Patronlar


Merkez müdahale eder mi?

Stresli dönemlerde finansal piyasalar merkez bankalarının dövize müdahalesini beklerler. Döviz rezervlerinin bu gibi durumlar için kullanılmasını isterler. Bu geçmişte doğruydu, ancak tam dalgalı kur rejimi uygulanmaya başlayınca geçerliliği tartışmalı hale geldi.

Tam dalgalı döviz kuru rejiminde, dövize alım yönünde müdahale etmek daha kolaydır. İşler iyi gittiği sürece, sisteme döviz girer. Oynaklık artınca ya da rezerv artırma gereksinimi ortaya çıkınca, merkez bankaları müdahale ederler. İç paranın değeri ise bu gibi ender müdahale girişimlerinden pek etkilenmez.

Burada kritik nokta, "işlerin iyi gitmesidir". Son 6-7 yıldır dünya ekonomileri iyi bir dönem geçirdi. Stresli dönemler azdı. Likidite düşük faiz oranlan ile sisteme verildi. Döviz rezervlerini artırmak amacı ile "alım" müdahaleleri sıkça görüldü. Türkiye de bu kervana katildi. Rezervlerini 62 milyar dolara kadar yükseltti. İç para ise değer kazanmaya devam etti.

Stresli dönemler
Tersi durumda ise işler değişiyor. Tam dalgalı döviz kuru rejimini uygulayan ülke merkez bankaları döviz satarak müdahale etmek istemiyorlar. Bunun üç nedeni var. Birincisi, döviz kuru düzeyinin piyasa tarafından belirleneceği görüşü. Piyasaların derinliğini, spekülatörlerin dinamizmini ve sıcak paranın hareket kabiliyetini dikkate almadan "denge başka bir yerde kurulur" diye düşünerek dövize müdahale etmiyorlar.

İkinci neden, "kısa vadeli spekülatif para istediği zaman ülkeden çıkamaz, çıkarsa artan döviz fiyatlarından ve faizlerden zarar eder" şeklindeki bir başka inanışla ilgili. Oysa, uzun sürede önemli oranda getiri elde etmiş sıcak para için, ana paranın bir kısmını kaybetme riski de azalır. Tehlikenin oluştuğunu gördüğünde, fikrini değiştirip bir an önce kaçmayı tercih eder. Burada "önce kaçan kazanır" kuralı işler. Müdahale kaçışı durdurmaz, sıcak paracıların zararını azaltır.

Müdahale etkili olmaz
Üçüncü neden ise, döviz müdahalelerinin etkisizliği gerçeğinden kaynaklanır. Dövize yapılan müdahalelerde arzulanan sonuçların tersinin ortaya çıkması sıkça rastlanılan gelişmelerdir. İç paranın değer kaybetmesini istediğinizde, değer kazanır, kazanmasını istediğinizde, değer kaybeder. Öte yandan müdahalenin, oluşan stresli ortamda paniği arttırma riski vardır. Dövizi alanın gittiğini gören bıyıklı ya da bıyıksızlar da kervana katılır. Döviz talebi artar, rezervler süratle azalır.

Burada yapılacak iş, durumu bu noktaya getirmemektir. Piyasaları sinirlendirecek, stresini artıracak, bekleyişleri değiştirecek ekonomik ve politik gelişmelere izin vermemektir. "Cari açıktan bir şey olmaz" yaklaşımını benimseyen, enflasyonist eğilimler artarken faizleri indirme yansına giren, reformları geciktiren ve politik konularda uzlaşma yerine sorun kaynağı olan hükümetler, bunların bedellerini finans piyasalarında oluşan stres ile öderler. Böylesi durumlarda, geçici bir önlem niteliği taşıyacak döviz müdahaleleri işe yaramaz. Bunu bilen merkez bankaları da "dalgalı kurda böyle şeyler olur" diyerek, müdahale etmek istemezler.

Vatan