Patronlar


Toygun ATİLLA 

GALATASARAY CAMİASININ AHMET ABİSİ

Galatasaray'da dün seçim günüydü... Dursun Özbek tek adaydı. Camianın seçkin üyeleri Galatasaray Lisesi'nde toplanmıştı. 
Oradaki isimlerden biri de Ahmet Yüce'ydi. Bu yıl Galatasaray Lisesi'nden mezuniyeti dolayısı ile Haziran'daki pilav gününde 50.yılını kutlayacak isim...

Kimilerine göre "Derin Galatasaray"... Bana göre Galatasaray'ın ve Galatasaray Liseliliğin yeryüzündeki en sıkı temsilcisi... Abartıyorum sanmayın. İyi Galatasaraylılara sorarsanız Ahmet Yüce'nin nasıl bir liseli olduğunu anlarsınız. 

GÜLDÜ YANIT VERMEDİ

Hakan Safi'nin "Galatasaray Lisesi'ni kazandım ama gitmedim" çıkışı, Murat Ülker'in Galatasaray Lisesi'nin sınavlarına bile gimedim. Frankofonlar 70'lerde çökmüştü" sözleri..

Ahmet Yüce'ye bu sözler hakkında ne düşündüğünü sormasam olmazdı. 

Aradım sordum. 

Güldü...

"Bana gazetecilik yapma. Mukayese kabul edilmeyecek şeyler üzerine yorum yapmamı bekleme" dedi. 

Kendisine takılmaya devam ettim. Ali Koç'un başkanlığı döneminde moda olan "yapı" kelimesine gönderme yaparak "Başkanınızı yeniden seçiyorsunuz, yapıya devam" gibi sözler ettim. 

Bu sefer kahkahalarla güldü. 

Yine yanıt vermedi, telefonu kapattık. 

FOTOĞRAFLI YANIT 

Bu görüşmemizden yaklaşık 1 saat sonra telefonuma bir fotoğraf düştü. 

Fotoğrafta Ahmet Yüce vardı. Üzerinde beyaz bir sweatshirt... Göğsünde ise sarı-kırmızı harflerle "Mekteb-i Sultani 1481" yazıyordu. 

Fotoğrafın altına da şu notu düşmüştü: "Bahsettiğiniz yapı yeni değil. Bizim yapı 500 yıllık" 

GALATASARAY ZİHNİYETİ 

İşte şimdi sanırım şimdi Ahmet Yüce'nin biraz önce bahsettiğim Galatasaraylılığı ile ilgili sözlerimi daha iyi anladınız. 

Çünkü Galatasaraylılık tam olarak budur. 

Galatasaray zihniyeti, bağırarak konuşmaz. Cevapları uzun cümlelerle değil bazen sembollerle verir...

500 YILLIK YAPININ SIRRI 

Peki 1481 hikayesi nedir ? Ahmet Yüce'nin "Bahsettiğiniz yapı yeni değil. Bizim yapı 500 yıllık" sözlerinin arkasında yatan...

Anlatayım...

1481’in hikâyesi aslında Osmanlı sarayının içinden başlıyor.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Galata sırtlarında bir saray kompleksi oluşturuluyor. Bu yapı zamanla “Galata Sarayı” olarak anılmaya başlanıyor. Ancak asıl kırılma Fatih’ten sonra tahta çıkan II. Bayezid döneminde yaşanıyor.

Rivayete göre II. Bayezid bir gün av sırasında bugünkü Galatasaray Lisesi’nin bulunduğu bölgeye geliyor. Orada Gül Baba isimli bir dervişle karşılaşıyor. Bölgeden çok etkileniyor ve burada bir mektep kurulmasını istiyor. İşte Galatasaraylıların sahip çıktığı “1481 ruhu” tam burada başlıyor.

Kurulan yapı sıradan bir okul değil…

Osmanlı’nın devlet yönetici yetiştiren Enderun sistemine bağlı seçkin eğitim merkezlerinden biri haline geliyor. Yüzyıllar boyunca devlet adamları, paşalar, bürokratlar burada yetişiyor.

Sonra Tanzimat geliyor…

Osmanlı Batı’yla rekabet edebilmek için modern eğitim reformlarına yöneliyor. 1868’de Sultan Abdülaziz döneminde okul Fransız eğitim modeliyle yeniden yapılandırılıyor ve adı resmen “Mekteb-i Sultani” oluyor.

İşte bugün Galatasaray Lisesi denildiğinde hissedilen o “elit okul” algısının temelinde bu tarih yatıyor.

Çünkü burası yalnızca ders anlatılan bir okul olmadı hiçbir zaman.

Osmanlı bürokrasisinin…

Cumhuriyet elitlerinin…
Diplomasinin…
İş dünyasının…
Medyanın…
Sporun…

En güçlü ağlarından birini üreten merkezlerden biri oldu.

Bu yüzden “1481” yazısı Galatasaraylılar için sadece bir kuruluş tarihi değil.

Bir şifre gibi…

“Biz sıradan bir okul değiliz” deme biçimi.

Ahmet Yüce’nin gönderdiği fotoğrafın altındaki:

“Bahsettiğiniz yapı yeni değil… Bizim yapı 500 yıllık…” cümlesi tam da bu tarihsel hafızaya yaslanıyor. oradaki “yapı” kelimesi futbol jargonundaki yapı değil artık. 500 yıllık bir kültürel devamlılık iddiası…

patronlardunyasi.com