Halil KASAPOĞLU
Bir tarafta kısa sürede, genç ve potansiyelli oyuncular üzerinden rekabetçi bir takım kuran Arca Çorum FK vardı.
Diğer tarafta ise dört yıldır şampiyon olan bir takımın tribünlerinden, sezonun henüz ilk maçında yükselen “yönetim istifa” sesleri…
İki görüntünün yan yana gelmesi, Türk futbolunda transfer meselesinin ne kadar sağlıksız bir noktaya geldiğini göstermesi bakımından oldukça çarpıcıydı.

TRANSFER YAPMAK MI, TAKIM KURMAK MI?
Öncelikle Arca Çorum FK’nın hakkını teslim etmek gerekiyor.
Futbolda transfer başarısını yalnızca alınan oyuncuların isimleri üzerinden değerlendirmeye alıştık. Oysa iyi transfer; oyuncunun yaşını, gelişim potansiyelini, teknik direktörün oyun anlayışına uygunluğunu ve kulübün ekonomik kapasitesini aynı denklem içerisinde değerlendirebilmekten geçer
Bunun için de paradan önce futbol aklı gerekir.
Arca Çorum FK bu transfer döneminde benim gördüğüm kadarıyla tam olarak bunu yapmaya çalıştı.
Genç, gelişime açık ve belirli bir potansiyeli bulunan oyunculardan oluşan iddialı bir kadro kurdu.
Galatasaray karşısındaki bir maç elbette bütün sezonun göstergesi değil.
Çorum’un önünde uzun ve zor bir lig var.
Kurulan kadronun başarılı olup olmadığını da ancak sezon ilerledikçe görebileceğiz.
Fakat burada sonuçtan bağımsız olarak ortaya konmuş bir yöntem var.

DÖRT SENE ÜST ÜSTE ŞAMPİYONLUĞUN HATIRI
Gelelim Galatasaray’a…
Taraftar elbette yönetimi eleştirebilir.
Transfer politikasını yetersiz bulabilir.
Ancak dört sezon üst üste şampiyon olmuş bir takımın yönetiminin beşinci sezonun ilk maçında istifaya davet edilmesi, üzerinde düşünmemiz gereken başka bir şey olduğunu gösteriyor.
Üstelik tepkinin takım beraberlik golünü bulduktan sonra devam etmesi meseleyi skordan da bağımsız hale getiriyor.
Dört şampiyonluğun oluşturduğu kredi, transfer dönemi dahi sona ermeden nasıl tükenebilir?
Sanırım cevabı sosyolojik olarak daha geniş bir perspektifle aramak gerekiyor.
Modern tüketim kültürü, bize sürekli olarak yeniyi istemeyi öğretiyor.
Elimizdekinin değerinden çok henüz sahip olmadığımız şeyle ilgileniyoruz. Telefonumuz çalışıyor ama yeni modeli çıkıyor. Dolabımız dolu ama yeni koleksiyon geliyor.
Futbol da bu tüketim çılgınlığından nasibini alıyor.
Yapılamayan bir transferin hayal kırıklığı bile dört sene üst üste şampiyonluğun hatırını yıkabiliyor.
PLAN MI POPÜLİZM Mİ?
Bir kulüp yönetiminin önünde bugün iki yol olduğunu düşünelim.
Birinci yol, futbol aklıyla hareket etmek.
İhtiyaç duyulan pozisyon için doğru oyuncuyu aramak.
Yaşı, maaşı ve yeniden satış potansiyeli bakımından kulübün geleceğini düşünmek.
İkinci yol ise taraftarı heyecanlandıracak pahalı bir ismi transfer etmek.
Havalimanını doldurmak.
Dijital medyada milyonlarca etkileşim almak.
Birkaç gün boyunca manşetleri kaplamak.
Birinci yolun karşılığı belki de birkaç yılda alınıyor.
İkinci yolun ödülü ise aynı gün manşetlerle, etkileşimle alınmış oluyor.
Kulüp yöneticilerinden uzun vadeli düşünmelerini istiyoruz ama onları kısa vadeli davranmaya zorlayan bir atmosfer oluşturuyoruz.
Sonra da kulüpler borçlandığında, yüksek maaşlı oyuncular ellerinde kaldığında aynı yöneticilere hesap soruyoruz.
FUTBOLUN TÜKENEN SABRI
Türkiye’de futbol taraftarının sabrı zaten sabıkalıdır. Ancak biz var olanı da günden güne tüketiyoruz.
Yeni bir oyuncuya uyum sağlaması için zaman vermiyoruz.
Teknik direktöre sistemini oturtması için sabır göstermiyoruz.
Genç oyuncunun hata yapmasına tahammül etmiyoruz.
Her şeyi hemen istiyoruz.
Transfer bugün açıklansın.
Oyuncu yarın oynasın.
Takım ertesi gün kazansın.
ÇIKIŞ YOLU FUTBOL AKLI
Bu nedenle Galatasaray tribünlerinden yükselen tepkiyi, sosyolojik olarak incelenmesi gereken bir tüketim kültürünün tezahürü olarak görüyorum.
Bugün Galatasaray’da yaşanan yarın başka kulüplerimizde de yaşanacak.
Taraftar transfer istiyor.
Dijital medya bu talebi büyütüyor.
Yorumcular beklentiyi yükseltiyor.
Yönetimler baskı altında karar veriyor.
Menajerler bu ortamdan faydalanıyor.
Kulüpler gelecekteki gelirlerini bugünün transferlerini finanse etmek için kullanıyor.
Sonra birkaç kötü sonuç geliyor ve yeni bir transfer dönemi bekleniyor.
Bu kısır döngü yeniden başlıyor.
Arca Çorum FK’nın bu sezon yaptığı planlamayı bu nedenle değerli buluyorum. Bu planlamanın başarılı olup olmayacağını zaman gösterecek. Ama en azından bize başka bir yolun mümkün olduğunu hatırlatıyor:
Popülizmden uzak, oyuncunun isminden çok profilini önemseyen ve bugünü kurtarmaktan ziyade uzun vadeli takım kurmayı amaçlayan bir futbol aklı…
patronlardunyasi.com
İLGİLİ HABER