Patronlar


Deniz DALLI

SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, 1 Ekim’de Halep’te yaklaşık 200 milyon dolarlık yatırım için imzayı attı.

Patronlar Dünyası, Çimko’nun açıklamasını Suriye’nin resmi kayıtlarıyla karşılaştırdığında yatırımın çok daha önemli ayrıntılarına ulaştı.

30 YILLIK İŞLETME HAKKI

Suriye resmi haber ajansı SANA’ya göre Çimko ile Suriye’nin kamu çimento kuruluşu OMRAN arasında yapılan anlaşma, Al-Muslimiyah Çimento Fabrikası’nın rehabilitasyonu ve işletilmesini kapsıyor.

Model ise BOT, yani Yap-İşlet-Devret.

Daha önemlisi, süre 30 yıl.

Suriye tarafı aynı gün tesis için temel atıldığını da duyurdu. Dolayısıyla proje yalnızca geleceğe yönelik bir yatırım niyeti veya şirketler arasındaki ön mutabakat aşamasında değil; Suriye makamlarının açıklamasına göre uygulama sürecine geçmiş durumda.

ÖNCE YENİ HAT, SONRA ESKİ FABRİKA

Projenin teknik takvimi de dikkat çekici.

SANA’nın açıkladığı plana göre ilk aşamada günlük 5 bin ton klinker kapasiteli yeni ve entegre bir üretim hattı kurulacak.

Bu hattın, yer tesliminden itibaren 12 ay içinde tamamlanıp işletmeye alınması öngörülüyor.

Ardından savaş yıllarında ağır hasar gören mevcut Al-Muslimiyah fabrikasının rehabilitasyonuna geçilecek ve eski tesis yeni üretim hattına bağlanacak.

Çimko’nun açıkladığı nihai kapasite ise yıllık 1,5 milyon ton klinker ve 2 milyon ton çimento.

Yani SANKO sıfırdan boş bir araziye fabrika kurmuyor.

Bir Suriye kamu sanayi varlığını, yeni üretim hattıyla birlikte ayağa kaldırıp uzun süreli işletme modeline giriyor.

MART AYINDA 12 ŞİRKET KAPIDAYDI

Hikâyenin geriye doğru izi daha da ilginç.

OMRAN Genel Müdürü Mahmud Fadile, 12 Mart 2026’da Al-Muslimiyah ile Şam kırsalındaki Adra çimento fabrikalarının işletilmesi için 12 Arap ve yabancı şirketin başvuruda bulunduğunu açıklamıştı.

Fadile, şirketlerin teknik ve mali kriterler üzerinden değerlendirileceğini söylemişti.

Altı buçuk ay sonra Al-Muslimiyah için masanın karşısında Çimko oturuyor.

Ancak kamuya açık belgelerde Çimko’nun “12 şirket arasından ihaleyi kazandığı” açık biçimde belirtilmediği için bu aşamada böyle bir hüküm kurmak doğru değil.

ASIL MESELE 200 MİLYON DOLARDAN SONRA BAŞLIYOR

Suriye’ye yatırımın önündeki mesele yalnız fabrika kurabilmek değil.

Sermayenin ülkeye girişi, uluslararası ödeme sisteminin kullanılması, kârın transferi ve bankaların Suriye işlemlerini yeniden kabul etmesi de en az yatırım kadar önemli.

Tam burada, Halep’teki imzadan bir gün sonra New York’tan dikkat çekici bir gelişme geldi.

Suriye Merkez Bankası Başkanı Safwat Raslan başkanlığındaki heyet, ABD Hazine Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Amerikan finans kuruluşları ve bankalarının da katıldığı bir toplantıya katıldı.

Masada muhabir bankacılık ilişkilerinin yeniden kurulması, uluslararası ödeme kanalları, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele sistemi ve Suriye bankacılığının küresel finans sistemine yeniden bağlanması vardı.

Suriye heyeti ayrıca JPMorgan temsilcileriyle uluslararası ödeme ve bankacılık kanallarının geliştirilmesini görüştü.

Buradan “JPMorgan Suriye’ye giriyor” sonucu çıkarmak için henüz erken.

Ancak bir gerçek var:

Halep’te fabrika kapısı açılırken New York’ta para kapısının açılması konuşuluyor.

ABD BANKALARI İÇİN HUKUKİ ENGEL DE BÜYÜK ÖLÇÜDE KALKTI

Üstelik finans tarafında son bir yılda önemli hukuki değişiklikler yaşandı.

ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC’ın güncel açıklamasına göre Amerikan finans kuruluşlarının, yaptırım listesinde bulunan taraflar işleme dahil olmadığı sürece Suriye finans kuruluşlarıyla işlem yapması ve muhabir bankacılık ilişkisi kurması artık yasak değil.

Suriye Merkez Bankası dahil Suriye finans kuruluşları 30 Haziran 2025’te SDN listesinden çıkarılmıştı. ABD ayrıca Ağustos 2026’da Suriye’nin “teröre destek veren devlet” statüsünü kaldırdı.

Avrupa Birliği de 2025’te Suriye’ye yönelik ekonomik yaptırımların büyük bölümünü kaldırdı; eski Esad yönetimiyle bağlantılı belirli kişi ve kuruluşlara yönelik hedefli yaptırımlar ise devam ediyor.

Türk şirketlerinin karşısındaki tablo birkaç yıl öncesinden farklı.

Hukuki kapı büyük ölçüde açıldı.

Şimdi mesele bankaların o kapıdan ne ölçüde geçmeye hazır olduğu.

SANKO’NUN ELİNDE BİR DE 22 YILLIK KALKAN VAR

Patronlar Dünyası’nın ulaştığı bir başka önemli ayrıntı da yatırımın hukuki güvence tarafında.

Türkiye ile Suriye arasında 6 Ocak 2004’te imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması 3 Ocak 2006’dan beri yürürlükte.

UNCTAD kayıtları anlaşmanın bugün de yürürlükte olduğunu gösteriyor. Anlaşma Türk yatırımlarına adil ve hakkaniyetli muamele ile yatırım koruması sağlayan hükümler içeriyor.

Bunun neden önemli olduğunu geçmişte yine çimento sektörü gösterdi.

Türk Güriş ve Yamantürk yatırımcıları, Rakka ve Haseke’deki çimento yatırımlarına savaş nedeniyle erişimlerini kaybetmelerinin ardından Suriye’ye karşı yatırım uyuşmazlığı süreci başlatmıştı.

UNCTAD’ın kayıtlarında bu dosyanın hukuki dayanaklarından biri yine Türkiye-Suriye yatırım anlaşması olarak görülüyor.

SANKO’nun bugün girdiği sektör ve ülke kombinasyonunda yatırım koruması teorik bir hukuk başlığı değil; daha önce Türk yatırımcının fiilen başvurduğu bir mekanizma.

TÜSİAD BİR AY ÖNCE ŞAM’DAYDI

Bir başka fotoğraf da zamanlamayı anlamlandırıyor.

TÜSİAD Yönetim Kurulu heyeti 31 Ağustos-2 Eylül arasında Şam’da Suriye Ekonomi Bakanlığı, Merkez Bankası, Varlık Fonu ve iş dünyası kuruluşlarıyla görüşmüştü.

Görüşmelerin başlıkları arasında yatırım fırsatları, finansmana erişim, mevzuat, bürokrasi ve dış ticaret koşulları bulunuyordu.

Çimko yatırımının bu ziyaretin sonucu olduğunu gösteren herhangi bir belge yok.

Ancak iki gelişme aynı büyük fotoğrafın parçaları:

Türk iş dünyasının Suriye ilgisi artık yalnız ihracat ve sınır ticaretinden ibaret değil.

Uzun vadeli sanayi sermayesi sahaya inmeye başladı.

SANKO’nun Halep’teki imzasını önemli yapan da 200 milyon dolardan çok bu.

Çünkü Adil Sani Konukoğlu yalnızca bir çimento fabrikasına para koymuyor.

SANKO, savaş sonrası Suriye’de bir kamu sanayi tesisinin 30 yıllık işletme riskini üstleniyor.

patronlardunyasi.com