Gündem


Toygun ATİLLA

Fon soruşturmasında artık yalnız paranın izini değil, isimlerin izini de sürmek gerekiyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, yönetim kurulu üyeleri Emre Alkin, Kerem Alkin ve Alper Öztürk ile Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan gözaltına alındı.

Anadolu Ajansı’nın 19 Eylül tarihli son teyitli haberinde beş ismin işlemlerinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğü’nde sürdüğü belirtiliyor.

TERA’NIN YÖNETİM KATINA BAKIN

Tera Yatırım Menkul Değerler’in resmi internet sitesinde bugün Yönetim Kurulu Başkanı olarak Emre Tezmen görünüyor.

Bağımsız Yönetim Kurulu üyelerinden biri Prof. Dr. Kerem Alkin.

Kerem Alkin’in geçmişine bakalım.

Türkiye’nin OECD nezdindeki Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi.

Türkiye Varlık Fonu eski Yönetim Kurulu Üyesi.

Halkbank eski Yönetim Kurulu Üyesi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi eski Genel Sekreteri.

Profesör.

Ancak benim dikkatimi çeken sadece bu parlak özgeçmiş değil.

Tera’da hangi koltuklarda oturduğu.

Şirketin kendi kurumsal yönetim kayıtlarına göre Kerem Alkin, yalnızca bağımsız yönetim kurulu üyesi değil.

Denetim Komitesi Başkanı.

Dahası:

Riskin Erken Saptanması Komitesi Başkanı.

Yani adı üzerinde, şirket açısından ortaya çıkabilecek risklerin erkenden saptanması için oluşturulan mekanizmanın başındaki isim.

MALİYE’NİN ESKİ AĞIR TOPU DA AYNI MASADA

Tera’daki diğer bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kadir Boy.

Onun özgeçmişi de en az Alkin kadar dikkat çekici.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu’ndan geliyor.

Hesap uzmanlığı, baş hesap uzmanlığı ve yöneticilik görevlerinden geçmiş bir kamu bürokratı.

Tera’nın kurumsal yönetim yapısında Kadir Boy da sadece yönetim kurulunda oturmuyor.

Denetim Komitesi üyesi.

Kurumsal Yönetim Komitesi Başkanı.

Riskin Erken Saptanması Komitesi üyesi.

Şirketin 2025 faaliyet raporunda iç kontrol sisteminin amaçlarından biri açıkça “hata, hile ve usulsüzlüklerin önlenmesi ve tespiti” olarak tarif ediliyor.

BİR DE ERKAN KİLİMCİ VAR

Tera Grubu’nun yakın zamana kadar CEO’su olan Erkan Kilimci’nin özgeçmişi de Türkiye finans sisteminin merkezinden geçiyor.

Boğaziçi Üniversitesi mezunu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda Başkan Yardımcılığı yaptı.

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Yönetim Kurulu’nda bulundu.

Halkbank’ta Genel Müdür Yardımcılığı yaptı.

Soruşturma sürecinde hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirilen Kilimci, Tera Finansal Yatırımlar Holding’deki Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği ve CEO’luk görevlerinden ayrıldı.

Yan yana koyunca ortaya ilginç bir fotoğraf çıkıyor.

Bir tarafta piyasanın içinde büyüyen patronlar ve yöneticiler.

Diğer tarafta devletin, Merkez Bankası’nın, Maliye’nin, kamu bankalarının ve ekonomi bürokrasisinin koridorlarından geçmiş isimler.

Üstelik bazıları bağımsız yönetim kurulu üyesi.

Bazıları denetimden sorumlu.

Bazıları riskin erken saptanmasından sorumlu.

ALKİN KARDEŞLER

Dosyanın dikkat çekici başka bir tarafı da Prof. Dr. Emre Alkin ile Prof. Dr. Kerem Alkin kardeşler.

Emre Alkin’in de ekonomi dünyasındaki geçmişi biliniyor.

Akademisyen.

İMKB Başkan danışmanlığı yaptı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde Genel Sekreterlik görevinde bulundu.

Kerem Alkin’in geçmişinde ise OECD Büyükelçiliği, Türkiye Varlık Fonu ve Halkbank var.

Bugün iki kardeş de aynı soruşturma kapsamında gözaltında.

Yine altını çiziyorum, Gözaltı suçluluk anlamına gelmez.

Fakat bu tablo bize başka bir soruyu sorma hakkı veriyor.

NEDEN ORADAYDINIZ?

Benim asıl merak ettiğim bu.

Bu kadar güçlü özgeçmişlere sahip insanlar neden bu yapıların içerisinde yer aldı?

Şirketlere girerken neye baktılar?

Hangi mali tabloları incelediler?

Kimlerle görüştüler?

Şirketlerin iş modellerini nasıl değerlendirdiler?

Fonlarla şirketler ve ilişkili taraflar arasındaki işlemler konusunda önlerine hangi raporlar geldi?

Yönetim kurulu toplantılarında hangi soruları sordular?

Denetim komiteleri neyi denetledi?

Riskin Erken Saptanması Komitesi hangi riskleri erken saptadı?

Bir problem gördülerse ne yaptılar?

Görmedilerse neden göremediler?

Bunlar suçlama değil.

Bunlar yönetim kurulu üyeliğinin doğal olarak beraberinde getirdiği sorular.

Hele hele tabelasında “bağımsız”, “denetim” ve “risk” yazan koltuklarda oturuyorsanız.

İSİMLER ŞİRKETLERE NE KAZANDIRDI?

Bir soru daha var.

Belki de en önemlilerinden biri.

Türkiye’de eski bürokratların, eski kamu yöneticilerinin, profesörlerin ve finans dünyasının tanınmış isimlerinin özel şirketlerin yönetim kurullarına girmesi yeni bir durum değil.

Şirketler onların tecrübelerinden yararlanıyor.

Ama aynı isimler şirkete başka bir şey daha kazandırıyor:

İtibar ve güven.

Bir yatırımcı şirketin yönetim kurulunda eski bir Merkez Bankası yöneticisini gördüğünde bunun bir anlamı vardır.

Eski Maliye bürokratını gördüğünde bir anlamı vardır.

Eski büyükelçiyi, Varlık Fonu ve kamu bankası yöneticisini gördüğünde bir anlamı vardır.

Bu nedenle bugün yalnız şirket patronlarının değil, o şirketlerin kurumsal yönetim mekanizmalarında görev alan isimlerin de anlatacakları önemli.

Bugün konuştuğumuz şey artık sadece, 

“Ne oldu?” değil.

Aynı zamanda, 

Kim neyi biliyordu?

Kim neyi gördü?

Kim hangi soruyu sordu?

Kim hangi uyarıyı yaptı?

Hepsinden önce, en çok benim merak ettiğim  o basit soru: Neden oradaydınız?

patronlardunyasi.com