Kültür-Sanat


Toygun ATİLLA 

Galata’da Bankalar Caddesi’nin hemen yukarısında İstanbul’un en fazla fotoğrafı çekilen merdivenlerinden biri var.

Kıvrılarak yükselen taş basamaklar…

Her gün önünde turistler duruyor.

Gelinler, damatlar poz veriyor.

Sosyal medya için fotoğraf çektirenler sıra bekliyor.

Adını herkes bilmese de İstanbul o merdivenlerin sahibinin Kamondo soyadını hâlâ taşıyor.

Bugün  o basamaklarda fotoğraf çektirenlerin kaçı Kamondoların kim olduğunu biliyor?

Kaçı, bu ailenin bir zamanlar Galata’da kurduğu bankacılık imparatorluğuyla Osmanlı Devleti’ne kredi verecek kadar güçlü olduğunu biliyor?

Acaba kaçı, İstanbul’da yaratılan o büyük servetin daha sonra Paris’e taşınıp Avrupa’nın önemli sanat koleksiyonlarından birine dönüşeceğini tahmin edebilir?

Şimdi hikâyenin sonuna yeni bir sayfa daha ekleniyor.

Bu kez adres İstanbul ya da Paris değil. Roma.

OSMANLI’NIN BANKER HANEDANI

Kamondoların büyük servet hikâyesinin merkezi İstanbul’du.

Ailenin yükselişindeki en önemli isimlerden Abraham-Salomon de Camondo 1781’de İstanbul’da doğdu.

Aile bankası Isaac Camondo et Cie’yi devraldı ve büyüttü.

1. yüzyılın Galata’sı bugünün finans merkezleri gibiydi.

Bankerler…

Sarraflar…

Tüccarlar…

Devlete borç veren finansörler…

Bu dünyanın en güçlü ailelerinden biri Kamondolardı.

Paris’te bugün Musée Nissim de Camondo’nun bağlı bulunduğu kurumun resmi aile tarihinde Abraham-Salomon’un Türkiye’nin en büyük servetlerinden birini oluşturduğu ve Osmanlı yönetimine finansman sağladığı anlatılıyor.

Kamondolar artık yalnızca zengin değildi.

Devlete borç verebilecek kadar zengindi.

Servet arttıkça İstanbul’daki izleri de büyüdü.

Galata ve çevresinde gayrimenkuller…

Hanlar…

Apartmanlar…

Sosyal ve eğitim amaçlı yatırımlar…

Kamondo adı İstanbul’un ekonomik hayatının bir parçasına dönüştü.ü

BİR BANKERİN KONTLUĞA UZANAN HİKÂYESİ

Kamondoların finansal gücü İstanbul sınırlarını da aşmıştı.

Abraham-Salomon, İtalya’nın birleşmesine verdiği mali destek nedeniyle 1867’de İtalya Kralı II. Vittorio Emanuele tarafından kont unvanıyla ödüllendirildi.

Aile artık yalnızca Camondo değildi.

Conti de Camondo.

Bugün Roma’daki müzayede kataloğunda yeniden karşımıza çıkan “Conti Camondo” ifadesinin arkasında işte bu 159 yıllık hikâye yatıyor.

Fakat Kamondolar için çok önemli bir karar yaklaşıyordu.

İstanbul’da yaratılan servetin yönü değişecekti.

İSTANBUL’DAN PARİS’E

1869’da Abraham-Salomon ve ailesi Paris’e yerleşti.

Elbette bugünkü anlamıyla “Türkiye’den göç” değildi bu.

Henüz Türkiye Cumhuriyeti yoktu.

İstanbul Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentiydi.

Ailenin İstanbul’daki ekonomik bağları ve mülkleri de bir anda ortadan kalkmadı. Kamondo hanedanının ağırlık merkezi artık Paris’ti.

Galata’da finansla yaratılan servet, sonraki kuşaklarda sanata dönüştü, 

Resimler…

Mobilyalar…

Porselenler…

Heykeller…

Dekoratif sanat eserleri…

Kamondo adı zaman içinde Avrupa’nın önemli koleksiyoner aileleri arasına girdi.

Abraham-Salomon’un İstanbul hikâyesi Paris’te bitmedi.

1873’te Paris’te öldüğünde cenazesi İstanbul’a getirildi.

Hasköy’deki aile mezarlığına defnedildi.

Servet Paris’e gitmişti.

O İstanbul’a dönmüştü. 

GALATA’DA BİR SOYADI KALDI

Kamondoların İstanbul’daki en görünür mirası ise bugün hâlâ ayakta.

Kamondo Merdivenleri.

Bankalar Caddesi ile yukarıdaki yerleşim alanını birbirine bağlayan kıvrımlı merdivenler 19. yüzyılda Kamondo ailesi tarafından yaptırıldı.

Merdivenlerin günlük hayat açısından çok pratik bir amacı vardı.

Kamondoların Galata çevresindeki mülkleri arasında ulaşımı kolaylaştırıyordu.

Fakat zaman, sıradan bir geçiş yolunu İstanbul’un simgelerinden birine dönüştürdü.

Kamondolar gitti.

Bankaları tarihe karıştı.

Osmanlı İmparatorluğu sona erdi.

İstanbul değişti.

O merdivenler ise kaldı.

Ailenin adı da o taşların üzerinde yaşamaya devam etti:

Kamondo.

Avram Kamondo’nun Anıt Mezarı

157 YIL SONRA ROMA’DA

Şimdi 1869’da İstanbul’dan Paris’e taşınan Kamondo adı başka bir Avrupa başkentinde yeniden karşımıza çıkıyor.

Roma merkezli Bertolami Fine Art, 22 Ekim’de Palazzo Caetani Lovatelli’de 280 lotluk bir müzayede düzenliyor.

Müzayedenin başlığı bile hikâyeyi ele veriyor.

“Oriental Art from Aristocratic Mansions.”

Hemen altında ise özel bir vurgu: De Camondo ve Simbolotti de Maillard koleksiyonları.

Katalog tarandığında çok sayıda eserin altında aynı provenans kaydı görülüyor:

“Donna Barnathan Aroni dei Conti Camondo Collection.”

Çin porselenleri…

Tang Hanedanı seramikleri…

Ming bronzları…

Japon sanat eserleri…

Kamondo adı, bir kez daha sanat eserlerinin geçmişini anlatan satırlarda karşımıza çıkıyor.

KATALOGDA BİR OSMANLI KAHVEDANI

Ancak Patronlar Dünyası açısından katalogdaki en ilginç eserlerden biri 69 numaralı lot.

Çünkü hikâye orada yeniden İstanbul’a dönüyor.

1. yüzyıl Osmanlı yapımı bir kahvedan.

Bakır ve yaldızlı gümüş.

22 santimetre yüksekliğinde.

Kıvrık ağızlı, kubbeli kapaklı.

Tahmini satış fiyatı: 300–500 euro.

Müzayede dünyasının milyon dolarlık tabloları düşünüldüğünde neredeyse önemsiz bir rakam.

kahvedanın altında yazan provenans, fiyatından çok daha ilginç, Donna Barnathan Aroni dei Conti Camondo Collection.

Yani bir Osmanlı eseri, Kamondo adını taşıyan bir koleksiyondan Roma’da yeniden piyasaya çıkıyor.

300 EUROYA DEĞİL, 300 YILLIK HİKÂYEYE BAKIN

Aynı provenansa sahip daha pahalı eserler de var.

15–16. yüzyıl Ming döneminden bronz Bodhisattva için 5–8 bin euro tahmin veriliyor.

Tang Hanedanı’ndan saray görevlisi figürü 4–8 bin euro.

Osmanlı kahvedanı ise yalnızca 300–500 euro.

İstanbul’dan baktığınızda rakamların sıralaması değişiyor.

Çünkü mesele kahvedanın kaç euroya satılacağı değil. Nereden geldiği.

MERDİVENLERDEN KAHVEDANA

Şimdi yeniden Galata’ya dönelim.

Bugün o merdivenlerde fotoğraf çektiren gençlerden biri telefonunu biraz indirip Bankalar Caddesi’ne baksa…

Bir zamanlar burada Osmanlı’ya borç veren bir banker ailesinin yaşadığını muhtemelen düşünmez.

O ailenin İstanbul’dan Paris’e gittiğini…

Paris’te servetin sanata dönüştüğünü…

Ve yaklaşık bir buçuk asır sonra Kamondo adının Roma’daki bir müzayede kataloğunda yeniden ortaya çıkacağını da.

Hele katalogdaki parçalardan birinin 18. yüzyıldan kalma bir Osmanlı kahvedanı olacağını hiç düşünmez.

Kamondolar İstanbul’dan ayrılalı 157 yıl oldu.

Bankaları yok.

İmparatorluk yok.

Servetin büyük bölümü dağıldı.

Galata’da merdivenleri ise hâlâ ayakta.

Paris’te müzeleri var.

Roma’da ise şimdi eşyaları satışa çıkıyor.
Servetler tükeniyor, aileler dağılıyor, bazı soyadları bir şehrin hafızasından hiç silinmiyor.

patronlardunyasi.com