Altın piyasası, temmuzun son işlem gününe Fed kararının ardından oluşan sert fiyat hareketini sindirmeye çalışarak girdi. Bir yanda zayıflayan dolar ve soğuyan ABD enflasyonu, diğer yanda yüksek tahvil faizleri ve faiz artışı ihtimali bulunuyor.
Jeopolitik riskler güvenli liman talebini canlı tutarken yatırım fonlarındaki çıkışlar yükselişin önünde engel oluşturuyor. Dört aydır süren aylık serinin kaderi, 4 bin doların üzerinde sıkışan fiyatın kritik eşiklerden hangisini kıracağına bağlı olacak.
ALTINDA SON İŞLEM GÜNÜ DÜĞÜMÜ
Altın piyasası, temmuzun son işlem gününe Fed kararının ardından oluşan sert fiyat hareketini sindirmeye çalışarak girdi. Bir yanda zayıflayan dolar ve soğuyan ABD enflasyonu, diğer yanda yüksek tahvil faizleri ve faiz artışı ihtimali bulunuyor.
Jeopolitik riskler güvenli liman talebini canlı tutarken yatırım fonlarındaki çıkışlar yükselişin önünde engel oluşturuyor. Dört aydır süren aylık serinin kaderi, 4 bin doların üzerinde sıkışan fiyatın kritik eşiklerden hangisini kıracağına bağlı olacak.
ALTIN FİYATLARI 4 BİN 100 DOLARI YOKLADI
Altının ons fiyatı 31 Temmuz sabahındaki Asya işlemlerinde yüzde 0,2 civarında gerileyerek 4 bin 96 dolar çevresinde hareket etti. Böylece fiyat, önceki seansta aştığı 4 bin 100 dolar sınırının hemen altında dengelendi.
Fed kararının ardından 4 bin 116 dolara kadar yükselen altın, bu seviyede kalıcı olamadı. Vadeli işlemlerde ağustos teslimatı önceki günü yüzde 1,58 artışla 4 bin 100,10 dolardan tamamladı. Bu kapanış, 22 Temmuz’dan bu yana görülen en yüksek seviyeye işaret etti.
DÖRT AYLIK SERİ KIRILMAYA YAKIN
Altın, temmuz ayını yüzde 2,2’nin üzerinde yükselişle tamamlamaya hazırlanıyor. Bu görünüm korunursa şubat ayından bu yana devam eden dört aylık düşüş serisi sona erecek.
Haftalık değişim de yüzde 1 civarında artıya işaret ediyor. Ancak aylık toparlanmaya rağmen altının ons fiyatı, ocak ayında görülen tarihi zirvenin belirgin biçimde altında kalmaya devam ediyor. Temmuz hareketi bu nedenle uzun vadeli yükselişten çok, sert düşüşün ardından gelen denge arayışı olarak değerlendiriliyor.
FED KARARI FİYATLAMAYI DEĞİŞTİRDİ
ABD Merkez Bankası, federal fonlama faizini yüzde 3,50 ile yüzde 3,75 aralığında sabit bıraktı. Karar dokuz üyeye karşı üç üyenin oyuyla alındı.
Karşı oy kullanan üç üye faizin 25 baz puan artırılmasını istedi. Bu ayrışma, Fed içinde enflasyon riskine ilişkin görüş farkının büyüdüğünü gösterdi. Kararın ardından ilk tepki olarak dolar ve kısa vadeli faiz artışı beklentileri gerilerken altın hızla 4 bin 100 doların üzerine çıktı.
Buna karşılık üç üyenin faiz artışı talep etmesi, ilerleyen toplantılarda daha sıkı para politikası seçeneğinin masada kalmasını sağladı.
ALTIN FİYATLARI ENFLASYONDAN DESTEK BULDU
Fed’in yakından izlediği ABD kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi haziranda aylık yüzde 0,1 geriledi. Yıllık enflasyon ise mayıstaki yüzde 4,1 seviyesinden yüzde 3,7’ye indi. Gıda ve enerji hariç çekirdek gösterge aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 3,3 arttı. Veriler fiyat baskısında sınırlı bir soğumaya işaret ederek altın fiyatları üzerindeki faiz baskısını hafifletti.
Bununla birlikte yıllık enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde kalması, faiz artırımı ihtimalinin tamamen ortadan kalkmasını engelliyor.
TAHVİL FAİZLERİ FREN OLMAYA DEVAM EDİYOR
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 31 Temmuz sabahında yüzde 4,65 çevresinde hareket etti. Otuz yıllık tahvil faizi ise önceki seansta yüzde 5,2’nin üzerine çıkarak yaklaşık 19 yılın en yüksek seviyesini gördü.
Yüksek tahvil faizleri, faiz getirisi sağlamayan altın açısından alternatif maliyeti artırıyor. Bu nedenle doların zayıfladığı dönemlerde bile tahvil faizlerindeki yükseliş altının kazançlarını sınırlayabiliyor. Özellikle 10 yıllık faizin yeniden yüzde 4,70’in üzerine yönelmesi, altın piyasasında satış baskısını artırabilecek unsurlar arasında bulunuyor.
DOLAR CEPHESİNDE SERT GERİ ÇEKİLME
Dolar endeksi, Fed kararının ardından bir seansta yaklaşık yüzde 1 gerileyerek 100 seviyesine kadar çekildi. Endeks 31 Temmuz sabahında sınırlı toparlanmayla 100,2 çevresinde hareket etti.
Altının dolar üzerinden fiyatlanması nedeniyle ABD para birimindeki değer kaybı, diğer para birimlerini kullanan yatırımcıların alım maliyetini azaltıyor. Bu ilişki, Fed sonrasında altının 4 bin 100 doların üzerine çıkmasını sağlayan temel unsurlardan biri oldu. Dolar endeksinin yeniden 101 seviyesine yönelmesi halinde bu destek zayıflayabilir.
ALTIN FİYATLARI JEOPOLİTİK RİSKLE DENGELENDİ
Orta Doğu’daki askerî gerilim, altın fiyatları için güvenli liman talebini canlı tutuyor. Enerji taşımacılığı güzergâhlarına ve bölgedeki limanlara yönelik riskler, piyasanın çatışmanın ekonomik etkilerini yeniden fiyatlamasına neden oluyor.
Ancak jeopolitik gerilim altın açısından çift yönlü bir etki yaratıyor. Güvenli liman talebi fiyatı desteklerken petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyonu artırarak Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına yol açabilir.
Bu nedenle altın ile petrolün aynı anda yükseldiği dönemlerde tahvil piyasasındaki tepki daha belirleyici hale geliyor.
TALEP 1.269 TONDA KALDI
Dünya Altın Konseyi verilerine göre küresel altın talebi 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda büyük bir değişim göstermeyerek yaklaşık 1.269 ton oldu.
Yılın ilk yarısındaki toplam talep ise yüzde 2 artışla 2 bin 522 tona ulaştı. Talebin parasal değeri yüksek fiyatların etkisiyle yaklaşık 380 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Veriler, sert fiyat düzeltmesine rağmen fiziksel ve kurumsal talebin tamamen kaybolmadığını gösteriyor. Buna karşılık yüksek fiyatlar mücevher talebini baskılamaya devam ediyor.
ALTIN FİYATLARI MERKEZ BANKALARINDAN GÜÇ ALDI
Merkez bankaları ikinci çeyrekte net 289 ton altın satın aldı. Bu miktar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 62 artış anlamına geliyor.
Polonya açıklanan alımlarda öne çıkarken Çin’in de rezerv biriktirme hızını artırdığı belirtildi. Merkez bankalarının yılın ilk yarısındaki toplam alımı önceki yılların altında kalsa da ikinci çeyrekteki toparlanma altın fiyatları açısından önemli bir yapısal destek oluşturdu.
Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme politikalarının sürmesi, kısa vadeli fiyat hareketlerinden bağımsız bir talep tabanı sağlıyor.
ETF CEPHESİNDE PARA ÇIKIŞI SÜRDÜ
Fiziki altına dayalı borsa yatırım fonlarından ikinci çeyrekte yaklaşık 45 tonluk çıkış gerçekleşti. Yalnızca haziran ayındaki parasal çıkış 8,9 milyar dolara ulaştı.
Buna rağmen küresel fonların toplam altın varlıkları yılın ilk yarısında 18 ton artarak 4 bin 47 tona çıktı. Bu tablo, yılın başındaki güçlü girişlerin ikinci çeyrekte kısmen geri verildiğini gösteriyor.
Fon akışlarının yeniden pozitife dönmesi, 4 bin 100 dolar üzerindeki olası hareketin kalıcılığı açısından yakından izlenecek.
GRAM ALTINDA KUR DESTEĞİ
Dolar/TL kuru 31 Temmuz sabahında 47,5 seviyesinin üzerinde hareket etti. Altının ons fiyatı ve döviz kuru üzerinden yapılan teorik hesaplama, 24 ayar gram altının 6 bin 250 TL çevresinde bulunduğuna işaret ediyor.
Kuyumcu ve serbest piyasa fiyatları; alış-satış farkı, işlem maliyetleri ve yerel arz-talep koşulları nedeniyle teorik değerden ayrışabiliyor.
Ons altında yaşanabilecek geri çekilmenin kurdaki yükselişle dengelenmesi, gram altının küresel fiyatlara kıyasla daha dirençli kalmasını sağlayabilir.
ALTIN FİYATLARI İKİ EŞİK ARASINDA
Kısa vadeli görünümde 4 bin 80 dolar ilk destek olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin altında 4 bin 35-4 bin 50 dolar bölgesi yeniden gündeme gelebilir. Daha güçlü psikolojik destek ise 4 bin dolar düzeyinde bulunuyor.
Yukarı yönde 4 bin 116 dolar ilk direnç konumunda. Bu seviyenin aşılması halinde 4 bin 138 dolar ve 4 bin 147 dolar bölgeleri izlenecek.
Altın fiyatları 4 bin 138 dolar üzerinde kalıcılık sağlayamadıkça geniş banttaki sıkışmanın sürmesi olası görünüyor. Teknik seviyeler kesin bir fiyat yönü veya getiri garantisi taşımıyor.
YIL SONU SENARYOSUNDA YOL UZUN
J.P. Morgan Küresel Araştırma, altının ons fiyatının 2026’nın son çeyreğinde ortalama 6 bin dolara ulaşabileceğini öngörüyor. Kurum, 2027 için 6 bin 300 dolar seviyesini olası senaryolar arasında değerlendiriyor.
Bu tahminin gerçekleşmesi; merkez bankası talebinin sürmesine, jeopolitik risklerin devamına ve Fed politikasının yeniden gevşeme yönüne dönmesine bağlı bulunuyor.
Yüksek tahvil faizleri, fon çıkışları ve enflasyon nedeniyle güçlenen faiz artırımı ihtimali ise bu senaryonun önündeki temel riskleri oluşturuyor.
patronlardunyasi.com