Spor


Toygun ATİLLA 

#video_9754677#

Dün akşam saat 20.10.

Galatasaray'ın resmi X hesabından dört kelimelik bir mesaj paylaşıldı.

“Sinan sen ne yaptın…”

Ne bir fotoğraf vardı ne bir video. Ne bir açıklama ne de bir bağlantı.

Sadece dört kelime ve üç nokta.

Ama o dört kelime, milyonlarca insanın dikkatini çekmeye yetti.

Sinan kimdi? Ne yapmıştı? Kulüpte bir kriz mi vardı? Yoksa sosyal medya hesabını yöneten kişi yanlışlıkla bir mesaj mı paylaşmıştı?

Herkes bir şey söylüyordu.

Paylaşımın görüntülenme sayısı 11 milyonu aştı. Binlerce yorum yapıldı. İnsanlar birbirlerine aynı soruyu sordu.

Sonra cevap geldi.

Bütün bunlar Galatasaray'ın yeni taraftar uygulaması GSPlus için hazırladığı reklam kampanyasının parçasıydı. 

Bence son yıllarda Türkiye'de gördüğümüz en dikkat çekici reklam fikirlerinden biriydi.

Neden mi?

Çünkü Galatasaray, reklamcılığın en önemli sorunlarından birini çözmüştü.

İnsanların reklamdan kaçtığı bir dönemde, onları reklamı bekler hâle getirmişti.

DÜNYADA BU STRATEJİNİN BİR ADI VAR

Reklamcılık dünyasında bu yöntem tease and reveal, yani önce merak uyandırma, ardından gerçeği açıklama stratejisi olarak biliniyor.

Temelinde ise psikolojinin curiosity gap dediği merak boşluğu bulunuyor.

İnsanlara bir bilginin küçük bölümünü veriyorsunuz. Geri kalanını öğrenme isteği onları harekete geçiriyor.

Ancak burada ince bir ayrıntı var.

Merakın reklamla bağlantılı olduğu ilk anda anlaşılırsa büyüsü kaybolabiliyor.

Galatasaray'ın ilk paylaşımında GSPlus adı geçmiyordu. Bir uygulamadan söz edilmiyordu. İnsanlardan herhangi bir şey satın almaları ya da indirmeleri istenmiyordu.

Kulüp yalnızca bir soru işareti yarattı.

Gerisini taraftarlar tamamladı.

AMERİKA'DA BİR HARFLE YAPILAN REKLAM

Bu yöntemin dünyadaki en çarpıcı örneklerinden biri 2018 yılında ABD'de yaşandı.

Amerikan restoran zinciri IHOP, adındaki son harfi değiştireceğini duyurdu.

IHOP, IHOb olacaktı.

Peki 'b' ne anlama geliyordu?

Kimse bilmiyordu.

Sosyal medya günlerce bunu tartıştı. Haber kanalları konuyu gündemlerine taşıdı. Rakip markalar bile tartışmaya katıldı.

Sonunda açıklandı.

'B', burger anlamına geliyordu. Şirket yeni hamburger menüsünü tanıtıyordu.

Droga5 ajansının hazırladığı kampanyanın ilk 10 gününde, açıklanan vaka çalışmasına göre 1,2 milyon tweet atıldı ve 27 binden fazla haber yayımlandı. Kampanyaya atfedilen kazanılmış medya değeri 113 milyon dolar olarak raporlandı.

Galatasaray'ın kampanyasıyla arasındaki benzerlik açık.

Amerikalılar bir harfin peşine düştü.

Galatasaray taraftarı ise dört kelimenin.

Her iki örnekte de insanlar reklamın mesajını öğrenmeden önce onun yarattığı gizemi konuşmaya başladı.

COCA-COLA'NIN ÖĞRETTİĞİ BAŞKA BİR DERS

2011 yılında Coca-Cola çok basit bir fikir geliştirdi.

Şişelerin üzerine insanların isimlerini yazdı.

“Share a Coke” kampanyası kısa sürede dünyanın birçok ülkesine yayıldı.

İnsanlar kendi isimlerinin bulunduğu şişeleri aramaya, fotoğraflarını çekmeye ve paylaşmaya başladı. 

GALATASARAY ASLINDA NE SATIYOR?

Bence meselenin Patronlar Dünyası açısından en önemli bölümü burası.

Galatasaray, GSPlus uygulamasıyla taraftarına bilet önceliği, özel içerikler ve çeşitli ayrıcalıklar sunuyor.

Ancak uygulamanın ticari değeri yalnızca bu hizmetlerden ibaret değil.

Kulüpler artık taraftarlarıyla doğrudan dijital ilişki kurmak istiyor.

Bu ilişki, izinli kullanıcı verilerinin daha iyi anlaşılması, kişiselleştirilmiş hizmetler, yeni sponsorluk modelleri ve potansiyel gelir kanalları açısından önem taşıyor.

Dolayısıyla Galatasaray'ın reklamını yalnızca bir uygulama tanıtımı olarak değerlendirmek eksik olur.

Bu, taraftarın ilgisini kulübün kendi dijital ekosistemine taşıma çabası.

Fakat burada reklamın başarısıyla iş modelinin başarısını birbirinden ayırmak gerekiyor.

11 milyon görüntülenme, 11 milyon uygulama indirmesi demek diye düşünmeyin. 

Gerçek başarıyı uygulamanın kaç kişi tarafından indirildiği, kaç kişinin aktif kullanıcıya dönüştüğü ve ne kadar gelir yarattığı gösterecek.

REKLAMIN EN PAHALI ŞEYİNİ KAZANDILAR

Bugün şirketler insanların dikkatini çekebilmek için devasa bütçeler harcıyor.

Galatasaray ise dört kelimelik bir mesajla milyonlarca görüntülenmeye ulaştı.

Üstelik medya kuruluşları bu mesajı haber yaptı.

İnsanlar kendi sosyal medya hesaplarında tartıştı.

Böylece kampanya, reklamcılıkta earned media denilen kazanılmış medya etkisini yarattı.

Elbette kampanyanın toplam bütçesini ve ücretli tanıtım desteğini bilmeden maliyet avantajını hesaplayamayız.

Buna rağmen ortada güçlü bir yaratıcı fikir olduğunun da hakkını vermemiz gerekiyor. 

Bence Galatasaray yönetiminin bu kampanyayı hazırlayan yaratıcı ekibi de kamuoyuna tanıtması gerekiyor.

İyi reklamcılık yalnızca ekranda gördüğümüz ünlü isimlerin başarısı ile görmemiz gerekiyor, arkasında stratejistler, metin yazarları, yaratıcı yönetmenler, prodüksiyon ekipleri ve dijital iletişim uzmanların varlığı ile kpnımlanıyor. 

Bu çalışmayı kimin tasarladığını henüz bilmiyoruz.

Ortaya çıkan iş ise, reklamcılık sektörünün incelemesini hak ediyor.

Ez cümle, 

Reklamcılıkta yıllardır aynı soru soruluyor.

İnsanların dikkatini nasıl çekeriz?

Galatasaray dün akşam bu soruya kendi cevabını verdi.

Önce insanların merakını kazandı.

Sonra reklamını gösterdi.

Benim endişem şu ki, Türkiye’de yine her zaman olan olmasın ve bu başarılı kampanya kopyalanıp benzer örnekler ile insanların karşısına çıkılmasın. 

Reklam dünyasındaki insanları farklı kılan yaratıcılıkları ve özgünlükleri…

Kopyala yapıştır işi ise vasatlığın simgesi… 

Galatasaray dün akşam sahaya çıkmadan da gol attı.

Üstelik bu golün asistini milyonlarca insanın merakı yaptı.

patronlardunyasi.com