten fiyatlarına dahildir.

Asıl mesele, ışıklar henüz yanmamışken, tribünler henüz dolmamışken, televizyon kameraları henüz dönmemişken, kimse fotoğraf çektirmek için sıraya girmemişken orada olmak değil midir?

Curaçao’nun Dünya Kupası başarısını da Hull City'nin Premier Lig'e çıkışını da Corendon’a bağlamak elbette mümkün değil.

O başarılar sahada kazanıldı. Futbolcularla, teknik adamlarla, yöneticilerle…

Benim ilgimi çeken, Corendon'un hikayenin sonunda değil de başlangıcında orada olmasıydı. 

En başta yazdığımı en sonda tekrar yazayım.

Futbolu neden bu kadar seviyoruz? Sizin yanıtınızı bilmiyorum ama benimki belli. Hayatta artık pek rastlamadığımız bir ihtimali sunuyor futbol benim için. Ne mi ? "Küçüklerin büyüklere kafa tutabilme ihtimalini…"  Paranın her şeyi satın alamadığı, nüfusun, bütçenin, şöhretin bazen doksan dakikalığına anlamını yitirdiği bir dünya futbol benim için.

patronlardunyasi.com