Harvard Üniversitesi öğretim üyesi olan ve metabolizma, obezite, diyabet, yaşlanma ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişki üzerine yaptığı çalışmalarla dünya çapında tanınan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil (64), bilim dünyasının en prestijli kurumlarından biri kabul edilen ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne (NAS) seçildi. Dünyanın en saygın bilim insanlarının yer aldığı akademiye kabul edilen Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil konuştu.
‘HAYATIMI DEĞİŞTİREN İNSANLAR OLDU’
Prof. Dr. Hotamışlıgil, NAS üyeliğini öğrendiği anı anlatırken, bunun yalnızca kişisel bir başarı olmadığını vurguladı. Uzun bir toplantı sırasında haberin önce öğrencileri ve asistanları tarafından öğrenildiğini belirten Prof. Dr. Hotamışlıgil, “Onların coşku ve sevinci zaten bunun anlamını en güzel şekilde ifade ediyodu” dedi. Hotamışlıgil NAS üyeliğine kabul sürecini şöyle anlattı:
“Bu onurun en özel tarafı seçimin tamamen bağımsız biçimde, aralarında 200’den fazla Nobel ödüllü bilim insanının bulunduğu üyeler tarafından yapılmış olması. Akademi üyesi seçildiğimi öğrendiğim zaman çok mutlu oldum. Sebebi de 30 senedir sürdürdüğümüz çalışmalarımızın meslektaşlarımız ve bilimsel camia tarafından tescili gibi düşünülebilir. En önemlisi bu süreç zarfında beraber çalıştığım öğrenci ve asistanlarımın paha biçilmez emek ve katkılarının fark edilip onurlandırılmış olması.”
Hürriyet'in haberine göre, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Harvard’a uzanan kariyer yolculuğunda karşısına çıkan bazı öğretmen ve bilim insanlarının büyük etkisi olduğunu anlatan Prof. Dr. Hotamışlıgil, ilkokul öğretmeni Tevfik Sever’den Harvard’daki hocaları Xandra Brakefield, Bruce Spiegelman ve Barry Bloom’a kadar pek çok isme özel teşekkür etti.
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, yaptığı bilimsel çalışmaların hedefini ise şöyle özetledi:
‘İNSANLIĞA OLUMLU BİR İZ BIRAKACAĞIZ’
“Yaklaşık 30 yıldır metabolizma ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışıyoruz. Özellikle yaşlanma ve şişmanlık ile beraber ortaya çıkan kronik metabolik hastalıklar, kanser ve nörodejeneratif hastalıklar üzerine odaklanıyoruz. Bizim için en önemli hedef olgunluk aşamasına gelmiş olan bazı programlarımızı insan uygulamalarına geçirmek. Bundan sonraki 10 yıl bu proje ile toplam yaşam süresi ile sağlıklı yaşam süresini örtüşür hale getirebileceğimizi ümit ediyoruz. Bunu kısmen bile başarabilirsek insanlığa olumlu bir iz bırakabiliriz hayali ile yola devam ediyoruz.”
Hotamışlıgil, en büyük endişesinin gençlerin bilime olan ilgisinin azalması olduğunu söyledi.
GENÇLERE DENEYSEL TECRÜBE ÖNERİSİ
Yapay zekâ, biyoteknoloji ve genetik alanlarında yaşanan dönüşümün yeni bir bilimsel çağ açtığını belirten Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil şöyle konuştu:
”Bu alanlar pek çok başka doğa bilim alanını, mühendislik alanlarını, sanatı, felsefeyi ve sosyal bilimleri içine çekme gücünde ve çekiyor. Benim önerim gençlerin bu konularda mutlaka deneysel tecrübe edinmeleri ve bunun için her fırsatı değerlendirmeleri olacak. Neticede tüm bilgiler, özellikle de biyomedikal alanda denenmeden kesinleşemeyecek ve etkinliğe dönüşemeyecek. Belki burada belirtmem gereken bir nokta da; bu devrimler gerçekleşirken, çok önem taşıyan bir başka devrimin buna paralel gitmeyişi. Bu da ahlaki ve etik devrim. Gençlerin buna hassasiyet göstermesi çok önemli.”
patronlardunyasi.com