Borsa


 

Türkiye sermaye piyasalarında fon tasfiyeleri açısından yeni bir haftaya girilirken, 18 Ekim’de gerçekleştirilen Fon Koordinasyon Kurulu’nun altıncı toplantısından çıkan kararlar sürecin yeni aşamasını ortaya koydu.
Bir yanda tasfiye sürecinde önemli bir mesafe alındığını gösteren rakamlar, diğer yanda henüz yanıt bekleyen yatırımcıların soruları var. Meclis’te yasalaşmayı bekleyen düzenleme, yeni ödeme takvimi ve uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’nin Türkiye piyasasına yönelik kararı da aynı haftanın gündeminde buluşuyor.
Artık mesele yalnızca tasfiyeye alınan fonların sayısını azaltmak değil. Yatırımcıların haklarının belirlenmesi, fon malvarlığından çıkarıldığı değerlendirilen değerlerin geri kazanılması ve sermaye piyasalarına duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerekiyor.

40,8 MİLYAR LİRALIK TASFİYE TAMAMLANDI

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında yapılan altıncı Fon Koordinasyon Kurulu toplantısında açıklanan rakamlar, tasfiye sürecinin en önemli kilometre taşını oluşturdu.
A1 Portföy, Bulls Portföy ve Pardus Portföy yönetimindeki 66 ayrı yatırım fonunda bulunan 45 binin üzerindeki kişiye toplam yaklaşık 40,8 milyar liralık ayni ve nakdi tasfiye işlemi Ziraat Bankası tarafından tamamlandı.
Böylece tasfiye sürecindeki fon sayısı 131’den 65’e geriledi.
Burada önemli bir ayrım var: Açıklanan 40,8 milyar lira, ayni ve nakdi tasfiye işlemlerinin toplamını ifade ediyor. Dolayısıyla rakamın tamamını yatırımcıların banka hesaplarına nakit olarak yatırılmış para şeklinde değerlendirmemek gerekiyor.
Ancak 66 fonun tasfiye işlemlerinin tamamlanması ve fon sayısının yarıdan fazla azalması, sürecin ilk aşamasında önemli bir ilerleme sağlandığını gösteriyor.
Şimdi gözler, kalan 65 fonun tasfiye takviminde ve yatırımcıların haklarına ilişkin yeni adımlarda.

HEDEF PORTFÖY İÇİN YENİ ÖDEME DÖNEMİ

Kurul toplantısından çıkan bir diğer önemli gelişme, Hedef Portföy Yönetim Şirketi’nin kurucusu olduğu fonlarla ilgili oldu.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun 15 Ekim tarihli kararıyla Hedef Portföy fonlarının tasfiye işlemlerinin de A1 Portföy, Bulls Portföy ve Pardus Portföy fonları için belirlenen esaslara tabi tutulmasına karar verildi.
Kurul açıklamasına göre, önümüzdeki hafta bu kapsamda, özellikle para piyasası fonlarında bulunan yatırımcılar başta olmak üzere mümkün olan en fazla sayıda kişiye ödeme yapılması planlanıyor.
Bu karar, tasfiye sürecinin yeni bir yatırımcı grubuna doğru genişlediğini gösteriyor. Para piyasası fonlarının öne çıkarılması da kısa vadeli likidite ihtiyacı bulunan yatırımcılar açısından dikkat çekici.
Ancak burada da açıklanan ödeme planıyla gerçekleşmiş ödeme arasındaki farkı korumak gerekiyor. Hedef Portföy fonlarında kaç yatırımcıya ne kadar ödeme yapılacağı ve işlemlerin ne ölçüde tamamlanacağı, önümüzdeki günlerde takip edilecek temel göstergeler arasında.

MECLİS’TE YASALAŞMA BEKLENİYOR

Fon tasfiyelerinin hukuki çerçevesini belirleyecek kanun teklifi, 14 Ekim’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Fon Koordinasyon Kurulu’nun 18 Ekim tarihli açıklamasında, teklifin önümüzdeki hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesinin öngörüldüğü bildirildi.
Teklifin yasalaşması halinde, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış fonlara ilişkin özel bir hukuki çerçeve oluşturulması amaçlanıyor.
Düzenlemenin temel başlıkları arasında fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılması, fon kayıp ve zararlarının sorumlulardan tahsil edilmesi ve geri kazanılan değerlerin yatırımcılara ödenmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi bulunuyor.
Bu, tasfiyenin yalnızca mevcut varlıkların satılıp dağıtılmasından ibaret olmayacağı anlamına geliyor. Fon malvarlığından çıkmış olabilecek değerlerin izinin sürülmesi ve sorumlulukların hukuki yollarla belirlenmesi de sürecin parçası olacak.
Teklifte öngörülen 1 milyon liralık ara ödeme tavanı ise yatırımcıların tamamının bu tutarı alacağı veya zararlarının tümüyle karşılanacağı anlamına gelmiyor. Ödeme miktarı, ilgili kurallara, yatırımcının hesaplanan hak ve alacaklarına ve mevcut kaynaklara bağlı olacak.

KALICI DÜZENLEME İÇİN DE İLK ADIM

18 Ekim toplantısının dikkat çeken başlıklarından biri de mevcut tasfiye kanun teklifinin ötesine geçilmesi oldu.
Fon Koordinasyon Kurulu’nda, sermaye piyasalarındaki yapısal sorunların giderilmesi, düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesi ve yaptırım ve cezaların caydırıcılığının artırılması amacıyla Sermaye Piyasası Kanunu’nda kalıcı ve kapsamlı değişiklikler öngören yeni bir taslak düzenlemeye ilişkin ilk değerlendirmeler gündeme getirildi.
Bu başlık, fon tasfiyelerinin yalnızca mevcut mağduriyetlerin giderilmesiyle sınırlı tutulmayabileceğine işaret ediyor.
Taslak henüz yürürlüğe girmiş bir düzenleme değil. Ancak gündeme alınan yaklaşım, piyasa gözetimi, şeffaflık, yaptırım mekanizmaları ve yatırımcı haklarının korunması açısından daha kapsamlı bir mevzuat değişikliğinin hazırlık aşamasında olduğunu gösteriyor.
Böyle bir düzenlemenin içeriği ve uygulama mekanizmaları, fon krizinin ardından sermaye piyasalarında hangi yapısal değişikliklerin yapılacağını belirleyecek.

MSCI’DEN TÜRKİYE PİYASASINA UYARI

Fon tasfiyeleriyle ilgili gelişmelerin yanı sıra, uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’nin 15 Ekim’de açıkladığı karar da haftanın en önemli gündem maddelerinden biri.
MSCI, Türkiye hisse senedi endekslerinde belirli değişiklikleri derhal geçerli olmak üzere ve yeni bir duyuruya kadar dondurdu. Kararın arkasında, özellikle bazı küçük ölçekli şirketlerle bağlantılı fonlar üzerinden koordineli işlemler yapılmış olabileceğine ilişkin yatırımcı kaygıları ve halka açıklık oranlarının güvenilirliği konusunda duyulan endişeler bulunuyor.
MSCI’nin dondurduğu işlemler arasında yabancı yatırımcıya açık pay oranında artışlar, endekslere yeni hisse eklenmesi ve şirketlerin daha büyük ölçekli endeks segmentlerine yükseltilmesi yer alıyor.
Bu karar, Borsa İstanbul’da işlemlerin durdurulduğu anlamına gelmiyor. Ancak Türkiye’deki şirketlerin uluslararası endekslerdeki ağırlığını artırabilecek bazı değişikliklerin şimdilik uygulanmayacağı anlamına geliyor.
MSCI açısından temel mesele, bir şirketin gerçekten ne kadar hissesinin yatırım yapılabilir durumda olduğu ve bu oranların güvenilir biçimde hesaplanıp hesaplanamadığı.
Kuruluş, gerçek faydalanıcıların ayrıntılı ve zamanında açıklanması, koordineli işlemlere karşı etkili gözetim ve yaptırım mekanizmalarının işletilmesi ve halka açıklık oranlarının şeffaf kurallarla belirlenmesi konusunda somut ilerleme görmek istiyor.
MSCI ayrıca Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme sağlanmadığı kanaatine varması halinde Türkiye’nin gelişen piyasalar statüsünden sınır piyasalar veya bağımsız piyasa kategorisine geçirilmesi olasılığını değerlendirebileceğini açıkladı.
Bu, verilmiş bir statü düşürme kararı değil. Ancak böyle bir değişiklik gerçekleşirse, gelişen piyasalar endekslerini takip eden uluslararası fonların Türkiye’deki yatırımları ve sermaye akımları etkilenebilir.
Dolayısıyla MSCI kararı, kısa vadeli borsa hareketlerinin ötesinde, Türkiye piyasasının uluslararası yatırımcılar nezdindeki güvenilirliği açısından da önem taşıyor.

BU HAFTANIN ÜÇ KRİTİK SORUSU

Önümüzdeki günlerde üç gelişme yakından izlenecek:
Meclis: Kanun teklifi Genel Kurul’da görüşülerek yasalaşacak mı? Ara ödemelerin hukuki çerçevesi ne zaman yürürlüğe girecek?
Tasfiye: Hedef Portföy fonlarında planlanan ödemeler hangi ölçüde gerçekleşecek? Kalan 65 fonun tasfiyesinde nasıl bir takvim izlenecek?
Piyasa güveni: Türkiye, MSCI’nin şeffaflık ve piyasa bütünlüğü konusundaki beklentilerini karşılayacak düzenlemeleri ve uygulamaları ne ölçüde hayata geçirebilecek?
Fon tasfiyelerinde 131’den 65’e düşen fon sayısı ve 40,8 milyar liralık ayni ve nakdi tasfiye işlemi, önemli bir aşamaya işaret ediyor. 

Yatırımcıların hak ettikleri tutarlara ne zaman kavuştuğu, kayıp olduğu değerlendirilen varlıkların ne kadarının geri kazanılabildiği ve piyasa kurallarının ne ölçüde güvenilir biçimde uygulanabildiği de kamuoyu tarafından dikkatle izlenecek.

patronlardunyasi.com