Aktüel


Ertuğrul ÖZKÖK

180 KİLOLUK BİR ORKİNOS, BİR ESER, ONU KESMEK GERÇEK BİR SANATMIŞ

Contemporary İstanbul’un 21’inci edisyonu galiba bu yıl bir adım daha öne çıktı.
Önce Johnny Depp’in “The Bunnyman” heykeli sürprizi geldi.
Düşünün o haberi ilk olarak dünyanın 1 numaralı Hollywood haber sitesi “Deadline’da” okudum.
Dün akşam Tersane Rixos otelinin salonlarındaki açılış resepsiyonu çok parlaktı…
Contemporary İstanbul kurucusu ve başkanı Ali Güreli, sonra ana sponsorlar olarak Akbank adına Suzan Sabancı ve ev sahibi Rixos’un kurucusu Fettah Tamince konuştu.

NİNJALI BİR ENSTALASYON MU YOKSA MİSAFERLERE SAŞİMİ Mİ?

Onların konuşması bittiği an, tam arkamızda hepimizi şaşırtan bir olay başladı.
Büyük bir platformun üzerine dev bir orkinos balığı konuldu.
Platformun üzerine bana “Ninja” gibi giyinmiş siyah kostümlü biri çıktı.
Elinde uzun bir bıçak vardı.
Aşağıda ise beyaz aşçı kıyafetli yardımcılar yerini aldı.
Ve Ninja kılıklı adam balığı büyük bir ritüelle kesmeye başladı.

ÖNCE BUNU BİR SANAT ENSTALASYONU SANDIM

Önce bunu bir sanat enstalasyonu sandım.
Salonda bir tür “Happening” olayı gibi gördüm.
Meğer balık gerçek bir orkinosmuş.
Ninja kılıklı adam gerçek bir orkinos kesicisimiş.
Adamlar sahnede resmen bize saşimi hazırlıyormuş.

ELLERİNDE AKILLI TELEFONLARLA BU SAHNEYİ ÇEKEN İNSANLAR BİR AYİNİ HATIRLATIYORDU

Hayatımda ilk defa böyle bir şey gördüm.
Fotoğraflarını çektim ama kalabalıktan iyi bir yere yerleşemediğim için çektiğim kareler o kadar etkileyici görünmüyor.
Ellerindeki akıllı telefonları uzatarak bu sahneyi çeken insanlarla birlikte çok değişik bir manzara vardı önümde.
Bir ayin gibiydi bu sahne.
Bu sahneyi bir belgesel gibi videoya çekmeyi çok isterdim…

İLK BAKIŞTA İRKİLDİM SONRA ŞUNU DÜŞÜNDÜM

İlk bakışta bana irkiltici geldi.
Sonra düşündüm.
Sanat nedir?
Sahnedeki adam bir balık kasabıydı ama kesme işini öylesine becerikli bir üslupla yapıyordu ki, bu işin bir sanatkârlık olduğu duygusuna geldim.
İspanya’da jambon kesicileri de böyledir.
Türkiye’de de bazı döner kesicileri.
Ama orkinos kesme bunların hepsinden daha başka bir şey. 
Bana bir Blue fin Orkinos gibi göründü.

BU “TOYOSU” EKONOMİSİNİ HİÇBİR ZAMAN ANLAMIYORUM

Balığın uzunluğu ve ağırlığı konusunda ChatGBT’ye fotoğraf üzerinden bir değerlendirme yaptırdım. 
2.2-2.4 metre uzunluğunda ve 140-180 kilo ağırlığında bir değerlendirme yaptı.
Bu büyüklükte bir balığın “Toyosu” (Tokyo Balık Pazarındaki) fiyatı, mevsimine göre 10-15 bin dolar arasında değişiyormuş.
Ben bu orkinos ekonomisini hiçbir zaman anlamadım.
Bundan kaç saşimi, kaç suşi çıkar?
Bunların bir porsiyonu kaça satılır ve o balığın parası çıkar?
Galiba Contemporary Istanbul bu balık şovla dünya sanat fuarları klasmanında bir başka yere geçti.

BİR SANAT FUARI AÇILIŞI İÇİN TIKANAN YOLLAR

Bu yıl açılış resepsiyonuna ilgi çok yüksekti.
Tersane’ye giden yollar tıkanmıştı.
Yolda ağır ilerlediğim için Tersane’deki değişimi de izleme imkânım oldu.
Rezidanslar tamamlanmış, hatta yüzde 70’i satılmış.

IŞIKLI DEV TERSANE MAKETİ ÜZERİNDE ALDIĞIM BRİFİNG

Otel içinde salonun bir köşesine Tersane projesinin ışıklı dev bir maketini koymuşlar.
Bütün proje 2028’de tamamlanıyormuş.
Bu bölge Haliç’in görünümünü ve karakterini tamamen değiştirecek.
Hem lüksün hem sanatın en önemli merkezi olacak İstanbul’da.
Alanın bir ucundaki Sadberk Hanım Müzesi de kültürel değeri daha da arttıracak.

RESEPSİYONUNDA 800 KİŞİ VARDI

Açılış gecesi resepsiyonuna 800 kişi katıldı.
Geçen yıl fuarı 54 bin kişi gezmişti.
Bu yıl galeri sayısı artırıldığı için katılın daha yüksek olması bekleniyor.

MERAK EDİLEN ŞEY: JOHNNY DEPP GELECEK Mİ? 

Tabii açılış resepsiyonunda herkesin merakla beklediği şey şuydu:
Johnny Depp bir sürpriz yapar mı?
Yapmadı…
Kendisi yoktu ama heykeli üç galerinin tam ortasında harika bir yere konulmuştu.
Tabii ki ilgi odağıydı.

BUGGYMAN SATILIK MI, SATILIKSA FİYATI NE?

Benim kafamdaki soru şuydu:
“Acaba bu heykel satışa konulmuş muydu?”
Tabii ki satılıksa fiyatı neydi?
Heykeli hem Shanghay hem İstanbul’da aynı anda dünyaya tanıtan Sigg Vakfı yöneticilerinden bilgi aldım.
Heykel satılık değil. 
Her iki fuara da “Özel proje” olarak getirmişler.
Fiyatı da ilan edilmiyor.

DAVETLİ LİSTESİNDE GÖZÜME ÇARPANLAR

Tersane’deki resepsiyona katılanlar arasında kimler var şöyle baktım:
Hakan Tiftik, Koza Güreli Yazgan, Leyla Alaton, Marc-Olivier Wahler, Sedef Gali, Zeynep Tamince, Alejandra Castro Rioseco, Omar Albraik, Pierre Sigg, Susanne Van Hagen, Louis Negre, Kamiar Maleki, Benjamin Helion Guggenheim, Mehmet Ali Bakanay, Moiz Zilberman, Andre De Quiroga, Arzuhan Yalçındağ, Vuslat Doğan, Hanzade Doğan, Elif Dürüst, Sevda - Can Elgiz, Arne Quinze…
Mustafa Taviloğlu gibi modern sanat konusunda öncü sayılabilecek bazı koleksiyonerleri göremedim.

DAVETLİLER ARASINDA BİR GUGGENHEİM GÖRÜNCE

Buna karşılık listede bir Guggenheim adı görünce merak ettim.
New York’un en ünlü sanat ailesi.
Guggenheim Müzisinin kurucuları.
Kolleksiyoner Peggy Guggenheim’in torunun oğluymuş ve ressam Pageen Vail Guggenheim ile ressam Jean Helion’un torunuymuş. 

BU YIL İLK DEFA KATILAN ÇOK ÜNLÜ GALERİLER

Fuarda 16 ülkeden 70 galeri var.
Bunlardan 22’si bu yıl ilk defa katılıyor.
Merak ettim ilk defa katılan galeriler hangileridir diye, şunlarmış:
(*) Lizbon’dan Galeria Francisco Fino, 
(*) Paris’ten Galerie La La Lande ve Galerie Vallois, 
(*) Berlin’den Galerie Thomas Schulte, 
(*) Paris ve Brüksel’den Michel Rein, 
(*) Hong Kong ve Sanghay’dan Pearl Lam Projects, 
(*) Tokyo’dan Takato Kano Gallery, 
(*) Asya’nın farklı şehirlerinde faaliyet gösteren Whitestone Gallery, 
(*) Madrid’den Villa Magdalena, 
(*) Yeni Delhi’den Method Gallery  
(*) Tahran/İ stanbul’dan Shiva Zahed 

SON YILLARDA GÖRDÜĞÜM EN ZENGİN AÇIK BÜFE

Tersane Rixos’un salonları harika bir resepsiyon mekanına dönüştürülmüş.
Salonun her tarafında farklı mutfaklardan farklı yiyecekler vardı.
Son yıllarda gördüğüm en zengin resepsiyon açık büfesiydi diyebilirim.
Genellikle Kuruçeşme Divan’da Koç Gurubunun ödül davetlerinde çok zengin bir büfe olur.
Burası onu da geçmişti.
Ama benim için hep aynı şey.
Ayakta yemek yiyemediğim için hep aç kalıyorum.

BÖYLE MUAZZAM BİR ORGANİZASYON SADECE BİLET VE SATILAN ESER KOMİSYONU İLE YAPILABİLİR Mİ

Bu fuar her yıl aklıma şu soruyu sokuyor.
Böyle büyük bir fuarın ekonomisi nedir?
Sadece ziyarete gelen insanlar ve satılan eserlerden alınan komisyonla bu muazzam organizasyon finanse edilebilir mi?
Tabii ki edilemez.
Arkasında çok büyük bir sponsorluk yelpazesi var. 
(*) Başta Akbank ve Rixos Tersane var.
(*) Resmi Mobilite ve Ortak Partneri Borusan Otomotiv’in Türkiye Distribütörü olduğu BMW Türkiye, 
(*) Ortak Partneri Asperox, 
(*) Resmi Havayolu Türk Hava Yolları  
(*) Miles&Smiles, 
(*) İstanbul ve yurt dışındaki tanıtımı için Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), 
(*) Etkinliğin duyurulması ve şehre yayılması için İBB KÜLTÜR A. 
(*) Host Partneri Pernod Ricard Türkiye, Trendyol, 
(*) Resmi Saat Partneri Salon Kantièm, 
(*) Proje Partnerleri Samsung, L’OR Espresso, Maison Yirmisekiz, The Peninsula Istanbul  
(*) Ağırlama Partneri The Marmara Group

Dünyada her şeyin kötü gittiği, Türkiye’nin fon skandalı ile sarsıldığı şu günlerde bu fuar bana iyi geldi.
Ali ve Rabia Güreli’yi bir kere daha kutluyorum.
Tabii sporsorlara da teşekkür ediyorum. 

patronlardunyasi.com