Ertuğrul ÖZKÖK
DÜN 10.54 TRENİ İLE BAŞBAKAN OLMAYA GİDEN SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANINI KARŞILAMAYA KİMİN ARABASI GELDİ?
Dün benim için dünyanın en önemli siyasi olayı, bir medya ordusunun helikopterlerle izlediği trendi.
BBC News ve öteki İngiliz kanalları dakikalarca, bir treni takip ediyorlardı.
İlk bakışta insana, karısını öldürdüğü iddiasıyla takip edilen O.J. Simpson olayını hatırlatıyordu.
Ama bu bambaşka bir takipti…
Sabah İngiltere Başbakanı Keir Starmer istifa etmişti.
Benim asıl önemsediğim, onun istifası değil, yerine gelecek olan kişiydi.
Çünkü hislerim beni yanıltmıyorsa İngiltere başbakanlığına yeni bir Tony Blair geliyordu…
Ama onun en parlak zamanlarındaki Tony Blair…
İşte trende muhtemelen İngiltere’nin yeni Tony Blair’i vardı.
10.54 treni ile Manchester şehrinden Londra’ya trenle geliyordu.
#video_9742173#
LONDRA TRENİNDE SEÇİLMİŞ BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI
Trendeki yolcunun adı Andy Burnham’dı.
Manchester Büyükşehir Belediye Başkanı….
Adını ilk defa Covid sırasında yaptığı çalışmalar sırasında duymuştuk.
Bütün İngiltere’nin dikkatini çekmişti.
Burnham geçtiğimiz ay yapılan ara seçimde milletvekili seçilmişti.
Şimdi Parlamento’ya yemin etmeye geliyordu.
Herkesin bildiği sır ise, o trenin son durağının “10 Downing Street” olduğuydu.
Yani Birleşik Krallık Başbakanlık konutu…

HANGİ MEVKİDE SEYAHAT ETTİ, KARŞILAMAYA KİM GELDİ?
Medya yol boyunca o treni izledi.
Tabii ki ben de izledim.
İzlerken de kafamda gazetecilik merakı ile iki soru vardı…
Tren Manchester’da Piccadilly Station’dan hareket etmişti.
Londra’da Euston Garı'na geliyordu.
O trende hangi mevkide seyahat ediyordu?
Ve Londra’da onu karşılamaya kim gelecekti?
Resmi bir araba mı, yoksa İşçi Partisine ait bir arabası mı?..
BİRİNCİ SORUNUN CEVABINI GAZETEDE, İKİNCİSİNİ EKRANDA GÖRDÜM
The Telegraph gazetesine göre, trende first class bir koltukta seyahat etmiş.
Muhafazakar gazete bir İşçi Partili siyasetçiyi first classa yakıştırmamış olmalı ki, “Oysa trende çok sayıda ekonomi sınıfı koltuk vardı" demeyi ihmal etmemiş.
İkinci sorunun cevabına gelince…
Bunu öğrenmek için uzun sayılabilecek bir süre beklemem gerekti.
Çünkü İngiltere’nin yeni Tony Blair'ı trenden indi.
Karşılamaya gelen bir iki kişi ve sadece bir polis vardı.
Tren istasyonunun uzun peronunda epey bir yolu yürüdü.
Sonra kapalı bir bölgeye girince gözden kaybettik.

KAPIDA BİR “LONDON BLACK CAB” BEKLİYORDU
Kameralar istasyonun ana çıkışındaki bir kapıya yöneldi.
Ve biraz sonra kapıdan siyah bir araba çıktı.
Bir London “Black Cab’di…”
Yani bildiğimiz ticari taksi.
Evet İngiltere Krallığının yeni başbakan adayı resmen çağrılan bir taksiye binip parlamentoya gitti, yemin etti.
Eminim Manchester’da da istasyona bir taksi ile gitmiştir.
Şimdi hedefi temmuz ayındaki İşçi Partisi kongresinde genel başkan seçilmek. Sonra da Başbakanlık gelecek.
POST PUNK DÖNEMİN İŞÇİ SINIFI MÜZİSYENLERİ ŞEHRİ
Manchester denince bizim neslimizin solcularının aklına Sanayi Devriminin başladığı şehirlerden biri gelir.
Çocukluğumdan beri Manchester United’ı destekledim.
Kulübün efsane teknik direktörü Sir Alex Ferguson o şehrin tersanelerinden gelen bir işçiydi.
Ama benim için orası Rock müziğin coğrafyasıydı.
Post Punk döneminin ünlü grupları Joy Division, Happy Mondays…
Smiths, The Stone Roses…
Ve tabii ki en büyükleri….
Oasis…
Bu şehrin en parlak ve devrimci müzisyenleriydi…

10 DOWNING STREET’DE BİR ODADAKİ FENDER GİTAR
Tony Blair’in en parlak yıllarında, 10 Downing Street’teki başbakanlık odasında çekilmiş bir fotoğrafı hatırlıyorum.
Çalıştığı ana ofiste kenarda bir Fender Stratocaster gitar duruyordu…
Eric Clapton’un,Jimi Hendrix’in, Bob Dylan’ın, Keith Richards’ın ve daha yüzlerçe müzisyenin kullandığı gitar.
O nedenle 10 Downing Street adresine gelecek yeni Tony Blair nasıl bir insandır merak ettim ve bir ChatGBT araştırması yaptım.
Buyrun dünyanın en kritik günlerinde, “70 Plus liderlerin” hakim olduğu bir dönemde Birleşik Krallık'ın başına gelecek olan bir "Seçilmiş belediye başkanının" ilginç ve renkli portresi…
LIVERPOOL’LU AMA EN SEVDİĞİ GRUPLAR MANCHESTER’LİLER
1970 yılında Liverpool yakınlarında doğdu…
56 yaşında…
Liverpool doğumlu ama koyu bir Everton FC taraftarı…
Çocukluğundan beri Everton maçlarına gidiyor. Eski atkılarını ve hatıralarını hâlâ sakladığı anlatılıyor.
Tony Blair gibi o da müzik tutkunu…
Geçmişte DJ’lik yaptığı dönemler var.
Liverpool doğumlu ama en sevdiği gruplar arasında Beatles değil Manchester’lı, The Smiths, Happy Mondays ve The Stone Roses var.
Manchester arenasındaki Ariana Grande konserine yapılan terörist saldırıdan sonra şehrin toparlanma sürecinde ön plandaydı. O dönemi hayatının en karanlık dönemi olarak anlatıyor.

MANCHESTER TRANVAYLARINDA OASİS’İN SESİNDEN ANONSLAR
Burnham, Manchester’ın müzik kültürünü siyasi kimliğinin bir parçası haline getirdi.
Seçim kampanyalarında Oasis şarkıları kullanıldı ve Manchester’ın müzik mirasını sık sık öne çıkardı. Manchester Belediye Başkanı iken, Oasis’in solisti Liam Gallagher ile birlikte çalışarak Manchester tramvaylarında (Metrolink) Liam Gallagher’ın sesli anons yapmasını sağlamıştı.
Bu olay İngiltere’de epey ses getirmişti.
Yeni başbakan, Oasis’i sadece bir rock grubu değil, Manchester’ın dünya çapındaki “yumuşak gücü” (soft power) olarak görüyor ve grubun şehre ekonomik ve kültürel katkısını sık sık vurguluyor.

BAZILARI ONUN İÇİN “SİYASETİN OASİS’İ” DİYOR
Burnham’ın siyasi tarzı ile Oasis arasında sık sık benzetme yapılıyor.
İkisi de Londra merkezli İngiliz elitlerine karşı “Kuzey İngiltere’nin sesi” olarak görülüyor.
Bu yüzden bazı İngiliz gazeteleri Burnham için esprili biçimde “Siyasetin Oasis’i” diyor.
Ama şurası kesin ki, Gallagher kardeşler gibi arıza değil.
ANNESİ DÖVME YAPTIRMASINI YASAKLADI AMA BAKIN O NE DÖVMESİ YAPTIRDI
Sol kolunda Manchester’ın simgesi olan bir “arı” dövmesi var. Oysa annesi gençliğinde dövme yaptırmasını yasaklamış. Ama o annesini dinlemeyip bu dövmeyi yaptırmış.
Siyaset tarzına gelince…
İki kez İşçi Partisi liderliğine aday oldu ve kaybetti.
Bu yüzden İngiliz siyasetinde “asla pes etmeyen aday” olarak da anılır.
Bu defa liderliği kazanma şansı yüksek ve kazanırsa bu da onu başbakanlığa götürecek.
Manchester Belediye Başkanı olduktan sonra maaşının bir bölümünü evsizlere yönelik “Bed Every Night” programına bağışladı.
Futbol dışında kriketi de seviyor ve kuzey İngiltere kimliğini özellikle vurgular.
Bu yüzden İngiliz basınında ona sık sık “King of the North” (Kuzeyin Kralı) lakabı takılır.

TRENE BLUCİN VE TİŞÖRTLE BİNDİ, CEKET GÖMLEKLE İNDİ
Londra’ya geliyor ama Westminster’daki klasik koyu takım elbiseli politikacı görünümünden çok uzak.
Spor ayakkabı, polo yaka ve Adidas Gazelle ayakkabılarla dolaşıyor.
Dün 10.54 Londra trenine binerken kalabalığın arasında kaldı. Üzerinde bir blucin ve tişört vardı. Ancak tren boşaldığında bir süre inmedi.
İndiğinde ise üzerinde bir ceket ve gömlek vardı.
Ne de olsa oradan direk Westminster’a gidecekti.
Yani Parlamentoya.
Orada İşçi Partililer için de bir dress code (kıyafet kuralı) vardı.
İlginç bir ayrıntı daha: Everton taraftarı olmasına rağmen, Hillsborough faciasında hayatını kaybedenlerin aileleri için yıllarca mücadele etti. Bu nedenle Liverpool FC taraftarları arasında da saygı gören nadir İngiliz siyasetçilerden biridir.

İNGİLTERE’NİN HIRVATİSTAN’I YENDİĞİ GECE TRİBÜNLERDE HANGİ ŞARKI SÖYLENİYORDU?
17 Haziran akşamı İngiliz Milli Takımı, Hırvatistan’ı 4-2 yenerken tribünlerdeki taraftarlar bir şarkıyı İngiliz milli marşı gibi söylüyordu.
Bu, Manchester’lı Oasis grubunun efsane şarkısı “Wonderwall’dı…”
Bu yeni başbakan adayının da çok sevdiği bir şarkıydı. Hatta söylerken çekilmiş fotoğrafları bile vardı.
Şimdi aynı işçi şehrinin seçilmiş belediye başkanı, seçilmiş bir milletvekili olarak başbakanlığa yürüyordu.
Bu, yolcu treni ile Londra’ya gelen bir insanın basit portresi değildi.
Aynı zamanda köklü bir demokrasinin 2 saatlik özetiydi.
O saatlerde ülkenin başbakanı ise “Halkım artık beni lider olarak görmek istemiyor" diyerek Krala istifasını sunuyordu.
LONDRA TRENİNİN ÜZERİNDEKİ YAZI
Manchester-Londra arası 270 kilometre.
Trenle 2 saat 5 dakikada gidilen bir yol bu…
Seçilmiş belediye başkanı olarak Londra’ya getiren trenin üzerinde “Avanti West Coast” yazıyordu.
Yani “Batı Sahili haydi ileri” demek…
İngiltere’nin Batı sahili…
Liverpool, Manchester, Glasgow, Batı İskoçya…
Yılların sol bölgeleri…
Dedim ya, onun adı da “Kuzeyin Kralı…”
Manchester-Londra arası 270 kilometre…
Yol kısa, süre 2 saat…
Ama demokrasi trenyolu çok uzun…
Üstelik o demiryolunun üzerindeki trenin lokomotifi 811 yıllık bir Magna Carta….
patronlardunyasi.com