Spor


Ertuğrul ÖZKÖK

70 YILLIK BİR TARAFTAR OLARAK NEDEN YİNE VE YENİDEN AZİZ BEY’E OY VERECEĞİM?

Önceki akşam Bayern Munich-PSG maçını seyrederken aklım kulübüm Fenerbahçe’deydi…
Hatırlayabildiğim tarihi ile 9 yaşından beri Fenerbahçe’nin sadık bir taraftarıyım.
10 veya 11 yaşımda, üzerimde Lefter’in efsane çubuklu forması, tozlukları ile çekilmiş fotoğrafım, hâlâ gurur kaynağımdır ve albümünün baş köşesinde duruyor.
Avrupa liglerinde üçüncü maçta Nice’e yenilip elendiğimiz gece, İzmir’in rutubetli bir gecesinde buz gibi yatağımı, sabaha kadar gözyaşlarımla ısıttığımı, rahmetli anneciğimi de nasıl üzdüğümü hâlâ dün gibi hatırlıyorum.

ÖNCEKİ GECE FRANKOFON BEN VE “ALMANCI HASAN” AYNI GÖRÜŞTEYDİK

Önceki gece olağanüstü bir maç seyrettik.
Son yıllarda seyrettiğimiz en en güzel futbol karşılaşmalarından biriydi…
Sadece ben değil, Galatasaraylı Hasan Cemal de aynı görüşteydi.
Ben eski bir Paris vatandaşı olarak PSG’yi; o babadan kalma Almancılığı ve orada yaşadığı yıllarda Werder Bremen’in amatör takımının eski bir futbolcusu olarak Bayern’i destekliyordu.

TÜRKLERİN ÇOĞU BARCELONA’YI DESTEKLER AMA BEN REAL MADRİD’İ

Bu arada belirteyim.
Türkiye dışında sempatizanı olduğum iki takım var.
Türklerin çoğu Barcelona’yı destekler, bense Real Madrid sempatizanıyım.
Türklerin çoğu Arsenal’i destekler, bense işçi sınıfı ve Alex Ferguson’un takımı Manchester United sempatizayım…
Hem de çok eskiden beri…
Busby Babes” diye bilinen takım, 1958’de bir uçak kazasında neredeyse yok olduğunda da ağlamıştım.
Beatles yaşlarımın efsane George Best’inin de takımıdır MANU.

EKRANDA ALLIANZ ARENA’YI SEYREDERKEN AKLIMA GELEN

Önceki gece o maçı imrenerek seyrettim…
Bayern Munih’in, dünya stad konseptini değiştiren Allianz Arena’sını seyrederken aklıma bizim stat geldi.
Benim için hâlâ Türkiye’de maç izlemenin en zevkli olduğu staddır.
Nedense bana MANU’nun Old Trafford’unu hatırlatır.

TÜRKİYE FUTBOLUNUN MAKÛS TALİHİNİ DEĞİŞTİREN STAT

Türkiye’de futbolun makûs talihini değiştiren staddır o…
Futbolun sadece zeminde oynanan bir “Şey” olmadığını, bunun aynı zamanda bir “Entertainment eko-kültürel sistemi” olduğunu Türkiye’ye gösteren ilk adımdır o.
Rahmetli Özal’ın Bolu stadını çimlendirmesiyle başlayan, futbol altyapısını yenileme devriminin ikinci ayağıdır.

BU STADIN ÜZERİNİ HÜZÜNLÜ BİR TOZ ÖRTMEYE BAŞLADI

Buraya her adımımı attığımda, tabii ki aklıma Aziz Yıldırım gelir.
Ama sadece geçmişte yaptıkları için gelmez…
Önümüzdeki dönem için de gelir.
Stadımız bu haliyle ilk açıldığında Türkiye’nin açık ara en ileri spor alanıydı.
Ama artık üzerine yavaş yavaş hüzünlü bir toz örtülmeye başladı.
Yenilenmesi gerekiyor stadımızın.
Yine açık ara ön sıraya geçmesi gerekiyor.

BİZ FENERBAHÇELİLERİN BİR “HOMO FABER’E” İHTİYACI VAR

İşte bunu düşündüğüm anlarda aklıma yine Aziz Yıldırım geliyor.
Yine bir “Homo Faber’e” ihtiyacımız var.
Yani “Yapan, üreten bir insana…
Bir lidere…

ÜLKER ARENA’DA JACK NICHOLSON GİBİ KENARDA OTURMANIN HAZZI

Fenerbahçe basketbol takımının en tutkulu taraftarlarından biriyim.
Kim bilir kaç maçta, Jack Nicholson’un, Lakers’ın eski adıyla “Staples Center’ında” oturduğu parke zeminin kenarındaki koltuklarda Aziz Bey’le yan yana maç seyrettik.
Onun basket bilgisine, Avrupa’daki bütün oyuncuları tek tek tanıyışına biraz da hayretle tanık olmuştum.
Bir Fenerbahçeli olarak kişisel albümünde, çubuklu forma ile fotoğrafımın yanında bir kare daha var.
Basket takımımız İstanbul’da ilk Euroleague şampiyonluğu aldığı maçta stadın ortasındaki kutlama fotoğrafında arka sırada ben de vardım.
O gece soyunma odasına giren şanslı Fenerbahçelilerdendim.

SEYİRCİSİ YÜZDE 40 KADIN OLAN BİR ARENAYA BAKARKEN

Ne yazık ki Aziz Bey ayrıldıktan sonra takımımın maçlarını hep ekranda izledim.
O arenanın yapılmasında Murat Ülker’in büyük katkısı vardır.
Aziz Bey’le onun vizyonu yan yana gelince Euroleague’in en heyecan verici salonlarından biri ortaya çıktı.
Sadece takımımızla değil, seyircimizle de gurur duyuyorum.
Yüzde 40’a yıkını kadın ve genç, hatta çocuk olan müthiş bir seyircimiz var.
Holiganlığa zerre kadar itibar etmeyen, yüzde 100 Avrupalı bir seyirci bu.
Ama o arena artık bize yetmiyor.
Bir NBA arenası kadar olmasa bile ona yakın yeni bir arenaya ihtiyacımız var.
Ekrandan o salona her baktığımda aklıma yine Aziz Bey geliyor.
Bir “Homo Faber’e”; yapan ve üreten bir insana, bir lidere ihtiyacımız var yine.

BEN DE ŞAMPİYONLUK ÖZLÜYORUM AMA İÇİMDE BİR DE MANU VAR

Her Fenerbahçeli gibi ben de elbette şampiyonluk özlemi içindeyim.
Ama bazı Fenerbahçeliler gibi, şampiyonluğu tek takıntı haline getirmiş bir taraftar değilim.
Manchester United, Sir Alex’in ayrıldığı günden beri şampiyonluk yüzü görmedi.
Ama MANU yine dünyanın en kıymetli takımlarından biri.

BU PAZAR BARCELONA’DA ŞUNU DÜŞÜNECEĞİM

Real Madrid bu yıl dökülüyor.
Ama bu pazar Barcelona’da yine onu aynı keyifle izleyeceğim.
Ve orada, stadın yenilenmiş koltuklarında otururken, şunu da düşüneceğim.
Bu stadı yapan da bir zamanlar Aziz Yıldırım’ın yönetim kurulundan bir insandı.
Nihat Özdemir…
Tabii ki o stadda otururken yine Aziz Yıldırım’ı hatırlayacağım ve içimden şu geçecek:
Bizim bir “Homo Faber’e”, yani yapan, üreten bir lidere ve onun gibi düşünecek yöneticilere ihtiyacımız var.

ÖNCEKİ GECE PSG VE BAYERN’DEN SADECE BİRER FUTBOLCUNUN ADINI BİLİYORDUM

Dün Bayern-PSG maçını izlerken şunu da düşündüm.
Futbola bu kadar meraklı bir insanım ama önceki gece bence gerçek finali oyanayan iki takımdan da adını bildiğim futbolcu sayısı bir elin beş parmağı kadar bile değildi.
PSG’den Dembele…
Bayern’den de bir tek Harry Kane…
Oysa daha önce elenen Real Madrid takımının neredeyse ilk 11’lerinin tamamının ismini biliyorum.

ÖNCEKİ GECE ALEX’İN GELDİĞİ İLK YILI HATIRLADIM

Ama benim gözümde anonim isimlerden oluşan iki takım, bu yılın en güzel futbol oyununu ortaya koydular…
Demek ki bu oyunda “Takım ruhu” denilen bir şey var…
Yani Fenerbahçe’nin epeydir kuramadığı, yaratamadığı bir şey…
Tabii bunları düşünürken şunu da düşündüm.
Alex’in Fenerbahçe’ye geldiği ilk günleri…

BİZİM AYNI ZAMANDA BİR “HOMO INVENTOR’A” İHTİYACIMIZ VAR

Alex’in adını hiç duymamıştım.
Aziz Bey onu buldu ve getirdi…
Yani bizim Latincedeki deyişi ile, bir “Homo Inventor’a” da ihtiyacımız, “Bulan, keşfeden bir insana….” 
İşte bütün bunları düşündüğüm bir maç gecesiydi.
Bayern ve PSG bütün dünyaya, futbol denilen oyunun nasıl mükemmel bir şey olduğunu, bir 'storyteller' gibi anlatıyordu.

İŞTE O MAÇI SEYREDERKEN KARAR VERDİM: OYUM AZİZ YILDIRIM’A

O maçı seyrederken karar verdim.
Bu kongrede gidip Aziz Yıldırım’a oy vereceğim.
Çünkü onun bir iki yıllığına da olsa, yeniden bir “Homo İnventor” olarak gelip takıma rekabetçi ruhunu vermesini ve bir “Homo Faber” olarak da spor altyapımızı 21’inci yüzyıla taşımasını istiyorum.
Ve sonra bir iki yıl içinde takımı, Fenerbahçe’nin yeni nesillerinin yönetimine bırakmak…. 
Yani arkadaş;
70 yıldır Fenerbahçeyi destekleyen bir taraftar ve Kongre üyesi olarak oyum yine, yeniden Aziz Yıldırım’a…

patronlardunyasi.com