Borsa


Borsa DEDEKTİFİ

17 Eylül sabahı Ankara’dan gelen açıklamaları tek tek okumak yerine yan yana koyduğumuzda daha büyük bir fotoğraf ortaya çıkıyor.

Çünkü ilk kez kamu otoritesi yaşananların kaynağını resmi olarak tarif etti.

Finansal İstikrar Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığındaki toplantısının ardından piyasalardaki hareketliliğin;

“Sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketlerinin uhdesindeki bazı fonlarda yaşanan kredi ve likidite sorunlarından”

kaynaklandığının değerlendirildiğini açıkladı.

Komite aynı açıklamada Borsa İstanbul’un ve sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin “temel veya yapısal bir risk bulunmadığını”, sorunun fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığını ve “geçici ve yönetilebilir” nitelikte olduğunu bildirdi. 

Ankara bir taraftan sorunun varlığını ve niteliğini kabul ediyor, diğer taraftan bunun finansal sistemin geneline yayılmış yapısal bir sorun olmadığı değerlendirmesini yapıyor.

İKİ ANAHTAR KELİME: LİKİDİTE VE BULAŞMA

Komite açıklamasındaki belki de en önemli bölüm ise bundan sonra yapılacakları tarif eden cümleydi.

Alınacak tedbirlerin öncelikle;

“likidite sıkışıklığının giderilmesi ve bulaşma riskinin önlenmesine”
yönelik olacağı açıklandı. 

Bu ifade aslında ekonomi yönetiminin risk haritasını da ortaya koyuyor.

Birinci risk, yatırımcıların fonlardan çıkış taleplerinin zamanında karşılanamaması.

İkinci risk ise likidite yaratmak zorunda kalan fonların ellerindeki varlıkları satmasının diğer fonlara, hisselere ve piyasanın geneline yeni bir baskı olarak yansıması.

Komite ikinci ihtimali özellikle “bulaşma riski” ifadesiyle gündemine almış durumda.

Ancak burada önemli bir sınır var:

Komite bulaşmanın gerçekleştiğini söylemiyor; bulaşma riskinin önlenmesini hedeflediğini söylüyor.

Bu ayrımı korumak gerekiyor.

ARDINDAN TCMB GELDİ

Finansal İstikrar Komitesi’nin ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TL likidite yönetimine ilişkin üç adım açıkladı.

Haftalık repo ihaleleriyle sağlanan fonlama miktarı likidite koşullarına göre artırılacak.

Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitleri bankacılık sisteminin mevcut bilanço büyüklükleri dikkate alınarak güncellenecek.

TCMB piyasalarında geçerli teminat iskonto oranları azaltılacak.

Merkez Bankası ayrıca likidite koşullarının yakından izleneceğini ve gerekirse ilave tedbir alınacağını açıkladı. 

TCMB FONLARA PARA VERMİYOR

Açıklanan mekanizma yatırım fonlarına doğrudan finansman sağlanması anlamına gelmiyor.

TCMB’nin muhatabı bankacılık sistemi.

Dolayısıyla açıklanan kararları “sorun yaşayan fonlara kurtarma paketi” olarak tanımlamak doğru olmaz.

Merkez Bankası’nın yaptığı, finansal sistemde TL likiditesine erişimi rahatlatacak kanalları genişletmek.

Bunun fon piyasasındaki sıkışıklığa ne ölçüde yansıyacağını ise uygulama gösterecek.

SPK’DAN BEKLENEN HAMLE DE GELDİ

Zincirin üçüncü halkası Sermaye Piyasası Kurulu.

SPK, bu sabah yaptığı açıklamada;

“Kurulumuz tarafından bir dizi tedbir alınmıştır.”

demişti.

Kısa süre sonra açıklanan karara göre 7 portföy yönetim şirketi ‘frenlenirken’ 130 fon ise tasfiye edildi.

NEDEN BU NOKTAYA GELİNDİ?

Bugünkü müdahaleyi anlamak için son 48 saatteki KAP bildirimlerine bakmak yeterli.

Pusula Portföy 15 Eylül’de kurucusu olduğu bazı yatırım fonlarının katılma payı iade ödemelerinde “temerrüt durumu oluştuğunu” açıkladı.

Şirket, ilgili fonların işlem yaptığı aracı kurumlarla mutabakatların ve likidite yönetiminin devam ettiğini bildirdi. 

Bir gün sonra benzer açıklama Tera Portföy’den geldi.

Tera Portföy Hisse Senedi Fonu’nun KAP bildiriminde de katılma payı iade ödemelerinde “temerrüt durumu oluşmuştur” denildi ve aracı kurumlarla mutabakat ile likidite yönetiminin sürdüğü açıklandı. 

Atlas tarafında teyit edilen gelişme bazı fonlarda çıkış/iade ödeme koşullarının değiştirilmesi. Bu nedenle Atlas’ı Pusula ve Tera ile aynı “temerrüt” başlığı altında değerlendirmemek gerekiyor. 

DOSYANIN BİR DE DENETİM AYAĞI VAR

Yaşananların tamamını yalnızca likidite krizi olarak okumak da eksik kalır.

SPK’nın 2026/59 sayılı bülteninde Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring paylarındaki işlemlere ilişkin suç duyuruları ve iki yıllık işlem yasakları bulunuyor.

Pusula Portföy’e de KTLEV payında kendi nam ve hesabına işlem yapmakla sınırlı olarak iki yıllık işlem yasağı getirildi. 

PEKİ BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Bugünden sonra dört göstergeyi takip etmek gerekiyor.

1 — Fon iadeleri

En önemli gösterge bu.

Temerrüt açıklayan fonlarda yatırımcıların katılma payı iade bedellerinin hangi takvimde ödeneceği izlenecek.

Çünkü problemin gerçekten çözülüp çözülmediğini açıklamalardan çok ödeme akışı gösterecek.

2 — Zorunlu satış baskısı

Fonlar likidite yaratmak için portföylerindeki hisse veya diğer varlıkları ne ölçüde satmak zorunda kalacak?

Eğer güçlü satış ihtiyacı devam ederse fonlardaki likidite problemi Borsa İstanbul üzerinde baskı yaratmayı sürdürebilir.

Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ise önümüzdeki işlemler gösterecek.

3 — Sorunun çevresi genişliyor mu?

Finansal İstikrar Komitesi resmi olarak sorunun “sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin uhdesindeki bazı fonlarda” bulunduğunu söylüyor.

Bundan sonraki kritik veri, yeni portföy yönetim şirketlerinden benzer KAP açıklamalarının gelip gelmeyeceği olacak.

Yeni temerrüt bildirimleri gelmez ve mevcut iadeler normale dönerse sorun gerçekten sınırlı kalabilir.

Tersi durumda “bulaşma riski” yeniden değerlendirilmek zorunda kalabilir.

4 — Denetim dosyası nereye uzanacak?

Likidite tedbirleri ile SPK’nın soruşturma ve denetimleri birbirinden ayrı iki süreç.

Bir tarafta piyasayı rahatlatmaya yönelik adımlar atılırken diğer tarafta geçmiş işlemler incelenmeye devam edecek.

Bu nedenle fon krizinin finansal ayağı yatışsa bile hukuki ve düzenleyici ayağı daha uzun sürebilir.

KRİZ BİTTİ Mİ?

Bugünkü açıklamalardan böyle bir sonuç çıkarmak için henüz erken.

Ama artık dünden farklı bir noktadayız.

Dün piyasada problem vardı.

Bugün kamu otoritesi problemin adını koydu:

Kredi ve likidite sorunu.

Problemin yerini tarif etti:

Sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonları.

İki temel riski belirledi:

Likidite sıkışıklığı ve bulaşma.

Ve ilk müdahale başladı.

TCMB TL likidite kanallarını genişletiyor.

SPK yeni tedbirlerini açıklamaya hazırlanıyor.

Düzenleyici kurumlar da piyasa işlemlerine ilişkin denetimlerini sürdürüyor.

Şimdi açıklamalardan daha önemli bir aşamaya geçiliyor

PARANIN HAREKETİNE.

Fonlardan çıkmak isteyen yatırımcı parasını zamanında alabilecek mi?

Fonlar bunu karşılamak için ne kadar varlık satacak?

Satış baskısı diğer fonlara ve Borsa İstanbul’a yayılacak mı?

Ve SPK’nın açıkladığı tedbirler bu zinciri kırabilecek mi?

17 Eylül sabahı itibarıyla Ankara yangının yerini tarif etti ve müdahaleye başladı.

Yangının söndüğünü söylemek içinse henüz erken.

patronlardunyasi.com